Üç haftadır, o hiçbir şey yemedi.For three weeks, he ate nothing at all.
Siz ikiniz daha önce yemek yediniz mi?Have both of you already eaten?
Yemek yedin mi?Have you eaten?
Akşam yemeğini benimle yemeyi düşündün mü?Have you given any thought to having dinner with me?
İşte yemekten kaçınman gereken şeylerin bir listesi.Here is a list of things you should avoid eating.
Akşam yemeğinden hemen önce şekerleme yememeni sana kaç kez söylemek zorundayım.How many times do I have to tell you not to eat candy just before dinner?
Burada kaç kez yemek yediğini düşünüyorsun?How many times do you think you've eaten here?
Yüzlerce asker kamp ateşlerinin etrafında sessizce yemek yediler.Hundreds of soldiers ate in silence around their campfires.
Niçin orada yemek istemediğini anlayabiliyorum.I can understand why you don't want to eat there.
Yememiz için bir şey yapmağı tamamen unuttum.I completely forgot to make something for us to eat.
Dün akşam akşam yemeği yemedim.I didn't eat dinner last night.
Dün akşam yemek yemedim.I didn't eat dinner last night.
Onun bana servis ettiği her şeyi yemedim.I didn't eat everything that she served me.
Yemek için tamam olmadığını söylemedim.I didn't say it wasn't OK to eat.
Ben tavuk derisi yemem.I don't eat chicken skin.
Senin öğle yemeğini yiyen o şişman çocuğu sevmiyorum.I don't like that fat kid who ate your lunch.
Her gün Çin yemeği yememin bir sakıncası olduğunu sanmıyorum.I don't think I'd mind eating Chinese food every day.
Ben genellikle kırmızı et yemem.I don't usually eat red meat.
Burada yemek istemiyorum.I don't want to eat here.
Öğünler arasında yemek yemeni istemiyorum.I don't want you eating between meals.
Ben her gün öğleyin öğle yemeği yerim.I eat lunch every day at noon.
Japon yemeği yiyerek büyüdüm.I grew up eating Japanese food.
Partiye gitmeden önce zaten yemeğimi yemiştim.I had already eaten before I arrived at the party.
Ben çeşitli vesilelerle Chuck's Diner'da yemek yedim.I have eaten at Chuck's Diner on several occasions.
Onların bana servis ettiklerini yemekten başka seçeneğim yok.I have no choice but to eat what they serve me.
Herhangi bir İngiliz yemeğini yemeğe ilgim yok.I have no interest whatsoever in eating English food.
Son petrol sızıntısından beri hiç deniz ürünü yemedim.I have not eaten any seafood since the recent oil spill.
Fransa'dan ayrıldığımdan beri Fransız yemeği yemedim.I haven't eaten French food since I left France.
Bir kadının öğle yemeğini yediği için bir adamı bıçakladığını duydum.I heard that a woman stabbed a man for eating her lunch.
Dün gece akşam yemeği için biftek yediğini duydum.I heard that you ate steak for dinner last night.
Ben et yemeyen epeyce insan tanıyorum.I know quite a few people who don't eat meat.
İtalyan yemeğini severim.I love Italian food.
Bütün hayatı boyunca restoranda hiç yemek yemediğini söyleyen bir adamla tanıştım.I met an old man who says that he's never eaten at a restaurant in his whole life.
Onunla dışarı çıkmayı ve gözde restoranımızda yemek yemeği özledim.I missed going out with her and eating at our favorite restaurant.
Ben o garip yemeği yemeyi denemek için çok cesarete ihtiyacım vardı.I needed a lot of courage to try eating that strange food.
İtalyan yemeği yeme fırsatını asla kaçırmam.I never miss the opportunity to eat Italian food.
Bu sabah erken saatlerden beri yemek yemediğimden dolayı oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Sabahın erken saatlerinden beri yemek yemediğim için ben oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.I realized that even though I wanted to eat, I didn't have enough time.
Dün çöp tenekesinden yemek yiyen bir adam gördüm.I saw a man yesterday eating from a garbage can.
Onu yememeliydim. Midem bulanıyor.I shouldn't have eaten that. I feel sick.
Bir torba patates kızartmasının hepsini yememeliydim.I shouldn't have eaten the whole bag of potato chips.
Patates çipsinin tüm torbasını yememeliydim.I shouldn't have eaten the whole bag of potato chips.
Beyaz pirinç yemeği kahverengi pirinçten daha çok seviyorum.I think I like eating white rice better than brown rice.
İnsanları yemek ahlaken yanlıştır.I think it is morally wrong to eat people.
Günde 20 portakaldan daha fazla yemenin sağlıksız olduğunu düşünüyorum.I think it's unhealthy to eat more than 20 oranges a day.
Yeme alışkanlıklarını değiştirmen gerektiğini düşünüyorum.I think you should change your eating habits.
Bugün Meksika yemeği yemeyi deneyeceğimi düşündüm.I thought I'd try eating Mexican food today.
Patronun öğle yemeğini yemekle suçlandım.I was accused of eating the boss's lunch.
Meksika yemekleri yiyerek yetiştirildim.I was raised eating Mexican food.
Kapı çaldığında hâlâ yemek yiyordum.I was still eating when the doorbell rang.
Keşke annem kadar iyi yemek pişirebilsem.I wish I could cook as well as my mother.
Neden kafasına düşen elmayı yemediğini merak ediyorum.I wonder why he didn't eat the apple that fell on his head.
Şimdi yemek istiyorum.I would like to eat now.
Basit bir şey yemek istiyorum.I'd rather eat something simple.
Yemek yemek için senin evine gelmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to coming over to your place to eat.
Yememiz için bir şey yapmaya karar verdim.I've decided to make something for us to eat.
Az önce yemek yedim bu yüzden aç değilim.I've just eaten so I'm not hungry.
Asla canlı bir ahtapot yemedim.I've never eaten a live octopus.
Eğer o büyük bir öğle yemeği yerse, genellikle öğleden sonra uyur.If he eats a big lunch, he usually gets sleepy mid-afternoon.