Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.По сьому пізнаємо, що любимо дітей Божих, коли Бога любимо, і заповіді Його хоронимо.
Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.Что мы любим детей Божиих, узнаем из того, когда любим Бога и соблюдаем заповеди Его.
Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.בזאת נדע כי נאהב את בני האלהים באהבתנו את האלהים ובשמרנו את מצותיו׃
Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.بهذا نعرف اننا نحب اولاد الله اذا احببنا الله وحفظنا وصاياه.
Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.我 們 若 愛 神 、 又 遵 守 他 的 誡 命 、 從 此 就 知 道 我 們 愛 神 的 兒 女
Tanrıyı sevip buyruklarını yerine getirmekle, Tanrının çocuklarını sevdiğimizi anlarız.我 們若愛神 、 又 遵守 他 的 誡命 、 從此 就 知道 我 們愛神 的 兒女
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Albowiem ta jest miłość Boża, abyśmy przykazania jego chowali; a przykazania jego nie są ciężkie.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Căci dragostea de Dumnezeu stă în păzirea poruncilor Lui. Şi poruncile Lui nu sînt grele;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Car l`amour de Dieu consiste a garder ses commandements. Et ses commandements ne sont pas pénibles,
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Denn das ist die Liebe zu Gott, daß wir seine Gebote halten; und seine Gebote sind nicht schwer.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.For dette er kjærligheten til Gud at vi holder hans bud; og hans bud er ikke tunge.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Kajti to je ljubezen Božja, da držimo zapovedi njegove; in zapovedi njegove niso težke.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.하나님을 사랑하는 것은 이것이니 우리가 그의 계명들을 지키는 것이라 그의 계명들은 무거운 것이 아니로다
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Lebo toto je tá láska Božia, aby sme zachovávali jeho prikázania, a jeho prikázania nie sú ťažké.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Mert az az Isten szeretete, hogy megtartjuk az õ parancsolatait; az õ parancsolatai pedig nem nehezek.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Nebo toť jest láska Boží, abychom přikázaní jeho ostříhali; a přikázání jeho nejsou těžká.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Porque este é o amor de Deus, que guardemos os seus mandamentos; e os seus mandamentos não são penosos;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Pues éste es el amor de Dios: que guardemos sus mandamientos. Y sus mandamientos no son gravosos
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Sillä rakkaus Jumalaan on se, että pidämme hänen käskynsä. Ja hänen käskynsä eivät ole raskaat;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Thi dette er Kærlighed til Gud, at vi holde hans Bud; og hans Bud ere ikke svære;
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ty däri består kärleken till Gud, att vi hålla hans bud; och hans bud äro icke tunga.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Want God liefhebben, is doen wat Hij zegt. En dat is helemaal niet zo moeilijk.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Διοτι αυτη ειναι η αγαπη του Θεου, το να φυλαττωμεν τας εντολας αυτου και αι εντολαι αυτου βαρειαι δεν ειναι.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Ибо это есть любовь к Богу, чтобы мы соблюдали заповеди Его; и заповеди Его нетяжки.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.Се бо любов Божа, щоб ми хоронили заповіді Його; а заповіді Його не тяжкі.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.כי זאת אהבת אלהים היא אשר נשמר את מצותיו ומצותיו אינן כבדות׃
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.فان هذه هي محبة الله ان نحفظ وصاياه. ووصاياه ليست ثقيلة.
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵 守 神 的 誡 命 、 這 就 是 愛 他 了 . 並 且 他 的 誡 命 不 是 難 守 的
Tanrıyı sevmek Onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Onun buyrukları da ağır değildir.我 們 遵守 神 的 誡命 、 這 就 是 愛他了.並且 他 的 誡命 不 是 難守的
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Die Herausforderung liegt jetzt in der Ausführung.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.E agora, o desafio está na execução.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.E ora la sfida è nella realizzazione.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Et maintenant le défi réside dans l'exécution.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Iar provocarea este în curs.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.도전은 실행에 달려 있습니다.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Nu ligt de uitdaging in de realisatie.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Và giờ thử thách là hành động.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Y ahora el desafío se está ejecutando.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.Και η πρόκληση για εμάς τώρα είναι στην εκτέλεση.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.И сега предизвикателството е в изпълнението.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.И сейчас задача - исполнить намеченное.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.והאתגר נמצא עכשיו בביצוע.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.والآن التحدي قيد التنفيذ
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.私のよき友人であり相談役の アモリー・ロビンスは こう述べます