Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.After dinner everyone goes back to their cell.
Şeker yemekten dişleri çürümüştür.They lose their egg tooth at the same time.
Kesinlikle hayır.[Yemekten sonraki birkaç saat sonra] (Siren)Definitely no.
Böyle bir yemekten sonra, kalbimden fazlasına sahip olacaksın.Well after a dinner like that, you're going to get a little more than my heart.
Ha Ni, sen erişte yemekten sıkıldın mı?Ha Ni, are you tired of eating noodles?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?I mean does the daughter of a noodle restaurant get tired of eating noodles?
Buna benzer [belirsiz] yemekler yemekten hoşlanıyorum bana gel ve sor,I enjoyed eating food like [unclear] would come and ask me,
Ve açıkçası tatlı patates yemekten hepimize gına gelmişti.And we ate an awful lot of the sweet potatoes.
Peki o zaman ,ben yemekten sonra geri gelirim.Well then, I'll come back after lunch.
Yemekten sonrada yabanmersini aromalı şerbet istiyorum.Blueberry sorbet after the meal.
Hayır, yemekten sonra yabanmersinli şerbet.Yes, the blueberry sorbet after the meal.
Yemekten önce dua ediyor.He prays before he eats.
Birlikte sıcak bir öğle yemeği yemekten çok hoşlanıyor gibiydin.You seemed to really enjoy the cozy lunch together.
Yemekten sonra gideceğim.I'm leaving after dinner.
Yemekten 4-5 saat sonra.4 to 5 hours after a meal.
Yemekten önce tabii.Dinner's ready.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.After eating dinner with your family, you clear the table and wash the dishes.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var. Yazan:There's so much more to me than just a tasty meal.
Başbaşa yemek yemekten oldukça hoşnut kalacağınızdan eminimYou should be pretty pleased with just the meal alone.
"Yemekten çıkan kıl miktarı." (Gülüşmeler)"Pieces of hair found in food." (Laughter)
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı.We usually played dominoes after dinner.
Yalnız yemekten nefret ediyorum!-Ha Ni get up! She's got a bloody nose! It's a bloody nose!
O saglıklı sebzeleri yemekten nefret mi ediyorsun?Do you hate having to eat those healthy vegetables?
Saray yemekleri çok lezzetli ama tek başıma yemekten sıkıldım.The palace cuisine is really good, but it's really boring to eat alone.
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.When the Pharisee saw it, he marveled that he had not first washed himself before dinner.
Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı.He riseth from supper, and laid aside his garments; and took a towel, and girded himself.
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?Would any of you like to eat a dead brother's flesh?
Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?Would any of you like to eat a dead brother's flesh?
Haram yemekten, Allah'a karşı gelmekten sakının ki felâh bulasınız.So fear God, O men of wisdom; you may haply find success.
Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız?Would any of you like to eat a dead brother's flesh?
Rabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi?Why do not their priests and monks forbid them from speaking evil and devouring the forbidden?
Din adamları ve alimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya!Why do not their priests and monks forbid them from speaking evil and devouring the forbidden?
Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.So you will hate that!
Hahamları ve din adamları onları bu günah sözleri söylemekten, haram yemekten menetmeli değil miydi?Why do not their priests and monks forbid them from speaking evil and devouring the forbidden?
Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin.If any man is rich, let him be abstinent; if poor, let him consume in reason.
Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?You would hate it (so hate backbiting).
Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Elbette ondan iğrenirsiniz.Would any of you like to eat the disgusting dead flesh of your brother?
Festivalde 3 bin ziyaretçi 300'den fazla geleneksel yemekten örnekler verdi.The 3,000 visitors sampled over 300 traditional dishes.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Avoid ingestion and/ or inhalation.
Ramsay, Jon ve danışmanlarına tazılarının Jon ile yanındakileri yemekten hoşlanacaklarını söyler.Ramsay tells Jon and his advisors that his hounds will enjoy eating them.
Günlük miktar 3 doza bölünür ve yemekten sonra alınır.[1]The daily dose is split in 3 doses and taken after each meal.[10]
Yemekten sonra papaz gitmeye hazırlanır, ancak şiddetli yağmur yağdığını fark eder.Afterward, the parson prepares to leave, but he finds it is raining furiously.
Diyelim ki Can, yemekten sonra tatlı sipariş ediyor.Suppose that a person, John, orders dessert after dinner.
Yemekten sonra İbrahim ve üç misafir kalktılar.After eating, Abraham and the three visitors got up.
Genellikle misafirler için veya yemekten sonra servis edilir.It is usually served for guests or after food.
Okul kantininde yemekten bıktım.Ich habe es satt, in der Schulcafeteria zu essen.
Yemekten sonra birkaç bardak içtiler ve Tom konuşmaya başladı.Nach dem Essen tranken sie ein paar Glas, und Tom fing an zu sprechen.
Genellikle Megan'la takılır ve TV karşısında salatalık yemekten çok hoşlanır.Sie hängt am meisten an Megan und hat eine Vorliebe für eingelegte Gurken neben dem Fernseher.
Yemekten sonra çay ikram edilmektedir.Anschließend wird der Tee gepresst.
Meyvelerin yemekten 2 saat önce veya 2 saat sonra tüketilmesi.Die Einnahme sollte 1 Stunde vor oder 2 Stunden nach einer Mahlzeit erfolgen.
Anne: Peki ya yemekten sonra ne olacak?Michael Welker: Was geht vor beim Abendmahl?
Yemekten ve solunumdan kaçının.Essen und Trinken bei Rechten und Linken.
Yemekten sonra Faruk’la Nilgün uzun bir söyleşiye dalarlar.Sie legen anscheinend nach dem Schlupf eine mehrwöchige Ruhepause ein.
Her yemekten sonra dişlerini fırçala.Brosse tes dents après chaque repas.
Yemekten önce her zaman ellerini yıkamalısın.Tu devrais toujours te laver les mains avant le repas.
Anne: Peki ya yemekten sonra ne olacak?Devine ce qui vient dîner ?
Yemekten ve solunumdan kaçının.Le repas et la parole.
Çay yemekten hem önce, hem de sonra içilir.Il est invité à prendre l'apéritif, puis à souper.
Yemekten, içmekten kesildi.À cette époque, il arrête de boire.
Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.En raison de leur métabolisme lent, les grands dragons peuvent survivre avec un repas par mois.