Dan yerel bir gece kulübüne gitti.Dan headed to a local nightclub.
Dan yere düştü ve üç kaburgası kırıldı.Dan fell to the ground and broke three ribs.
Dan yerel bir televizyon istasyona Linda'nın skandal fotoğraflarını postaladı.Dan mailed Linda's scandalous pictures to a local TV station.
Dan eski kütüphanesini iyileştirmek için yerel vakıflardan fon aldı.Dan received funds from local foundations to improve his old library.
Dan makineleri sökülecekleri bir yere gönderdi.Dan sent the machines to a site where they would be dismantled.
Dan karısını öldürmekten haksız yere suçlu bulunmuştu.Dan was wrongfully convicted of murdering his wife.
Hükümet, yerel milislere silah sağladı.The government supplied weapons to local militia.
Dan yerel bir araba kiralama ajansında görüldü.Dan was spotted at a local car rental agency.
Dan yerel bir motelde giriş yaptı.Dan checked in at a local motel.
Ders çalışabileceğim bir yere ihtiyacım var.I need a place where I can study.
Dan yerel bir silah dükkanına gitti.Dan went to a local gun shop.
Dan yerel bir gazetede bir iş buldu.Dan took a job at a local newspaper.
Dan yerel bir gazete için makaleler yazdı.Dan wrote articles for a local newspaper.
Dan bir yere gidiyor mu?Is Dan going somewhere?
Dan yerel gazetede olay hakkında yazmak istemedi.Dan didn't want to write about the incident in the local newspaper.
Tatil için bir yere gidiyor musun?Are you going anywhere for vacation?
Yıldırım bazen aynı yere iki kez çakar.Lightning does sometimes strike the same place twice.
Bugün bir yere gitmek istemiyorum.I don't want to go anywhere today.
Bunları aldığın yere geri koyar mısın?Would you mind putting these back where you got them?
Onu bir yere gizledin mi?Did you hide it somewhere?
Bir dakika için bir yere ayrılmaz mısınız?Would you stick around for a minute?
Tom yerel bir hastanede çalışıyor.Tom works at a local hospital.
Belki başka bir yere gitmelisiniz?Perhaps you should go elsewhere.
Belki başka bir yere gitmelisin.Perhaps you should go somewhere else.
Uçak yere çakıldı mı?Did the plane crash?
Dün herhangi bir yere gitmedim.I didn't go anywhere yesterday.
Tom yüz üstü yere kapaklandı.Tom fell over and landed flat on his face.
Bilgisayarımın neden yere düştüğünü merak ediyorum.I wonder why my computer crashed.
Tom yere bir fincan düşürdü ve fincan tuzla buz oldu.Tom dropped a cup on the floor and it shattered into a thousand pieces.
Onu kimsenin görmeyeceği bir yere koy.Put it someplace where no one will see it.
Tom Mary'ye yaşadığı yere çok uzak olamayan bir iş buldu.Tom found Mary a job not too far from where she lives.
Tom yaşadığı yere çok uzakta olmayan bir iş buldu.Tom found a job not too far from where he lives.
Eşim yerel bir hastanede bir hemşire olarak çalışıyor.My wife works as a nurse at a local hospital.
Tom bir yere mi gidiyor?Is Tom going somewhere?
Bu yere katlanamam.I can't stand this place.
Tom yerel bir okulda İngilizce öğretiyor.Tom teaches English at a local school.
Tom yerel gazete için yazılar yazardı.Tom used to write articles for the local newspaper.
Tom bir sopayla yere yazdı.Tom wrote on the ground with a stick.
Mary yerel bir kafede bir garson olarak çalışıyor.Mary works as a waitress at a local cafe.
Şimdi ara! Gittiğin yere gidiyoruz.Call now! We go where you go.
Bu sabahtan beri şiddetle yağmur yağıyor, bu yüzden bir yere gitmek istemiyorum.It has been raining severely since this morning. That's why I don't want to go anywhere.
O yere tükürdü.He spat on the ground.
Sadece magandalar yere tükürür.Only yokels spit on the ground.
Pilot uçak yere çakılmadan önce paraşütle atladı.The pilot bailed out before the plane crashed.
Yerel internet kafe nerede?Where is the local Internet café?
Kitaplarının yere düşmesine izin verdi.He allowed his books to fall on the floor.
Varmak istediğiniz yere ulaştınız.You have reached your destination.
Tom ansızın yere yığıldı.Tom slumped to the floor.
Barmen Tom'un oturduğu yere gitti ve ona ne içmek istediğini sordu.The bartender walked over to where Tom was sitting and asked him what he wanted to drink.
Tom boş yere endişeli olmamalı.Tom shouldn't be unduly concerned.
Tom Jackson'ın nerede olduğuna dair herhangi bir bilginiz varsa yerel polisinize başvurun.Contact your local police if you have any information on Tom Jackson's whereabouts.
Bir sürü yere ihtiyacımız yok.We don't need a lot of space.
Bizim fazla yere ihtiyacımız yok.We don't require much space.
Ben çocukken biz hiçbir yere gitmedik.We never went anywhere when I was a kid.
Tom boş yere acısını gizlemeye çalıştı.Tom tried in vain to hide his pain.
Başka bir yere oturalım.Let's sit somewhere else.
Daha fazla yere ihtiyacımız var.We need more space.
Sırt çantanı yere koy.Put down your backpack.
İşini başka yere götür.Take your business elsewhere.
Son zamanlarda bir yere seyahat ettiniz mi?Have you traveled anywhere recently?