Bu yere yaptığını seviyorum.I like what you've done with this place.
Yaşadığım yeri seviyorum.I like where I live.
Yerini seviyorum.I like your place.
Tom'u her yerde aradım.I looked all over for Tom.
Her yere baktım fakat Tom'u bulamadım.I looked everywhere, but I couldn't find Tom.
Bu yere yaptığın şeyi seviyorum.I love what you've done to this place.
Kendimi aptal yerine koydum.I made a fool of myself.
Sanırım onlar başka yerde içecekler.I think they will drink elsewhere.
Bir yere gitmem gerekiyor.I must go somewhere.
Onu yanlış yere koymuş olmalıyım.I must've misplaced it.
Çalışabileceğim bir yere ihtiyacım var.I need a place I can study.
Oturacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to sit.
Kalacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to stay.
Düşünmek için sessiz bir yere ihtiyacım var.I need a quiet place to think.
Daha fazla yere ihtiyacım var.I need more room.
Yaşayacak bir yer bulmam gerekiyor.I need to find a place to live.
Yaşayacak bir yer bulmalıyım.I need to find a place to live.
Bu yerden çıkmam gerekiyor.I need to get out of this place.
Bu yerden çıkmalıyım.I need to get out of this place.
Bir yere gitmem ve düşünmem gerekiyor.I need to go somewhere and think.
Bir yere gitmeliyim ve düşünmeliyim.I need to go somewhere and think.
Birkaç yere telefon etmem lâzım.I need to make some phone calls.
Oturacak ve dinlenecek bir yere ihtiyacım vardı.I needed a place to sit down and rest.
Asla Tom'suz bir yere gitmem.I never get to go anywhere without Tom.
Hiçbir yere çıktığım yok.I never get to go anywhere.
Böyle güzel bir yerde yaşayacağımı hiç hayal etmedim.I never imagined I would live in such a nice place.
Sadece kendi yetiştirdiğim sebzeleri yerim.I only eat vegetables that I grow myself.
Burada bir yere koydum.I put it here somewhere.
O, güneye veya o yönde bir yere gitti.She went off south or somewhere in that direction.
Her durumda, ben görevimi yerine getirdim.In any case, I have fulfilled my duty.
Onlar yedide yemek yerler.They dine at seven.
Öyle dengesiz bir bireyle tartışmak için hiçbir yere gitmeyeceksin.You won't get anywhere arguing with a disturbed individual like that.
Öyle rahatsız bir bireyle konuşarak bir yere varamazsın.You won't get anywhere by talking with a disturbed individual like that.
Böylesine rahatsız bir bireyle tartışarak bir yere varmayacaksın.You won't get anywhere by arguing with such a disturbed individual.
O bir şey söyleyecek gibi yaptı ama onun yerine sessiz kaldı.He made as if to say something, but instead kept quiet.
Binanın olduğu yerde bir moloz yığını var.There is a pile of rubble where the building used to be.
Tom herhangi bir yerde olabilirdi.Tom could've been anywhere.
Tom bebeği yerden kaldırdı ve ona gülümsedi.Tom picked the baby up and smiled at her.
Araştırmamız gereken yer tam burası.Right here is where we need to search.
Bu yeri işletiyorum.I run this place.
Her zaman olduğum yerde uyuyabilirim.I can always sleep wherever I am.
Onu yere koy dedim!I said put it down!
Silahı yere koy dedim!I said put the gun down!
Tom için her yerde araştırma yaptım.I searched all over for Tom.
Her yerde seni görüyorum.I see you everywhere.
Anahtarlarımı yanlış yere koydum gibi görünüyorum.I seem to have misplaced my keys.
Başka yerde o kadar uzun kalmamalıydım.I shouldn't have stayed away so long.
Katırın beni tekmelediği yerde hâlâ çürüklerim var.I still have bruises where the mule kicked me.
Birkaç gün önce senin yerine uğradım.I stopped by your place the other day.
Sanırım yerinde olsam aynı şeyi yaparım.I suppose I'd do the same thing if I were you.
Sanırım bir yerde Tom'un bir resmine sahibim.I think I have a picture of Tom somewhere.
Sanırım anahtarlarımı burada bir yerde bıraktım.I think I left my keys in here somewhere.
Sanırım o Tom'un olduğu yer.I think that's where Tom is.
Sanırım o Tom'un çalıştığı yer.I think that's where Tom works.
Sanırım bu Tom'un yaşadığı yer olmalı.I think this must be the place where Tom lives.
Bence daha önce bir yerde karşılaşmış olabiliriz.I think we may have met somewhere before.
Bence istediğimiz yere gitmemize izin verilmeli.I think we should be allowed to go anywhere we want.
Onlar ne yersen osun diyorlar.They say you are what you eat.
Tom ve Mary her gün birlikte öğle yemeği yerler.Tom and Mary eat lunch together every day.
Tom ve Mary sık sık birlikte akşam yemeği yer.Tom and Mary often eat dinner together.