Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom o istiridyeleri yememeliydi.Tom should never have eaten those oysters.
Tom Mary'nin akşam yemeğini pişirmeye bile başlamadığını fark etti.Tom noticed Mary hadn't even started to cook dinner.
Tom o istiridyeleri asla yememeliydi.Tom never should have eaten those oysters.
Tom herkesin yemek yemesini izleyerek sadece orada durdu.Tom just stood there watching everybody eat.
Tom az önce öğle yemeği yemeyi bitirdi.Tom has just finished eating lunch.
Yemek için yeterli zamanın olduğundan emin misin?Are you sure you have enough time to eat?
Bu gece akşam yemeği için eve gelecek misin?Will you come home for dinner tonight?
Neden öğle yemeği için bize katılmıyorsun?Why not join us for lunch?
Neden akşam yemeği için gelmiyorsun?Why don't you come over for dinner?
Neden bunu akşam yemeğinde konuşmuyoruz?Why don't we talk about this over dinner?
Nerede yemek istersin?Where do you want to eat?
Ne zaman yemek yemek istiyorsun?When do you want to eat?
Başka ne yemek istersin?What else would you like to eat?
Gerçekten ne yemek istiyorsun?What do you really want to eat?
Öğle yemeği için ne yapıyorsunuz?What are we doing for lunch?
Her gece dışarıda yemekten usandım.I'm sick of eating out every night.
Şimdi yemeye başlamak üzereydik.We were just about to start eating.
Parkın yanındaki küçük kahvehanede hızlı bir öğle yemeğini alalım.Let's grab a quick lunch at that small coffeeshop near the park.
Burada yemek yemek ucuz değil.It's not cheap to eat here.
Akşam yemeği için teşekkürler.Thanks for dinner.
Lütfen Tom'a öğle yemeğinden sonra geri gelebileceğini söyle.Please tell Tom he can come back after lunch.
Bu restoranda yine yemek yemek istemem.I never want to eat at this restaurant again.
Bir araştırma birçok iş adamının öğle yemeğini atladığını göstermektedir.A survey shows that many businessmen skip lunch.
O, misafirine yemek getirdi ve ona barınak sağladı.He brought food to his guest and provided him shelter.
Dün ne yemek zorunda kaldığımı hatırlamıyorum.I can't remember what I had to eat yesterday.
Ben onu yemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to eat it.
Ben pastayı yemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to eat the cake.
Akşam yemeğine kimin geldiğini tahmin et.Guess who's coming for dinner.
Kim akşam yemeği için geliyor?Who's coming for dinner?
Tom'un yediği aynı şeyden yemek istiyorum.I want to eat the same thing Tom is eating.
O Hint yemeklerini sever.He likes Indian food.
Hint yemeklerini sever.He likes Indian food.
O Çin yemeklerini sever.She likes Chinese food.
Öğle yemeği zamanı!It's lunchtime!
Traşlanmış buz yemek isteyen kişi nerede?Where is the person that wants to eat shaved ice?
Bu kadar çok şeker yememeye çalışıyorum.I've been trying not to eat so much candy.
Sadece barış içinde kahvaltımı yemek istiyorum.I'd just like to eat my breakfast in peace.
Biraz Thai yemeği denemek istiyorum.I'd like to try some Thai food.
Bu gece seninle akşam yemeği yemek istiyorum.I'd like to have dinner with you tonight.
Bir gün sizinle akşam yemeği yemek istiyorum.I'd like to have dinner with you sometime.
Öğle yemeğinde ne var?What's for lunch?
Artık tanıdığım hiç kimse dışarıda yemek yemeyi göze alamıyor.No one I know can afford to eat out anymore.
Tom akşam yemeğini yatakta yemek istedi.Tom wanted to have dinner in bed.
Tom'un biraz Japon yemeği denemek isteyeceğini düşündüm.I thought Tom would want to try some Japanese food.
Tom'un Mary'yi akşam yemeği için dışarı çıkaracağını düşündüm.I thought Tom would take Mary out for dinner.
Tom'un akşam yemeğinden önce yürüyüşe çıkacağını düşündüm.I thought Tom would take a walk before dinner.
Tom'un Mary'ye sürpriz yapacağını ve onu akşam yemeğine götüreceğini düşündüm.I thought Tom would surprise Mary and take her to dinner.
Yemek pişiremem.I can't cook.
Yemek yiyemiyorum.I can't eat.
Bu çevrede yemek yemek için iyi bir yer bulamıyorum.I can't find a decent place to eat around here.
Yemek istediğim hiç bir şey bulamıyorum.I can't find anything that I want to eat.
Bugün seninle öğle yemeğine gidemem.I can't go to lunch with you today.
Akşam yemeğine bütün bu insanları ağırlayamayız.We can't have all those people over for dinner.
İçinde yer fıstığı olan herhangi bir şeyi Tom'un yemesine izin veremezsin.You can't let Tom eat anything that has peanuts in it.
Biz akşam yemeği için kalamayız.We can't stay for dinner.
Birlikte yemek yemek için dışarıya çıkmanın seni neşelendireceğini düşünüyordum.I thought going out to eat together would cheer you up.
Öğle yemeği vakti olduğunu düşündüm.I thought it was lunchtime.
Belki süpermarkete gideceğimi ve akşam yemeği için bir şey alacağımı düşündüm.I thought maybe I'd go to the supermarket and buy something for dinner.
Tom'un şekerleme yemesine izin verilmediğini düşündüm.I thought Tom wasn't allowed to eat candy.
Akşam yemeği yemek için dışarı çıkacağımızı düşündüm.I thought we were going out to dinner.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yem ile cümle - Sayfa 44 - yem kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App