Bu yerlere dizilerde gelinir.Deze plaatsen komen uit drama's.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Diese Orte kommen immer in Dramen vor.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Genul acesta de localuri apar numai in filme.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Questi posti diventano famosi nei drama.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Takie miejsca pokazywane są w dramach.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Takšni kraji se pojavljajo le v dramah.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Tempat seperti ini ada dalam drama
Bu yerlere dizilerde gelinir.Αυτά τα μέρη τα δείχνουν σε σειρές.
Bu yerlere dizilerde gelinir.Место, будто сошедшее с дорам.
Bu yerlere dizilerde gelinir..מקומות כאלו תראי רק בדרמות
Bu yerlere dizilerde gelinir.هذه الأماكن تظهر في الدراما
Bu yerlere dizilerde gelinir.気に入った?
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Aby měli prostor na uchopení poslání, ke kterému už směřovali, a spojit se s ostatními.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Có một nơi để thực hiện nhiệm vụ mà họ đã hằng mong muốn, và kết nối với những người khác.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Een plaats voor de missie die ze al wilden nastreven, en om met elkaar in contact te komen.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Er schuf einen Ort für Leute, die bereits auf einer Mission sind, damit sie sich vernetzen können.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Hogy legyen egy hely ahová eleve el akartak jutni és kapcsolatba kerülni egymással.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.하고싶은 일을 할 수 있는 장소를 만들어주고 이미 생각이 있던 사람들을 서로 연결시켜 준 거죠.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Les permitió tener un lugar para tener una misión a la que ellos ya querían unirse, y conectarse entre ellos.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Miesto, kam by sa mohli obrátiť so svojím poslaním a nadviazať navzájom spojenie.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Să aibă un loc pentru a-şi îndeplini misiunea pe care deja şi-o asumaseră şi să se conecteze unii cu alţii.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Untuk memiliki tempat mencapai misi yang memang mereka inginkan, dan terhubung dengan lainnya.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Мати місце, де можна було б виконувати місію, яку вони вже хотіли виконувати, і єднатись з іншими.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.Он создал площадку для того дела, которым они уже хотели заниматься, и для их связи друг с другом.
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.מקום אליו בכל מקרה רצו ללכת ולהתחבר בו אחד לשני
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.ولكنه صنع مكان يمكنهم ان ينطلقوا منه انهم ارادو ذلك وتواصلوا مع بعضهم البعض
Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.互いにつなぐことができる場所を用意したのです これらの人々の共通点は、彼らが全て異端者だということです
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.Han tenido que caminar bajo soles abrasadores hasta llegar a algunas de las zonas más remotas de la Tierra.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.그들은 세계에서 가장 닿기 힘든 곳, 가장 외진 곳을 향해서 작열하는 태양 밑을 걷고 또 걸어야 합니다
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.Muszą często wędrować w upalne dni do niektórych z najbardziej odległych, trudno dostępnych miejsc na świecie.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.Putovali pod pražícím sluncem, do těch nejodlehlejších, nejzastrčenějších koutů světa.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.Πρέπει να βαδίσουν κάτω από τον καυτό ήλιο σε μερικά από τα πιο απομονωμένα, δυσπρόσιτα μέρη στον κόσμο.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.По жаре им приходилось добираться в самые удаленные, труднопроходимые места в мире.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.Те трябва да вървят под жаркото слънце до някои от най-отдалечените, труднодостъпни места на света.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.בעולם. הם צריכים לצעוד תחת השמש היוקדת לחלק מהמקומות המבודדים, הקשים להגעה ביותר בעולם.
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.و عليهم أن يقوموا برحلات صعبة تحت أشعة الشمس الحارقة إلى بعض الأماكن النائية جدا ، و التي يصعب الوصول إليها !
Cehennem gibi güneşin altında dünyadaki ulaşılması en zor, en uzak yerlere seyahat etmek zorundalar.徒歩で赴かなくてはならないのです。 また、紛争地帯でも
Cisco'nun da yardımı ile başka yerlere de bakmaya başladım.좀 말도 안되는 이유를 대고 다른 곳을 찾아 다녔습니다.
Cisco'nun da yardımı ile başka yerlere de bakmaya başladım.מסיבה לא ברורה, אני חיפשתי במקומות אחרים.
Cisco'nun da yardımı ile başka yerlere de bakmaya başladım.لاسباب غريبة .. قررت النظر الى النظير تماما ..
Cisco'nun da yardımı ile başka yerlere de bakmaya başladım.新たな答えを探ってきました 急進的革新というのは ときには
Çocuklarımın eğitip alıp, belki buradan ayrılmalarını ve başka yerlere gitmelerini istiyorum.Quiero estudiar y tal vez deje aquí y vaya a otro lugar.
Çocuklarımın eğitip alıp, belki buradan ayrılmalarını ve başka yerlere gitmelerini istiyorum.אני רוצה שהם ילמדו ואולי יצאו מכאן וילכו למקום אחר.
Çünkü biz bu terk edilmiş ve yoksul mahalleleri aldık ve içleri böyle gözüken yerlere dönüştürdük.왜냐하면 우리는 포기하고 궁핍한 우리의 이웃을 끌어 안을수 있고, 그 분들을 이렇게 바꿀수 있기 때문입니다.
Çünkü biz bu terk edilmiş ve yoksul mahalleleri aldık ve içleri böyle gözüken yerlere dönüştürdük.Przekształcamy zaniedbane dzielnice w coś takiego, z takimi wnętrzami.
Çünkü biz bu terk edilmiş ve yoksul mahalleleri aldık ve içleri böyle gözüken yerlere dönüştürdük.כי אנו יכולים לקחת את השכונות המוזנחות והעניות ולהפוך אותן למשהו כמו זה עם חללים פנימיים כאלה.
Çünkü biz bu terk edilmiş ve yoksul mahalleleri aldık ve içleri böyle gözüken yerlere dönüştürdük.لأننا نستطيع أن نأخذ أحياء مهجورة و معدمة ونحولها لشيء مثل هذا، مظهر داخلي مثل هذا.
Çünkü biz bu terk edilmiş ve yoksul mahalleleri aldık ve içleri böyle gözüken yerlere dönüştürdük.景色をこんなふうに変えて 内装もこんなにしたら みんな気付くんだね 生徒がやったんだと
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Bởi thiếu những người này, chúng ta không thể có những nơi như thế.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Fordi uden disse mennesker, kan vi ikke have sådan nogle steder.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Karena tanpa orang-orang seperti ini kita tidak bisa memiliki tempat-tempat seperti ini.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.이들이 없다면, 이런 장소도 있을 수가 없죠.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Mert ezek nélkül az emberek nélkül nem létezhetnek ezek a helyek.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Parce que sans ce genre de personnes nous ne pouvons pas avoir d'endroits comme ça.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Pentru că fără astfel de oameni nu putem avea locuri ca acesta.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Porque sem este tipo de pessoas não podemos ter locais destes.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Porque, sin ellos, no podemos tener lugares como éste.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Protože bez takových lidí nemůžeme mít takováto místa.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Senza questo tipo di persone, non possiamo avere posti come questo.
Çünkü bu tür insanlar olmadan bu tür yerlere kavuşamayız.Weil wir ohne solche Leute solche Orte nicht haben können.