Ana içeriğe geç
Sözlük

yerleri ile cümle

yerleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Je savais qu'il y avait une erreur quelque part ici.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.뭔가 잘못되었네요.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Lo sapevo che qui qualcosa non andava.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Wiedziałem, że coś tu się nie zgadzało.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Ya sabía que algo andaba mal ahí
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Το ήξερα πως κάτι ήταν λάθος εδώ.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.Знаех си, че нещо не е наред.
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.كنت اعلم ان شيئاً ما خاطئاً هنا
Biliyorum bazı yerleri yanlış yapabiliyorum.それではこれらの点をグラフにしていきましょう。
Biliyoruz ki 7 kere 4, 28'e eşittir. 2'yi ve 8'i yerlerine yazıyoruz.Ale tato čtyřka v čísle 48, není obyčejná čtyřka, ale ve skutečnosti je to 40.
Biliyoruz ki 7 kere 4, 28'e eşittir. 2'yi ve 8'i yerlerine yazıyoruz.Então aqui não estamos mesmo a multiplicar 7 × 4, estamos a multiplicar 7 × 40
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.A tanti piace guardare altrove per cercare la causa del problema.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Beaucoup de gens aiment pointer du doigt un endroit autre comme étant la cause du problème.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.많은 사람들이 이 문제의 원인을 다른 곳에서 찾기를 좋아합니다.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Mnoho lidí rádo poukazuje na jiná místa, než na příčinu problému.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Muita gente gosta de apontar para outra razão, como sendo a fonte do problema.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Multora le place să arate cu degetul alte locuri ca fiind cauza problemei.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Nhiều người thích chú ý vào những chỗ khác ngoài nguyên nhân của vấn đề.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar. Sebep her zaman nüfus artışı.Mucha gente prefiere pensar que la causa del problema está en otro sitio: el crecimiento de la población.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Und viele Menschen zeigen gerne mit dem Finger irgendwo anders hin als der Grund des Problems.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Veel mensen wijzen graag naar iets anders als de bron van het probleem.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Wiele osób lubi wskazywać na inne przyczyny tego problemu.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Многие предпочитают указывать на какие-то другие места как причины проблем.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.Много хора обичат да посочват някъде другаде като причината за проблема.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.הרבה אנשים אוהבים לציין משהו אחר בתור מקור הבעיה,
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.الكثير من الناس يفضلون الإشارة لمكان آخر كمصدر للمشكلة.
Birçok insan problemin sebebi olarak başka yerleri göstermeyi seviyorlar.「ある問題」にあると言われます 人口増加です
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.유치원부터 고등학교 과정과 대학 과정의 많은 학생들이 단지 교실에 앉아 누군가가 얘기하는 것을 듣고 싶어하는게 아닙니다.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Mange studerende, i grundskolen og på universiteterne, ville ikke bare sidde der og høre på nogen tale.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muchos estudiantes de educación básica y universitarios, no quieren solo sentarse ahí y escuchar a alguien.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Muitos alunos, no ensino básico e nas universidades, não querem sentar-se ali e ouvir alguém falar.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Wielu studentów, w szkole i na uczelni, nie chce tylko siedzieć i słuchać.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.Многие школьники и студенты не хотят просто сидеть и слушать лектора.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.סטודנטים רבים, בבתי הספר ובאוניברסיטאות, לא רוצים סתם לשבת שם ולהקשיב למישהו מדבר.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.العديد من الطلاب في مراحل التعليم العام وفي الجامعات، لا يرغبون فقط بالجلوس والاستماع الى شخص ما يتحدث.
Birçok öğrenci, K-12'de ve üniversitelerde, sadece yerlerinde oturup konuşan birisini dinlemek istemiyor.学生は 受け身な座学では 物足りないのです もっと授業に参加したいのです
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Beaucoup de zones urbaines ont été converties en parkings, plutôt sans discernement.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.많은 도시의 땅이 주차장으로 바뀌고 마구잡이로 이용되었습니다.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Molte aree urbane sono state convertite in parcheggi in una sorta di uso indiscriminato.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Muchas áreas urbanas se han convertido en aparcamientos con una especie de uso indiscriminado.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Multe spații urbane au fost transformate în parcări, fără a se ține seama de nimic.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Veel stedelijke ruimte is veranderd in parkeerplaatsen, haast ondoordacht.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Viele städtische Flächen wurden in Parkplätze umgewandelt, ganz unterschiedslos.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Wiele obszarów zurbanizowanych zamieniono na parkingi nadając im byle jakie przeznaczenie.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Многие части города превратились в парковки, совершенно без разбора.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.איזורים עירוניים רבים הוּמרו למגרשי חניה בסוג של שימוש ללא אבחנה.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.والكثير من المناطق المدنية تحولت إلى أماكن لركن السيارات بشكل عشوائي
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.駐車場ばかりが目につきます 都市デザインは運輸省によって
Bir defa pislik yerleri bırakma.لا تترك أي أماكن قذرة .
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Las cooperaciones reforzadas que se pretenda establecer respetarán la Constitución y el Derecho de la Unión.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.La sede delle istituzioni dell’Unione è fissata d’intesa comune dai governi degli Stati membri.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Le siège des institutions de l’Union est fixé du commun accord des gouvernements des États membres.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Ministerrådet træffer afgørelse efter høring af Europa-Parlamentet.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.Sediul instituţiilor Uniunii este stabilit de comun acord între guvernele statelor membre.
Birlik Kurumlarının yerleri, Üye Devletlerin hükümetlerinin ortak mutabakatıyla belirlenir.SO SE DOGOVORILE o naslednjih določbah, ki so priložene k Ustavi:
Bir yerlerini yaraladığında veya kırdığında... ...Sangmin benden daha fazla üzülürdü.Allons-y.
Bir yerlerini yaraladığında veya kırdığında... ...Sangmin benden daha fazla üzülürdü.Byla jsi odřená a polámaná. Sangmin se kvůli tomu cítil hůř než já.
Bir yerlerini yaraladığında veya kırdığında... ...Sangmin benden daha fazla üzülürdü.Chillando y poniéndote mal. Sangmin se sentía peor que yo.
Bir yerlerini yaraladığında veya kırdığında... ...Sangmin benden daha fazla üzülürdü.Éraflures et fractures au rendez-vous. Sangmin se sentait plus mal que moi.
Bir yerlerini yaraladığında veya kırdığında... ...Sangmin benden daha fazla üzülürdü.Raspar y romper a ti mismo. Sangmin sentía peor que yo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod