Sinemaya gitme yerine bütün gün boyunca evde kaldım.I stayed home all day long instead of going to the movies.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.I prefer to buy domestic rather than foreign products.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Eve giderken bir yerde cüzdanımı çaldırdım.I had my purse stolen somewhere on my way home.
Ben görevimi yerine getirmeye çalıştım.I tried to fulfill my duty.
Tatil boyunca bir yere gitmedim.I didn't go anywhere during the holiday.
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.I chose to leave instead of staying behind.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Dün gece anahtarımı yanlış yere koydum gibi geliyor.I seem to have misplaced my key last night.
İşe gitme yerine bütün gün evde kaldım.I stayed home all day instead of going to work.
İş yerinde bir kaza geçirdim.I had an accident at work.
Tam olarak doğduğum yeri bilmiyorum.I don't know the exact place I was born.
Beni yerime götürdüler.I was ushered to my seat.
Yerin sallandığını hissettim.I felt the floor shake.
Yumurtayı yere döktüm.I spilled egg on the floor.
Keyfim yerindeydi.I was in good spirits.
Canlı müziği sevebileceğim yerel bir jazz kulübüne gitmek istiyorum.I like to go to a local jazz club where I can enjoy live music.
Ben iş yerimden bir saat uzakta yaşıyorum.I live an hour away from work.
Gazeteyi yere fırlattım.I threw down the newspaper.
Onunla ilk tanıştığımız yer olan Kobe'ye gittim.I went to Kobe, where I first met her.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Ben öğle yemeğini öğleyin yerim.I have lunch at noon.
Bir taşa takıldım ve yere düştüm.I tripped over a stone and fell to the ground.
Oğlumu üniversiteye yerleştirdim.I put my son through college.
Ben onun yerini alacak birini aradım.I looked for someone to take her place.
Ben özellikle bir yere gitmek istemiyorum.I don't want to go anywhere in particular.
Ben yerimi kaybettim.I have lost my place.
Pazar günü bir yere gitmiyorum.I am not going anywhere on Sunday.
Görevimi yapabildiğim en iyi şekilde yerine getireceğim.I will do my duty to the best of my ability.
Onunla bir yerde karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember that I met him somewhere.
Daha önce onu bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing him somewhere before.
Ona yeri süpürttüm.I made him sweep the floor.
Onun yerine toplantıya katıldım.I attended the meeting in place of him.
Odamdaki eşyaların yerlerini değiştirdim.I changed the arrangement of the furniture in my room.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Çalışabileceğim yere, odama gidiyorum.I am going to my room, where I can study.
Her gün kahvaltıda haşlanmış yumurta yerim.I have a boiled egg for breakfast every day.
Durduk yere üzüldüm.I felt sad for no reason.
Ben her zaman nakit yerine seyahat çekleri ile seyahat ederim.I always travel with travelers' checks instead of cash.
Ben her zaman dondurulmuş olanların yerine taze sebzeler alırım.I always buy fresh vegetables instead of frozen ones.
Ben sıranın sonunda yerimi aldım.I took my place at the end of the line.
Yerimi yaşlı bir bayana verdim.I gave up my seat to an old lady.
Ben kendim gitmek yerine oğlumu göndereceğim.I'll get my son to go instead of going myself.
Oynamamız için yeterli yer var.There is enough room for us to play.
Kentimizde yerel bir gazetemiz var.We have a local newspaper in our city.
Biz akşam yemeğini yedide yeriz.We have dinner at seven.
Biz birçok çeşit yiyecek yeriz.We eat many kinds of food.
Bize Newton'un yerçekimi kanununu keşfettiği öğretildi.We were taught that Newton discovered the law of gravity.
Biz Yokohama'nın görülmeye değer yerlerini gezdik.We did the sights of Yokohama.
Sağlığımız için margarin yerine tereyağı kullanmalıyız.We should substitute margarine for butter for our health.
Yerde bir çukur kazdık.We dug a hole in the ground.
Biz her akşam 6:00'da akşam yemeğini yeriz.We have supper at six every evening.
Kağıt uçak yavaş yavaş yere düştü.The paper plane fell slowly to earth.
Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.I had to leave out this problem for lack of space.
Daha az kazalar yerine daha çok kazalar var.Instead of fewer accidents there are more.
Bir sonraki otobüsü beklemek yerine yürüyebiliriz.We may as well walk as wait for the next bus.
Yolcu vagonlarının yerini otomobiller aldı.Automobiles replaced carriages.
Trafik kazasının olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the traffic accident was a horrible sight.
Doğduğum tam yeri bilmiyorum.I don't know the exact place that I was born.
Sözlerinizi yerine getirmek için elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız.You should do your best to carry out your promises.