Ana içeriğe geç
Sözlük

yeme ile cümle

yeme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Noeli bir aile yemeği ile kutladık.We celebrated Christmas with a familial lunch.
Lütfen buzdolabındaki bir şeyi yemeye çekinme.Please feel free to eat anything in the fridge.
Biraz meyve dışında hiçbir şey yemedi.Apart from some fruit, he hasn't eaten anything.
Onun yemekleri hakkında şikâyet ettiğini hiç duymadım.I've never heard him complaining about his meals.
O daha fazla kilo almak istemediği için kek yemez.Since she doesn't want to put on any more weight, she doesn't eat cake.
O daha fazla kilo almak istemediği için pasta yemez.She doesn't eat cake because she doesn't want to put on any more weight.
Yalnız yemeğe alışkınım.I'm used to eating alone.
Yemek sırasında bir şey okumayınız.Do not read during the meal.
Yalnız yemek yemeye alışıyorum.I'm getting used to eating alone.
Ben öğle yemeği yiyorum.I'm having lunch.
Annem akşam yemeğini hazırlıyor.My mother is preparing dinner.
Annem akşam yemeğini hazırlamakla meşgul.My mother is busy preparing supper.
Annem akşam yemeği için masayı hazırladı.My mother set the table for dinner.
Kışın yemek odasını sıcak tuttu.She kept the dining room warm in the winter.
O, kahvaltı yemelidir.She should eat breakfast.
Mademki yemek yemeyi bitirdik, gidelim.Now that we've finished eating, let's go.
Büyükannem çok iyi yemek pişirebilir.My grandmother can cook very well.
Bay Parker çubuklarla yemeğe çalıştı.Mr. Parker tried eating with chopsticks.
Tom yemekhanede.Tom is in the mess hall.
Tom yemek salonunda.Tom is in the mess hall.
Yediyi çeyrek geçe akşam yemeğini yerim.I eat dinner at quarter past seven.
Onunla birlikte öğle yemeği yemeği planlıyorum.I'm scheduled to have lunch with him.
Onunla öğle yemeği yemeği planlıyorum.I plan to have lunch with him.
O, çok iyi yemek pişiremez.He can't cook very well.
Gitmeden önce yemek yemelisiniz.You have to eat before you go.
O nasıl yemek pişirileceğini öğrenmek istiyor.He wants to learn how to cook.
Çocuklar yemek istedikleri için ağlarlar.Children cry because they want to eat.
Akşam yemeğinden sonra, o genellikle uyur.After dinner, he usually sleeps.
En ideal olan, yemeğin lezzetli, ucuz, sağlıklı olması ve duyguları incitmemesidir.Ideally, food should be tasty, cheap, healthy, and morally inoffensive.
Henüz Japon yemeği yemeye alıştın mı?Have you gotten used to eating Japanese food yet?
Bence daha fazla yemelisin.I think you need to eat more.
Öğle yemeği yedin mi?Have you eaten lunch?
Erişte mi yoksa pilav mı yemek istiyorsun?Do you want to eat noodles or rice?
Babam yemek pişirme yarışmasına katıldı ve birinci geldi.My father participated in a cooking contest and came in first.
Ben yemek yemem.I don't eat.
Ben akşam yemeği yaptım.I made supper.
Bu yemek pişmemiş.This food is raw.
Mary et yemez.Mary doesn't eat meat.
Bugün gidip yemek yemek istemiyorum.I don't want to go and eat today.
Sen kesinlikle Çin yemeklerini seviyorsun.You definitely like Chinese food.
Çoğu akşam yemeği partisi akşam on birde sona erer.Most dinner parties end about eleven o'clock.
Mary kırmızı et yemez.Mary doesn't eat red meat.
Tom balık yemeyi sevmiyor.Tom doesn't like eating fish.
Bunu yemektense aç gitmeyi tercih ederim.I'd rather go hungry than eat this.
Bunu yemektense aç kalmayı tercih ederim.I'd rather go hungry than eat this.
Tom yalnız başına yemek yedi.Tom ate alone.
Bu gece benimle akşam yemeği için zamanın var mı?Do you have time to have dinner with me tonight?
Sadece balık yeme. Biraz et de ye.Don't just eat fish. Eat some meat, too.
Sadece balık yeme. Et de ye.Don't just eat fish. Eat meat, too.
O aç olamaz. O az önce öğle yemeği yedi.He can't be hungry. He's just had lunch.
Yemek yemek için çok zamanımız var.We have plenty of time to eat.
Karım yemek pişiriyor.My wife is cooking.
Çok fazla yemediğiniz sürece her şeyi yiyebilirsiniz.You may eat anything as long as you don't eat too much.
Öğleden sonra bir yemek yedik.We had a meal after noon.
Pişmiş pirinç yemek istemiyorum.I don't want to eat cooked rice.
Yemeğini ye.Eat your food.
Tom saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Onlar et yemeyecekler.They will not eat meat.
Bugün dışarıda yemek istiyorum.I want to eat out today.
Öğle yemeğini yeni yedim.I just got done eating lunch.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod