Ana içeriğe geç
Sözlük

yet ile cümle

yet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yeterli yiyeceğimiz olduğundan emin misin?Are you sure we have enough food?
Yeterince egzersiz yapıyor musun?Do you get enough exercise?
Belki bu yeterli değil.Maybe that's not enough.
Tom yeterince yemek yemiyor.Tom hasn't been eating enough.
Üç yüz dolar yeterli mi?Is three hundred dollars enough?
O yeterli olmalıydı.That should've been enough.
Bir şişe şarabın yeterli olacağından emin misin?Are you sure one bottle of wine is going to be enough?
Üç saatin yeterli olacağını düşünüyor musunuz?Do you think three hours will be enough?
Tom içki içmek için yeterince yaşlı mı?Is Tom old enough to drink?
Yapmamız gereken her şeyi yapmak için yeterli zaman yoktu.There wasn't enough time to do everything that we needed to do.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için yeterli zaman yoktu.There wasn't enough time to do everything that needed to be done.
Yetkili kişi siz misiniz?Are you the person in charge?
Görme yeteneğim eskisi kadar iyi değil.My eyesight isn't as good as it used to be.
Yeterli biramız olduğundan emin misiniz?Are you sure we have enough beer?
Zaten yeterince yapmadın mı?Haven't you done enough already?
Yetişkin olmak kolay değil.It's not easy being an adult.
Tom kendi yeteneğine güveniyor.Tom has confidence in his own ability.
Spagettinin spagetti ağaçlarında yetiştiğini biliyor muydun?Did you know that spaghetti grows on spaghetti trees?
Ahşap ağaçlarda yetişmiyor.Wood doesn't grow on trees.
Ahşabı israf etmeyin. O, ağaçlarda yetişmez.Don't waste wood. It doesn't grow on trees.
Tom'un onu almak için yeterli parası olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom has enough money to buy that.
İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil konuşamaz.Seventy percent of British people cannot speak a second language.
İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil kullanmaz.Seventy percent of the British people don't speak a second language.
Bende yeterince var.I have enough.
İlk trene yetişebilmek için erken çıktım.I set out early so as to catch the first train.
Tom sadece Mary'nin müzikal yetenekleriyle ilgili değildi.Tom was not just interested in Mary's musical abilities.
Tom'un bile bir fincan kahve almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't even have enough money to buy a cup of coffee.
Ben sadece ailemi beslemek için yeterli para kazanmak istiyorum.I just want to make enough money to feed my family.
Sadece ailemi geçindirmeye yetecek kadar para kazanmak istiyorum.I just want to make enough money to feed my family.
Tom kendine bakmada oldukça yeteneklidir.Tom is quite capable of looking after himself.
Tavuk yeterince pişmemiş.The chicken is undercooked.
Bir taksi için yeterli param yok.I don't have enough money for a taxi.
Tom ihtiyacı olan her şeyi satın almak için yeterli parasını olmadığını biliyor.Tom knows he doesn't have enough money to buy everything he needs.
İhtiyacın olan her şeyi satın almak için sana yeterli parayı verdiğimi umuyorum.I hope that I gave you enough money to buy everything you needed.
Çok sayıda yönetici ve yeterli olmayan işçiler var.There are too many managers and not enough employees.
Sanırım muhtemelen yeni bir trompet almaya gücüm yeter.I think I can probably afford to buy a new trumpet.
Yeterli unumuz var mı?Do we have enough flour?
Kızım için yeterince iyi değilsin.You're not good enough for my daughter.
Tom bu yıl mısır yetiştirmeye karar verdi.Tom decided to grow corn this year.
Yeterince can kurtaran sandalı olmadığı için birçok kişi öldü.Many people died because there weren't enough lifeboats on the ship.
Tom'un yeterince güçlü olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is strong enough?
Yeterince güçlü olduğumu düşünüyor musun?Do you think I'm strong enough?
Tom'un hâlâ yeterli deneyimi yok.Tom still doesn't have enough experience.
Burası okumak için yeterince aydınlık değil.It's not light enough in here to read.
Sosyal Demokratlar seçim günü yeterince seçmeni harekete geçirmeyi başaracak mı?Will the Social Democrats succeed in mobilizing enough voters on Election Day?
Ben yeterince uyumadım.I didn't get enough sleep.
Eğer şimdi çıkarsak yetişmemiz kuvvetle muhtemel.If we leave now, we should make it.
Bu biftek az pişmiş görünüyor. Yeterince pişmiş olup olmadığını merak ediyorum.This steak seems rare. I wonder if it was cooked long enough.
Tom elinden geleni yaptı, ama yeterli olmadı.Tom gave his all, but it wasn't enough.
Tom her şeyini verdi, ama yetmedi.Tom gave his all, but it wasn't enough.
Yolsuzluk yapmış hükümet yetkilileri ülkeden kaçtı.The corrupt government officials fled the country.
Dokuz FIFA yetkilisi tutuklandı ve şantaj ve rüşvet ile suçlandı.Nine FIFA officials have been arrested and charged with racketeering and bribery.
"Can" yetenek ifade etmek için ve "May" izin istemek için doğru kelimedir."Can" is the right word to express ability and "May" to ask for permission.
Dünya yeterli değil.The world is not enough.
O ucube bir kibrit kutusunda hamam böcekleri yetiştirir.That weirdo breeds cockroaches in a matchbox.
Senin sözünden şüphe duymuyorum. Senin yeteneğinden şüphe duyuyorum.I don't doubt your word, I doubt your ability.
Kendilerini kandırmak için gençlerin yeteneğini hafife aldım.I underestimated teenagers' ability to delude themselves.
Artık yeter, ağlama!It's enough, don't cry!
Yeterli zamanım olduğundan emin olmak için deli gibi çalışıyorum.I'm working like crazy to make sure I have enough time.
Yeterli paran yoksa, sana biraz ödünç veririm.If you don't have enough money, I'll lend you some.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod