yerleştir ile cümle
yerleştir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,I osadza w nich głodnych, aby zakładali miasta ku mieszkaniu;
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,I osazuje na ní hladovité, aby stavěli města k bydlení.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Ja hän asetti nälkäiset sinne asumaan ja he rakensivat kaupungin asuaksensa.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,주린 자로 거기 거하게 하사 저희로 거할 성을 예비케 하시고
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Là fece dimorare gli affamati ed essi fondarono una città dove abitare
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Ngài làm cho những kẻ đói được ở lại đó , Họ xây lập thành đặng ở .
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Ngài làm cho những kẻ đói được ở lại đó, Họ xây lập thành đặng ở.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Och han lät de hungrande bo där, och de byggde en stad där de kunde bo.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Og han lot de hungrige bo der, og de grunnla en by til å bo i.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Orang-orang lapar ditempatkan-Nya di sana; mereka mendirikan kota untuk kediaman mereka
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Osadzuje tam hladných, a postavia si tam mesto na bývanie.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,und hat die Hungrigen dahingesetzt, daß sie eine Stadt zurichten, da sie wohnen konnten,
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,Και εκει κατοικιζει τους πεινωντας, και συγκροτουσι πολεις εις κατοικησιν
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,И там заселва гладните, За да си основават градове за живеене,
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,ויושב שם רעבים ויכוננו עיר מושב׃
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,ويسكن هناك الجياع فيهيئون مدينة سكن.
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,他 使 飢 餓 的 人 住 在 那 裡 、 好 建 造 可 住 的 城 邑
Açları yerleştirir oraya; Oturacak bir kent kursunlar,他 使 飢餓 的 人 住在 那 裡 、 好 建造 可住 的 城邑
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.ACT III. I. cena um lugar público.
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.ACT III. 장면 I. 공공 장소.
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.ACT III. Scene I. Ein öffentlicher Platz.
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.ACT الثالث. المشهد الأول مكان عام.
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.מערכה שלישית. סצנה א מקום ציבורי.
ACT III. Sahne I. Bir kamu yerleştirin.[マーキューシオ、ベンヴォリオ、ページ、およびサーバントを入力してください。]
Adam: Daha fazla güneş panelleri yerleştirmek istiyoruz!Bărbat: Trebuie să instalăm mai multe panouri solare!
Adam: Daha fazla güneş panelleri yerleştirmek istiyoruz!Hombre: ¡Queremos instalar más paneles solares!
Adam: Daha fazla güneş panelleri yerleştirmek istiyoruz!Mann: „Wir wollen mehr Solaranlagen bauen!"
Adam: Daha fazla güneş panelleri yerleştirmek istiyoruz!Вот подборка изображений, которые автор загрузил в Instagram.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Arrancó la punta de su renuevo, lo llevó a una tierra de mercaderes, y la puso en una ciudad de comerciantes
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.A rupt ramura cea mai înaltă a lui, a dus -o într'o ţară de negoţ, şi a pus -o într'o cetate de negustori;
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Gyönge ágainak hegyét letépte, és vivé azt a kalmárok földére, az árusok városában tevé le.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Han bröt av dess översta kvist och förde den till krämarlandet och satte den i en köpmansstad.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Hän taittoi siitä latvalehvän ja vei sen kauppiasten maahan, asetti sen kauppurien kaupunkiin.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.그 연한 가지 끝을 꺾어 가지고 장사하는 땅에 이르러 상고의 성읍에 두고
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.lalu membawanya dan meletakkannya di kota dagang yang ramai
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Najgorenjo vejico je odtrgal in jo odnesel v deželo tržnikov in jo postavil v mestu kupčevalcev.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Nó bẻ nhành non rất cao , đem đến trong một đất thương_mãi , và để trong một thành của người buôn_bán .
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Nó bẻ nhành non rất cao, đem đến trong một đất thương mãi, và để trong một thành của người buôn bán.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.odlomil čo bolo najvýbornejšie jeho mládnikov a zaniesol to do kupeckej zeme, složil to v meste obchodníkov.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Spidsen af dens Skud brød den af, bragte den til et Kræmmerland og satte den i en Handelsby.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.stroncò il ramo più alto e lo portò in un paese di mercanti, lo depose in una città di negozianti
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.und brach das oberste Reis ab und führte es ins Krämerland und setzte es in die Kaufmannstadt.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Vrch mladistvých ratolestí jeho ulomila, a přenesla jej do země kupecké; v městě kupeckém položila jej.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.απεκοψε τα ακρα των τρυφερων αυτου κλαδων και εφερεν αυτα εις γην εμπορικην εθεσεν αυτα εις πολιν εμπορων.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.сорвал верхний из молодых побегов его и принес его вземлю Ханаанскую, в городе торговцев положил его;
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.Той откърши върховете на клончетата му Та ги занесе в търговска страна, Тури ги в търговски град.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.את ראש יניקותיו קטף ויביאהו אל ארץ כנען בעיר רכלים שמו׃
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.قصف راس خراعيبه وجاء به الى ارض كنعان وجعله في مدينة التجار.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.就 是 折 去 香 柏 樹 儘 尖 的 嫩 枝 、 叼 到 貿 易 之 地 、 放 在 買 賣 城 中
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.就是 折去 香柏 樹儘 尖 的 嫩枝 、 叼到 貿易 之 地 、 放在 買賣 城中
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Bevettem a pipát a számba, és a Zodiac oldaláról befordultam a vízbe. És ez volt az első dolog, amit tett.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Inilah yang pertama kali dilakukan anjing laut tutul itu.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.저는 스노클을 입속에 넣고, 조디악의 옆에서 굴러서 물 속으로 들어갔습니다. 그녀가 한 첫번째 행동은 이거 였습니다.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Laitoin snorkkelin suuhuni ja pyörähdin Zodiacin laidan yli veteen. Tämä oli ensimmäinen asia, jonka se teki.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Mi sono messo lo snorkel in bocca e mi sono tuffato dallo Zodiac. Questa è la prima cosa che ha fatto la foca.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Nasadil jsem si šnorchl a překulil se přes okraj člunu do vody. A tohle je první věc, kterou udělala.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Så rullade jag över sidan på Zodiaken ner i vattnet. Det här var det första hon gjorde.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Tôi đặt ống thở vào miệng, và tôi lăn qua bên mé thuyền rơi xuống nước. Và đây là điều đầu tiên cô nàng làm.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Włożyłem do ust rurkę i stoczyłem się z Zodiaca w wodę.
Ağzıma şnorkeli yerleştirdim, ve Zodiac'tan suya atladım ve bu dişinin ilk yaptığı şey şuydu.Вставив у рота трубку, і перекинувся через борт "Зодіаку" у воду. І от що вона зробила в першу чергу.