Yeterince açık olmadığımı düşünüyorum.I think that I wasn't clear enough.
Yetişkin Amerikalıların yüzde altmış dokuzu ya aşırı kilolu veya obezdir.Sixty-nine percent of adult Americans are either overweight or obese.
Büyük büyük ebeveynlerimden sadece ikisi onlarla tanışmam için yeterince uzun yaşadı.Only two of my great-grandparents lived long enough for me to meet them.
Kümeste yaklaşık yetmiş tavuk ama sadece bir horoz var.There are about seventy hens in the henhouse, but only one rooster.
Yetişkin Amerikalıların yüzde altmış dokuzu fazla kiloludur.Sixty-nine percent of adult Americans are overweight.
O iki araba satın almak için yeterince zengin.He's rich enough to buy two cars.
Senin hâlâ yeterli deneyimin yok.You still don't have enough experience.
İstediklerimi satın almak için yeterli param yok.I don't have enough money to buy what I want.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to do everything that needs to be done.
Bize gereken her şeyi satın almak için yeterli param yok.I don't have enough money to buy everything we need.
Bu ayın kirasını ödemek için yeterli param yok.I don't have enough money to pay this month's rent.
Keşke öyle bir ev almak için yeterli param olsa.I wish I had enough money to buy a house like that.
Almamı istediğin her şeyi almak için yeterli param yoktu.I didn't have enough money to buy everything you asked me to buy.
Başkan benim mektubuma cevap vermek için yeterince kibardı.The president was nice enough to respond to my letter.
Yeterli yiyeceğimiz var.We have enough food.
Bizim sadece üç günlük yeterli yiyecek ve suyumuz var.We only have enough food and water for three days.
Bizim sadece üç kişiyi beslemek için yeterli yiyeceğimiz var.We only have enough food to feed three people.
Yetişkinler her gün ne kadar süre televizyon izleyerek geçirir?How much time do adults spend watching television every day?
Sen yeteneklisin ama kaytarıyorsun.You're competent but you're slacking.
Onlara yetişmeye çalıştım ama sonunda geride kaldım.I tried to keep up with them, but eventually I fell behind.
Mary'nin Tom'la doğrudan doğruya yüzleşecek yeterince cesareti yok.Mary doesn't have enough courage to confront Tom directly.
Bu ipin yeterince sağlam olduğunu düşünüyor musun?Do you think this rope is strong enough?
Biz yeterli su içmiyoruz.We don't drink enough water.
Çoğu insan yeterli su içmiyor.Most people don't drink enough water.
Bu sabah ilk trene yetişmek için istasyona zamanında gidebildin mi?Were you able to make it to the station on time to catch the first train this morning?
Tom'un yeteneği var.Tom has talent.
Bana yeterince para ödeniyor.I'm paid enough.
Tom yetimhanenin bina fonuna katkıda bulunarak telafi etmeye çalışmıştır.Tom has attempted to make amends by contributing to the orphanage's building fund.
O, senin için yeterince iyi değil.He's not good enough for you.
Yemek için neredeyse hiç yeterince param yok.I barely have enough money for food.
Tom'un yaratıcı düşüncesi Mary'nin örgütsel yeteneklerini güzelce tamamladı.Tom's creative thinking nicely complemented Mary's organizational talents.
Ancak bir hafta yeterli içme suyumuz vardı.I had barely enough potable water for a week.
Bir palmiye ağacının dibinde palmiye fidesi yetişir.At the foot of the palm tree there grows a palm seedling.
Yaşlı kadın doksan yaşında ama onun zihinsel yetenekleri etkileyici.The old woman is ninety years old, but her cognitive abilities are impressive.
Yetmiş beş beşle bölünürse on beştir.Seventy-five divided by five is fifteen.
Bu şimdilik yeterli olacaktır.This will suffice for now.
Bir Audi'ye paran rahat yeterken, bir Kia'ya neden razı olasın?Why settle for a Kia when you can clearly afford an Audi?
ABD'de yetişkinlerin yüzde doksanının şimdi cep telefonları var.Ninety percent of adults in the United States now have cellphones.
O, edebiyatta yeterli.He is proficient in literature.
Bu şehir ikimiz için yeteri kadar büyük değil.This town isn't big enough for the two of us.
Bazen gülümsemek için bir çiçek yetmeli.Sometimes a flower should be enough to smile.
Bazen iki kişinin aynı dili konuşması yetmez.Sometimes it isn't enough for two people speak the same language.
Millet, bu sadece yeterince iyi değildi.Guys, that just wasn't good enough.
Herkesin doğal yetenekleri var.Everyone has natural talents.
Tom'un psişik yeteneği var.Tom has psychic ability.
Biz zaten yeterince sahibiz.We have enough already.
Tom'un benzersiz yetenekleri vardır.Tom has unique skills.
Onların yeteneği var.They have talent.
Biletler yetişkinler için 5 dolar ve yaşlılarla çocuklar için 2 dolardır.Tickets are $5 for adults, and $2 for senior citizens and children.
Biletler yetişkinler için 30 dolar ve çocuklar için ücretsizdir.Tickets are $30 for adults and children are free.
Biletler yetişkinler için 30 dolar ve çocuklar için 15 dolar.Tickets are $30 for adults and $15 for kids.
Herkes için yetecek kahve yok.There's not enough coffee for everyone.
Tom müthiş çok yetenekli bir atlettir.Tom is a terrific all-around athlete.
Tom son derece yetenekli bir sanatçı.Tom is an extremely talented artist.
Tom son derece yetenekli bir ressam.Tom is an extremely talented artist.
Tom tamamen yeteneksizdi.Tom was totally incompetent.
Yeterli insan var mı?Are there enough people?
Tom gerçekten yetenekli.Tom is really talented.
Tom çok yetenekliydi.Tom was very talented.
O yeterince iyi değildi.It wasn't good enough.