Buna göre, h'yi, yerden yüksekliklerini zamana göre bir fonksiyon olarak yazmamız gerekiyor. -Мы должны записать функцию h, расстояние от детей до земли, как функцию, зависящую от времени.
Bundan emin olmak için özkütlenin ne demek olduğunu bilmeliyiz. Kaldığımız yerden devam edelim.Ubezpečili jsme se, že teď už víme, co je hustota, pojďme se vrátit k tomu, co jsme dělali předtím.
Bundan emin olmak için özkütlenin ne demek olduğunu bilmeliyiz. Kaldığımız yerden devam edelim.Като се уверим каква е плътността, нека се върнем към предишния въпрос.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.스탠포드 대학교의 5마일 이내에서 일어났습니다.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.la Stanford University între 1060 şi 1975.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.Tutto accadde a 5 miglia da dove mi trovo, all'Università di Standford, tra il 1960 e il 1975.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.Всё происходило в 8-ми километрах от места, где я сейчас стою, в Стэнфордском университете с 1960 по 1975 год.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.באוניברסיטת סטנפורד, בין 1960 ו- 1975.
Bunların hepsi bulunduğum yerden 5 mil ötede, 1960-1975 arasında Stanford Üniversitesi'nde oldu.في جامعة ستانفورد في الأعوام مابين 1960 الى 1975.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- aceștia sunt mici Pleo și probabil îi puteți vedea.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- ce sont des petits Pleos et vous les voyez probablement.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- das sind kleine Pleos. Man kann sie wahrscheinlich sehen.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- éstos son Pleos, aquí los tenéis.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.이 녀석들이 플레오인데요, 곧 시판될 예정입니다.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- Questi sono piccoli Pleo, come potete vedere.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.To są małe Pleo. Chyba dobrze je widać?
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.Вот несколько маленьких Плео, вы можете видеть их.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- тези са малки Плеота и вие най-вероятно можете да ги видите.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.-- יש פלאו קטנים ואתם בטח יכולים לראות אותם.
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.هؤلاء مجموعة من ألعاب ال(بليوه) و ربما تستطيعون رؤيتهم
Bunlar küçük Pleo'lar ve sanırım onları olduğunuz yerden görebiliyorsunuz.ライフステージを組み込みました
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Ale fascinuje ma toto - tieto malé komíny, len tak si dymiace.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Ich krieg mich nicht wieder ein - wie hier diese kleinen Schornsteine die Gegend vollqualmen.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Ik vind het echt geweldig dat je van die kleine rokende schoorsteentjes hebt.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Je ne peux pas croire- qu'il y ait ces petites cheminées qui fument.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.아 이건 그냥 지나칠수가 없네요. 연기를 내뿜고 있는 작은 굴뚝이 보입니다.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Naprosto mě dostává -- že tady máme posazené tyto malé komíny, jak si pokuřují.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Nem lehet csak úgy elmenni mellettük -- itt vannak ezek a kis kémények és füstölögnek.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Non smetterei mai di guardarle... questi camini che stanno lì e sputano fumo.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Nu pot trece peste asta -- sunt aceste hornuri mici care scot fum.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Simplemente no dejo de impresionarme por esto... que existan estas pequeñas chimeneas aquí nada más humeando,
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Struktury z muszli... To takie fajne! Stoją tu kominy i dymią.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Tôi chỉ không vượt qua được nó -- Bạn có những cái ống khói nhỏ nhả khói đi
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Απλά δεν μπορώ να το ξεπεράσω αυτό -- ότι έχετε αυτές τις μικρές καμινάδες που υπάρχουν εδώ και καπνίζουν.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Не могу пройти мимо — Посмотрите на эти маленькие дымящиеся трубы.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.Просто не мога да го превъзмогна... тези малки коминчета, които си стоят там и пушат.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.אני פשוט לא מצליח להתגבר על זה -- שיש ארובות קטנות הנמצאות פה ומעשנות.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.لا يمكنني الحصول على أكثر من هذا -- إن كنتم قد حصلتم على هذه المداخن القليلة وجلستم هنا تدخنون بعيداً.
Bunu bir türlü kafamdan atamıyorum yani elimizde oturduğu yerden tütüp duran bu minicik bacalar var.小さな煙突が煙を履いています これはおぞましいほど有毒なんです
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Bạn không bao giờ được cho phép đổ nó xuống đại dương
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Je zou nooit toestemming krijgen om dit in de zee te dumpen, en hier komt het er gewoon uit.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.사람들이 이와 같은 독성물질을 바다에 버리려 한다면 절대 허가가 나오지 않을 거에요.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Man würde nie die Erlaubnis bekommen, das im Meer zu verklappen, und es kommt doch alles selbst aus dem Meer.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.N-ai primi niciodată permis să arunci asta în ocean, şi iese tot din el.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Nie dostalibyście pozwolenia na wylewanie ich do oceanu.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Nikdy by ste nedostali povolenie vypustiť to do oceánu, a práve z neho to všetko vyviera.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Nikdy byste nedostali povolení vypustit to do oceánu, a tady to všechno vyvěrá ven.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Non otterreste mai il permesso di scaricarla in mare, ed ecco qui che viene fuori costantemente.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Nunca podrían obtener un permiso para desechar esto al océano y está saliendo de ahí mismo.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Vous ne pourriez jamais avoir la permission de jeter ça dans l'océan, et tout sort de là.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Δεν θα μπορούσες ποτέ να πάρεις άδεια για να το πετάξεις στον ωκεανό, και τελικά προέρχεται όλο από αυτόν.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Вы бы никогда не получили разрешения сливать подобное в океан, а там такое повсюду.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.Никога не бихте получили разрешение да изливате това в океана, а всичко това излиза от него.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.אי אפשר לקבל אישור לזרוק את זה לאוקיינוס, וזה מגיע משם.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.لا يمكنم أبدا الحصول على تصريح للتفريغ في هذا المحيط، وكل ذلك يأتي من هنا.
Bunu okyanusa dökmek için hiçbir yerden izin alamazsınız, ama o, okyanusundan kendisinden çıkıyor.まぁ全て海から出ているんですが (笑)
Bu örnekte, yer değiştirme, kayanın elimizden ayrıldığı yerden tabana çarptığı yere kadar.כלומר בדוגמא הזאת ההעתק מהמקום שהסלע עוזב את היד ועד שהוא פוגע בקרקע
Bu örnekte, yer değiştirme, kayanın elimizden ayrıldığı yerden tabana çarptığı yere kadar.اذا ف, في هذا المثال , الازاحة , من حيث تترك الكره يدك حتى وصولها الى الارض
Buradaki fikir her yerden bağlanabilmeniz.A ideia é podermos ligar-nos à rede em qualquer lugar.
Buradaki fikir her yerden bağlanabilmeniz.Az alapötlet itt az, hogy bárhol tudj csatlakozni.