Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Att bosätta sig i Sydkorea var en mycket större utmaning än jag förväntat mig.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Dél-Koreában letelepedni sokkal nehezebb volt, mint gondoltam.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Det at finde sig til rette i Sydkorea var meget mere udfordrende end jeg havde forventet.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Estabelecer-me na Coreia do Sul foi um desafio bem maior do que eu esperava.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.남한에서 자리를 잡는 다는 것은 제가 생각했던 것 보다 훨씬 어려운 일이었습니다.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Menyesuaikan diri di Korea Selatan jauh lebih sulit dari yang saya perkirakan.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Mich in Südkorea niederzulassen, war eine größere Herausforderung, als ich es mir gedacht hätte.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Mij in Zuid-Korea vestigen, was een veel grotere uitdaging dan ik had verwacht.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.M'installer en Corée du Sud était plus dur que ce que je ne pensais.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Osiedlenie się w Korei Południowej było trudniejsze, niż się spodziewałam.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Sistemarsi in Corea del Sud è stato molto più arduo di ciò che mi aspettavo.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Stabilirea în Coreea de Sud a fost o provocare mult mai mare decât m-aș fi așteptat.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Usadiť sa v Južnej Kórei bolo omnoho náročnejšie ako som čakala.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Usadit se v Jižní Koreji bylo mnohem náročnější, než jsem čekala.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Ustaliti se v Južni Koreji je bil večji zalogaj kot sem pričakovala.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Việc ổn định cuộc sống ở đây khó khăn hơn nhiều so với tôi tưởng tượng.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Το να ταχτοποιηθώ στη Νότια Κορέα ήταν μεγαλύτερη πρόκληση απ' ότι φανταζόμουν.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Прижитися у Південній Кореї було важче, ніж я очікувала.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Установяването там беше малко по-трудно, отколкото очаквах.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Устроить свою жизнь в Южной Корее было гораздо сложнее, чем я ожидала.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.ההגעה לדרום קוריאה היוותה אתגר גדול בהרבה מכפי שחשבתי.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.كان الإستقرار في كوريا الجنوبية تحدياً أكبر مما توقعته
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.困難でした 韓国では英語が大変重要なので
Hayır... ...onun yanına ben yerleşmek istedim.Nem. Én kértem, hogy a közelében lehessek.
Hayır... ...onun yanına ben yerleşmek istedim.Non. J'ai demandé à être proche d'elle.
Hayır... ...onun yanına ben yerleşmek istedim.Όχι, εγώ ζήτησα να με βάλουν κοντά της.
Hayır... ...onun yanına ben yerleşmek istedim.لا لقد طلبت ان اكون الى جانبها
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, afvikling sig ned i sin lænestol og lukke øjnene.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, asettuen itse alas hänen nojatuoli ja sulkemalla silmänsä.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes a uvelebil sa v jeho kreslá a zavrel oči.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, giải quyết của mình xuống ghế và nhắm mắt lại.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, lösa sig ner i sin fåtölj och slöt ögonen.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, lui-même de s'installer dans son fauteuil et en fermant les yeux.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, menetap dirinya ke dalam Surat kursi dan menutup matanya.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, osiedlając się w jego fotelu i zamknął oczy.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, sam ustalitvijo v svojih fotelj in zaprl oči.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, si sistemarsi nella sua poltrona e chiudendo gli occhi.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, stabilindu-se în lucrarea sa fotoliu şi închiderea ochii.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, ülepítő magát, az ő karosszékében, és lehunyta a szemét.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes und ließ sich nieder in seinen Sessel und schloß die Augen.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, uvelebil se v jeho křesla a zavřel oči.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, vestigen zich neer in zijn leunstoel en sloot zijn ogen.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Holmes, ο ίδιος να εγκαταστήσει κάτω σε δικοί του πολυθρόνα και κλείνοντας τα μάτια του.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.홈즈에서 자신을 진정할 그의 안락 의자가 그의 눈을 폐쇄.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Холмс, сам да се установят в неговите фотьойл и затваряне на очите си.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Холмс, сідаючи вниз в його крісло і закрив очі.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.Холмс, усаживаясь вниз в его кресло и закрыл глаза.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.הולמס, שיקוע עצמו למטה שלו הכורסה עוצם את עיניו.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.هولمز ، وتسوية نفسه باستمرار في تقريره كرسي وإغلاق عينيه.
Holmes, kendini aşağı yerleşme onun koltuk ve gözlerini kapatarak.アームチェアは、彼の目を閉じる。 私たちの訪問者がいくつか明らかにして見た
İsa'nın betinlenmesine ilişkin kalıplar henüz yerleşmemiş. .Chcę powiedzieć, że zazwyczaj kojarzymy przedstawianie Chrystusa jako cesarza, starszego i z brodą.
İsa'nın betinlenmesine ilişkin kalıplar henüz yerleşmemiş. .Chtěl jsem jen říci, že obvykle vídáváme Krista vyobrazeného jako vládce, staršího a s vousy.
İsa'nın betinlenmesine ilişkin kalıplar henüz yerleşmemiş. .שבאופן טבעי אנו מזהים ייצוגים של ישו בהם הוא נראה כמו קיסר,
Kale yapımı, küçük şehre daha çok insan yerleşmesine sebep oldu ve ticaret yoğunlaştı.Bygget av fästningen förde med sig nya invånare till staden och också handeln blev livligare.
Kale yapımı, küçük şehre daha çok insan yerleşmesine sebep oldu ve ticaret yoğunlaştı.Linnoituksen rakentaminen toi pieneen kaupunkiin lisää asukkaita, ja myös kaupankäynti vilkastui.
Kale yapımı, küçük şehre daha çok insan yerleşmesine sebep oldu ve ticaret yoğunlaştı.Строительство крепости увеличило количество жителей небольшого городка и оживило торговлю.
Kale yapımı, küçük şehre daha çok insan yerleşmesine sebep oldu ve ticaret yoğunlaştı.بناء القلعة جلب سكانًا جددًا إلى المدينة الصغيرة، وكذلك ازدهر التبادل التجاري.
"Karbon siyahı", işte o kir tabakası, diğer türlü, güzel pembe akciğerlerinize yerleşmesiyle ilişkilendirilen.A korom az a mocsok, ami egyébként lerakódik a szép rózsaszín tüdőtökben, meg ami ezzel kapcsolatos.
"Karbon siyahı", işte o kir tabakası, diğer türlü, güzel pembe akciğerlerinize yerleşmesiyle ilişkilendirilen.Các-bon đen là thứ hung tợn như thế đó, nó bám ở lá phổi máu hồng xinh đẹp của bạn, và gắn chặt ở đó.
"Karbon siyahı", işte o kir tabakası, diğer türlü, güzel pembe akciğerlerinize yerleşmesiyle ilişkilendirilen.El cabrón negro es ese hollín que si no se aloja en tus hermosos y rosados pulmones, y está asociado con...