Bu ikisi beynin farklı yerleri tarafından kontrol edilir.حيث يتم التحكم فيهم بواسطة أجزاء مختلفة من المخ.
Bu ikisi beynin farklı yerleri tarafından kontrol edilir.義兄弟はそのうちに 勇気を持って
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Aceste femei și acei bărbați tineri iranieni uniți din toată lumea, din afară și dinăuntru.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Ces femmes et ces jeunes hommes des Iraniens unifiés à travers le monde, à l'intérieur et à l'extérieur.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Deze vrouwen en die jonge mannen, verenigden de Iraniërs, over de hele wereld, binnen en buiten.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Diese Frauen und diese jungen Männer, vereinigte Iraner rund um die Welt, drinnen und draußen.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Estas mujeres y estos hombres han logrado unir a los iraníes en todo el mundo, en el país y fuera.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Estas mulheres e estes jovens iranianos unidos pelo mundo fora, por dentro e por fora.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Ezek a nők és azok a fiatal férfiak világszerte, kül- és belföldön egyesítették az Irániakat.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Những người phụ nữ này và những chàng trai trẻ kia đoàn kết đồng bào Iran trên toàn thế giới, trong và ngoài.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Para wanita ini dan para pemuda itu menyatukan bangsa Iran di seluruh dunia, di dalam dan di luar.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Te kobiety i ci młodzi mężczyźni zjednoczyli Irańczyków na całym świecie, tu i tam.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Tyto ženy a tito mladí muži spojili Íránce napříč světem, uvnitř i venku.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Αυτές οι γυναίκες και αυτοί οι νέοι άνδρες ένωσαν τους Ιρανούς σε όλο τον κόσμο, μέσα και έξω.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Тези жени и млади мъже обединиха иранците по целия свят, вътре и вън.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Ці жінки та ті молоді люди іранці, що об"єдналися по всьому світу, всередині і ззовні.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki İranlıları birleştirdi.Эти женщины и те молодые люди, объединившиеся иранцы по всему миру, внутри страны и за её пределами.
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki이 여성들과 젊은 남성들은 전 세계적으로,
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindekiהנשים האלה והבחורים הצעירים האלה איחדו איראנים
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindekiهؤلاء النساء وهؤلاء الشبان وحدوا الايرانيين
Bu kadınlar ve genç adamlar dünyanın değişik yerlerindeki国内外 世界中の イラン人を結束したのです
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.A důvod, proč to chci napsat je , víte, pak, to vyměníme xka a ynka. Takže to teď necháme tam.
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.E il motivo per cui l'ho voluto scrivere a questo punto e' che, sai, tra un po' scambiamo le x con le y.
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.Vi skriver det her nu, fordi vi senere skal bytte rundt på vores x'er og y'er.
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.이 사실을 언급한 이유는 나중에 x와 y를 바꿀 것이기 때문입니다
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.وسبب اني اريد كتابته في هذه المرحلة هو لأننا، كما تعلمون، انه لاحقاً، سنعمل على التبديل بين الـ x والـy
Bu kısıtlamaları şimdi yazmamın nedeni, bildiğiniz gibi birazdan, iks ile "y"nin yerlerini değiştirecek olmam.後で、xとyを入れ替えるからです。 後で、xとyを入れ替えるからです。 いいですか?
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.A jeźli nie odstępował obłok, nie ruszali się aż do dnia, którego odstępował.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.A keď sa nedvíhal oblak, nehnuli sa, až do dňa, keď sa zase zdvihol.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.còn nếu áng mây không ngự lên thì họ cũng không đi , cho_đến ngày nào áng mây ngự lên .
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.còn nếu áng mây không ngự lên thì họ cũng không đi, cho đến ngày nào áng mây ngự lên.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Et quand la nuée ne s`élevait pas, ils ne partaient pas, jusqu`à ce qu`elle s`élevât.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Ha pedig a felhõ nem szálla fel, õk sem indulának el, míg csak fel nem szálla.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.구름이 떠오르지 않을 때에는 떠오르는 날까지 발행하지 아니하였으며
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Maar als de wolk op de tabernakel bleef, bleven ook de Israëlieten waar zij waren.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Men når skyen ikke løftet sig, brøt de ikke op, men ventet til den dag den atter løftet sig.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Mutta milloin pilvi ei kohonnut, he eivät lähteneet liikkeelle, ennenkuin sinä päivänä, jona se taas kohosi.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.og når Skyen ikke løftede sig. brød de ikke op, men ventede, til den atter løftede sig.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Pakli se neodnášel oblak, nehýbali se až do dne, v němž se zdvihl.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.pero si la nube no se levantaba, no partían hasta el día en que ella se levantaba
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.se a nuvem, porém, não se levantava, não caminhavam até o dia em que ela se levantasse.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Se la nube non si innalzava, essi non partivano, finché non si fosse innalzata
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Şi cînd nu se ridica norul, nu porneau, pînă ce nu se ridica.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Tetapi kalau awan itu tidak naik, mereka tidak berangkat dari situ
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Wenn sich aber die Wolke nicht aufhob, so zogen sie nicht bis an den Tag, da sie sich aufhob.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.αν ομως η νεφελη δεν ανεβαινε, τοτε δεν εσηκονοντο μεχρι της ημερας της αναβασεως αυτης.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.если же не поднималось облако, то и они не отправлялись в путь, доколе оно не поднималось,
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.но ако облакът не се дигаше, тогава не тръгваха до деня на вдигането му.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.ואם לא יעלה הענן ולא יסעו עד יום העלתו׃
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.وان لم ترتفع السحابة لا يرتحلون الى يوم ارتفاعها.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.雲 彩 若 不 收 上 去 、 他 們 就 不 起 程 、 直 等 到 雲 彩 收 上 去
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.雲彩 若 不 收 上去 、 他 們 就 不 起程 、 直 等到 雲彩 收 上去
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Akkor Saul megtére a Filiszteusok üldözésébõl; a Filiszteusok pedig az õ helyökre haza menének.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Da zog Saul herauf von den Philistern, und die Philister zogen an ihren Ort.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Ðoạn , Sau-lơ trở_về , chẳng đuổi theo dân Phi-li-tin nữa ; và dân Phi-li-tin đều trở_về trong xứ mình .
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Ðoạn, Sau-lơ trở về, chẳng đuổi theo dân Phi-li-tin nữa; và dân Phi-li-tin đều trở về trong xứ mình.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Então Saul deixou de perseguir os filisteus, e estes foram para o seu lugar.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.사울이 블레셋 사람 따르기를 그치고 올라가매 블레셋 사람이 자기 곳으로 돌아가니라
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Men Saul holdt op med å forfølge filistrene og drog hjem, og filistrene drog tilbake til sitt land.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Men Saul holdt op med at forfølge Filisterne og drog hjem, medens Filisterne trak sig tilbage til deres Land.