Ana içeriğe geç
Sözlük

yerde ile cümle

yerde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom yerde bacak bacak üstüne atmış oturuyordu.Tom was sitting cross-legged on the floor.
Tom yerde kan fark etti.Tom noticed blood on the floor.
Olmak istediğimiz yerde değiliz.We're not where we want to be.
Hepimiz aynı yerde değiliz.We aren't all in the same place.
Biz hepimiz aynı yerde değiliz.We're not all in the same place.
Şüphe olan yerde özgürlük vardır.Where there is doubt there is freedom.
Bir ay tutulması dünyanın gece tarafındaki herhangi bir yerden görülebilir.A lunar eclipse can be seen from anywhere on the night side of the earth.
Arıların olduğu yerde, bal uzak değildir.Where bees are, honey is not far.
Herkes bir yerden başlamak zorunda.Everybody has to start somewhere.
Artık güvenli bir yerdeyim.I'm in a safe place now.
Tom ayaklarımı yerden kesti.Tom swept me off my feet.
Tom'un başka bir yerde olmayı tercih ettiğinden eminim.I'm sure Tom would rather be somewhere else.
Tom aniden ortaya çıktı, sanki yerden çıkmış gibi.Tom appeared suddenly, as if he just grew out of the ground.
İki yüzlülük her yerde.Hypocrisy is everywhere.
Yerde çok kar yok.There isn't much snow on the ground.
Yerde fazla kar yoktu.There wasn't much snow on the ground.
Yerde fazla kar yok.There's not much snow on the ground.
Köpek beni her yerde izliyor.The dog follows me everywhere.
Tom egzotik bir adada bir yerde Riley'in hayatını yaşıyor.Tom's off on an exotic island somewhere, living the life of Riley.
Her yerde aradık, ancak hiçbir şey bulamadık.We searched everywhere but found nothing.
Gittiğim her yerde Noel müziklerini duymaktan bıkıyorum.I'm getting tired of hearing Christmas music everywhere I go.
Sorumluluk bir yerde başlamak zorundadır.Responsibility has to start somewhere.
Ben herkesle, her yerde, her zaman kavga ederim.I'll fight anybody, anywhere, anytime.
Bu ürün her yerde bulunur.This product is available everywhere.
Pazartesi her yerde toz püskürüyordu.Dust was blowing everywhere Monday.
Henüz olmamız gereken yerde değiliz.We're not where we need to be yet.
Zaten olmamız gereken yerdeyiz.We're already where we need to be.
Birisi bir yerde para kazanıyor.Someone is making money somewhere.
Olduğumuz yerden memnunum.I'm pleased with where we're at.
Tom şapkasını yerden kaldırdı.Tom picked his hat off the ground.
işleri kaldığı yerden devam ettirmeye yardımcı olabilirim.I can help get the ball rolling.
Hepsi orada bir yerdeler.They're all in there somewhere.
Her yerde belirsizlik var.There's uncertainty everywhere.
Teröristler her yerde ortaya çıkabilir.Terrorists can emerge anywhere.
Tom, Mary'nin yerde yattığını gördü.Tom saw Mary lying on the floor.
Kıvılcımlar her yerde uçuyordu.Sparks were flying everywhere.
Değişiklik bir yerde başlamak zorundadır.Change has to start somewhere.
Tom yerde yaralı yatıyordu.Tom lay injured on the ground.
Şimdi farklı bir yerdeyim.I'm in a different place now.
Oldukları yerde kaldılar.They stayed where they were.
Aynı yerde tıkılı kaldım.I'm stuck in the same place.
Aynı yerde sıkışmış durumdayım.I'm stuck in the same place.
Biz çok iyi bir yerdeyiz.We're in a very good place.
Ben aynı yerde kaldım.I stayed in the same place.
Yağmura her yerde ihtiyaç duyulur.Rain is needed everywhere.
Yağmur her yerde gereklidir.Rain is needed everywhere.
Tom her yerde hoş karşılanır.Tom is welcomed everywhere.
İstediğiniz yerde alışveriş yapın.Shop wherever you want.
Tom olduğu yerde kaldı.Tom stayed where he was.
Sadece bir yerde başlamak zorundayız.We just have to start somewhere.
Neden her yerde kırıntılar var?Why are there crumbs everywhere?
Yerde çok kan vardı.There was a lot of blood on the floor.
Olduğum yerde durdum.I stayed put.
Seni her yerde arıyorum.I've been looking for you all over.
Böyle bir yerde yaşadığımı hayal bile edemiyorum.I can't imagine myself living in a place like this.
Yarın geçen hafta buluştuğumuz yerde buluşalım.Let's meet tomorrow at the same place we did last week.
Green Gables'a yakın bir yerde bir dere var mı?Is there a brook anywhere near Green Gables?
Buraya yakın bir yerde bir nehir var mı?Is there a river anywhere near here?
Tom ona beklemesini söylediğim yerde değil.Tom isn't where I told him to wait.
O, Tom'un olacağını söylediği yerdeydi.He was where Tom said he would be.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yerde ile cümle - Sayfa 19 - yerde kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App