Ana içeriğe geç
Sözlük

yerinden ile cümle

yerinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.Ketika Arauna melihat Raja Daud datang, ia mendapatkan Daud dan sujud di depannya
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.다윗이 오르난에게 나아가매 오르난이 내어다보다가 다윗을 보고 타작마당에서 나와서 얼굴을 땅에 대고 절하매
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.Toen Ornan de koning zag naderen, verliet hij zijn dorsvloer en boog neer op de grond voor koning David.
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.И пришел Давид к Орне. Орна, взглянув и увидевДавида, вышел из гумна и поклонился Давиду лицем до земли.
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.ויבא דויד עד ארנן ויבט ארנן וירא את דויד ויצא מן הגרן וישתחו לדויד אפים ארצה׃
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.وجاء داود الى ارنان وتطلّع ارنان فرأى داود وخرج من البيدر وسجد لداود على وجهه الى الارض.
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.大 衛 到 了 阿 珥 楠 那 裡 、 阿 珥 楠 看 見 大 衛 、 就 從 禾 場 上 出 去 、 臉 伏 於 地 、 向 他 下 拜
Davutun yaklaştığını gören Ornan, harman yerinden çıktı, varıp Davutun önünde yüzüstü yere kapandı.大衛 到 了 阿珥楠 那裡 、 阿珥楠 看 見 大衛 、 就 從禾場 上 出去 、 臉伏 於地 、 向 他 下拜
Diyor ki " Dünyanın her bir yerinden, on binlere hacı vardı.그가 말하길, "세계 각 지에서 순례자의 수천 수만 있었다.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Angin timur mengangkat dia, dan menyapunya dari rumahnya
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.De oostenwind neemt hem op en voert hem weg en hij is er niet meer. Zo wordt hij van zijn plaats weggevaagd.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Der Ostwind wird ihn wegführen, daß er dahinfährt; und Ungestüm wird ihn von seinem Ort treiben.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.El viento oriental lo levantará, y se irá; así lo arrancará de su lugar
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Felkapja õt a keleti szél és elviszi, elragadja õt helyérõl.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Gió đông đem hắn đi , bèn biệt mất ; Một luồng dông lớn rứt hắn đi khỏi chổ hắn .
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Gió đông đem hắn đi, bèn biệt mất; Một luồng dông lớn rứt hắn đi khỏi chổ hắn.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.il vento d'oriente lo solleva e se ne va, lo strappa lontano dal suo posto
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Itätuuli vie hänet, niin että hän menee menojaan, ja puhaltaa hänet pois paikaltansa.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.동풍이 그를 날려 보내며 그 처소에서 몰아 내리라
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Le vent d`orient l`emporte, et il s`en va; Il l`arrache violemment de sa demeure.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.løftet af Østenstorm farer han bort, den fejer ham væk fra hans Sted.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Östanvinden griper honom, så att han far sin kos, den rycker honom undan från hans plats.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Østenvinden løfter ham op, så han farer avsted, og den blåser ham bort fra hans sted.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.O vento oriental leva-o, e ele se vai; sim, varre-o com ímpeto do seu lugar:
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Pochwyci go wiatr wschodni, a odejdzie; bo wicher ruszył go z miejsca swego.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Pochytí jej východní vítr, a odejde, nebo vichřicí uchvátí jej z místa jeho.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Vîntul de răsărit îl ia, şi se duce; îl smulge cu putere din locuinţa lui.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Vychytí ho východný vietor, a pojde, a urve ho jako víchrica z jeho miesta.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Vzhodni veter ga vzame, da odide, in ga odnese z mesta njegovega.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Σηκονει αυτον ανατολικος ανεμος, και υπαγει και αποσπα αυτον απο του τοπου αυτου.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Източният вятър го дига, и той отива; Той го изтръгва с мястото му.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.Поднимет его восточный ветер и понесет, и он быстро побежит от него.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.ישאהו קדים וילך וישערהו ממקמו׃
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.تحمله الشرقية فيذهب وتجرفه من مكانه.
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.東 風 把 他 飄 去 、 又 颳 他 離 開 本 處
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.東風 把 他 飄去 、 又 颳 他 離開 本處
Doug'la Adam aynı iş yerindendiler New York'ta çok görüşmeseler de, arkadaş sayılırlardı.Ils étaient copains,</i> <i>même si à New York, ils passaient peu de temps ensemble.</i>
Doug'la Adam aynı iş yerindendiler New York'ta çok görüşmeseler de, arkadaş sayılırlardı. Ne tesadüf ama!آدم كان بنفس العمل الذي يعمل فيه دوغ و كانا صديقان رغم أنهما لم يقضيا الكثير من الوقت في نيويورك
Dünyanın her yerinden bir çok müzisyenle çalışıyorum ve çoğu zaman hiç ortak dilimiz olmaz.저는 전세계에서 온 많은 음악가들과 작업을 하는데 때로는 공통 언어가 하나도 없지만
Dünyanın her yerinden bir çok müzisyenle çalışıyorum ve çoğu zaman hiç ortak dilimiz olmaz.Я сотрудничаю со многими музыкантами со всего мира, и часто мы не говорим на одном языке.
Dünyanın her yerinden bir çok müzisyenle çalışıyorum ve çoğu zaman hiç ortak dilimiz olmaz.אני עובד עם הרבה מוסיקאים ברחבי העולם, ולעתים קרובות אין לנו שפה משותפת בכלל.
Dünyanın her yerinden bir çok müzisyenle çalışıyorum ve çoğu zaman hiç ortak dilimiz olmaz.أنا أعمل مع موسيقيين كثر من جميع أنحاء العالم وغالبا ما لا يكون بيننا أي لغة مشتركة،
Dünyanın her yerinden bir çok müzisyenle çalışıyorum ve çoğu zaman hiç ortak dilimiz olmaz.共通の言語が全くないことが よくあります でも楽器を持って座っていると
Dünya'nın her yerinden insanlardan videolar gördüm.Gerade jetzt. Ich habe Videos aus der ganzen Welt gesehen.
Dünya'nın her yerinden insanlardan videolar gördüm.Я видел видео от людей со всего мира.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Au "navalit" lucrari de arta si clipuri video din toata lumea.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.A világ minden tájáról kaptunk műalkotásokat és videókat.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Grafika i nagrania pojawiły się z całęgo świata.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Ilustracije in videi so prispeli s celega sveta.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Karya seni dan video berdatangan dari seluruh dunia.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.전 세계에서 영상과 예술 작품들이 모여들었고,
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Konstverk och videos dök upp från olika håll i världen.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Kunst og videoer myldrede frem fra alle verdenshjørner.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Kunstwerke und Videos entstanden daraus überall auf der Welt.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Kuvia ja videoita tuli ympäri maailmaa.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.L'art et les vidéos ont émergé de partout dans le monde.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Materiály a videa se hrnuly z celého světa.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Nhiều phim và tác phẩm nghệ thuật gởi về từ khắp thế giới
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Opere e video sono arrivati da tutto il mondo.
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Surgiram, vindos de todo o mundo, vídeos e material artístico.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod