Ana içeriğe geç
Sözlük

yet ile cümle

yet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yeterli arkadaşın yok, değil mi?You don't have enough friends, do you?
Onun yeterli arkadaşı yok.He doesn't have enough friends.
Onun yeterince arkadaşı yok.She doesn't have enough friends.
Mary'nin yeterli arkadaşı yok.Mary doesn't have enough friends.
Bizim yeterli arkadaşımız yok.We don't have enough friends.
Onların yeterince arkadaşları yok.They don't have enough friends.
Bu yemek üç kişiye yeter.This food is enough for three people.
Tom'un görev dağılımı için büyük bir yeteneği var.Tom has a great talent for the assignment of tasks.
Bu çalışma özel yetenek ister.This work demands specific abilities.
Araba sürmek için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to drive?
Üçümüz için kanoda yeterli yer olduğunu sanmıyorum.I don't think that there's enough room in the canoe for all three of us.
Tom'un istediği şeyi alması için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to buy what he needed.
Tom'un bir taksi tutmak için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to take a taxi.
Tom ailesine bakmak için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support his family.
Tom'un yeterli deneyimi yok.Tom doesn't have enough experience.
Tom'un bir ev almak için yeterli parası yok.Tom doesn't have enough money to buy a house.
Tom yeterince çok çalışmıyor.Tom doesn't study hard enough.
Tom genellikle yeterli uyumuyor.Tom doesn't usually get enough sleep.
Tom'un gerçekten istediği her şeyi satın almak için yeterli parası var.Tom has enough money to buy everything he really needs.
Tom'un bir araba satın almak için yeterinden fazla parası var.Tom has more than enough money to buy a car.
Tom deden olmak için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to be your grandfather.
Tom kendine bakmak için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to take care of himself.
Tom sizin için yeterince iyi değil.Tom isn't good enough for you.
Tom bira almak için yeterince yaşlı değil.Tom isn't old enough to buy beer.
Tom ehliyet almak için yeterince yaşlı değil.Tom isn't old enough to get a driver's license.
Tom ne hakkında konuştuğumuzu anlamak için yeterince yaşlı değil.Tom isn't old enough to understand what we're talking about.
Tom onu kaldırmak için yeterince güçlü değil.Tom isn't strong enough to lift that.
Tom yeterli zamanının olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have enough time.
Tom, yeterli zamanı olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have enough time.
Tom valizimi taşımak için yeterince nazikti.Tom was kind enough to carry my suitcase for me.
Tom ihtiyacım olan parayı bana ödünç vermek için yeterince nazikti.Tom was kind enough to lend me the money I needed.
Tom bana gerçeği söylemek için yeterince nazikti.Tom was kind enough to tell me the truth.
Tom Mary'nin ona söylediğine inanmak için yeterince aptaldı.Tom was stupid enough to believe what Mary told him.
Tom üst raftaki kitaplara ulaşmak için yeterince uzun değildi.Tom wasn't tall enough to reach the books on the top shelf.
Benim sorunlarım hakkında endişe etmeden senin aklında yeterince var.You have enough on your mind without worrying about my problems.
Artık yeterince yaşlısın.You're old enough now.
Tom bir yetimhanede büyütüldü.Tom was raised in an orphanage.
Onun psişik yetenekleri var.She has psychic abilities.
Bazı adamlar çok yetenekli.Some men are very talented.
Tom'un birden çok yeteneği vardır.Tom has multiple talents.
Yeterince zamanım olursa onu doğru yaparım.If I have enough time, I'll do it right.
Bir ormanı yakmak için bir kıvılcım yeterli olur.A spark would be enough to burn a forest.
Çok kötü! Çok az sayıda zengin insan yetimhaneye bağış yapıyor.Too bad! Too few rich people donate to the orphanage.
O oldukça yetkili.He's quite authoritative.
Duyulmak için yeterince yüksek sesle konuşun.Speak loud enough to be heard.
Sence trene yetişir miyiz?Do you think we'll make the train?
Yeterince bakarsan aradığını bulursun.If you look hard enough, you'll find what you're looking for.
Sorun şu ki yeterince param yok.The problem is that I don't have enough money.
10.30 trenine yetişmeyi planlıyorum.I plan to catch the 10:30 train.
Tom bir hükümet yetkilisidir.Tom is a government official.
Tom'un bir araba kiralamak için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to rent a car.
Bu evi almaya gücün yetmeyebilir.You can not afford this house!
Yeterli param yok bu yüzden istesem de seninle gidemezdim.I don't have enough money, so I couldn't go with you even if I wanted to.
Sadece kısmi ödemeye param yeter.I can only afford to make a partial payment.
Tom yetiştirmek için bir çift tavşan besledi.Tom kept a pair of rabbits for breeding.
Ne yazık ki onun hak ettiği hediyeyi almaya gücü yetmiyor.I'm afraid I can't afford the gift she deserves.
Alyansım yetenekli bir kuyumcu tarafından yapıldı.My wedding ring was crafted by a skilled goldsmith.
Benim evlilik yüzüğüm yetenekli bir kuyumcu tarafından yapıldı.My wedding ring was crafted by a skilled goldsmith.
Ben yeteneğimin sınırlarına ulaştım.I have reached the limits of my ability.
Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.Nothing grew there besides wild lavender.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yet ile cümle - Sayfa 32 - yet kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App