Ana içeriğe geç
Sözlük

yem ile cümle

yem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.Tom ate only three carrots for lunch.
Tom yemeklerinin çoğunu kağıt tabaklarda yedi.Tom ate many of his meals off of paper plates.
Tom kendi başına akşam yemeği yedi.Tom ate dinner by himself.
Tom yaklaşık bir saat önce akşam yemeği yedi.Tom ate dinner about one hour ago.
Tom yemek masaya konur konmaz yedi.Tom ate as soon as the food was put on the table.
Tom yemek istediği her şeyi yedi.Tom ate all that he wanted to eat.
Tom bütün yemeklerini odasında yedi.Tom ate all his meals in his room.
Tom hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.Tom ate a quick lunch then went back to work.
Tom her zaman yemekten önce dua eder.Tom always prays before eating.
Öğle yemeğinden en az bir saat önce, Tom her zaman aç hisseder.Tom always feels hungry at least one hour before lunch.
Tom her zaman yemeklerden sonra dişlerini fırçalar.Tom always brushes his teeth after meals.
Tom akşam yemeğinden önce neredeyse her zaman banyo yapar.Tom almost always takes a bath before dinner.
Tom onun kız arkadaşının onun için pişirdiği pastayı yemediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't eat the cake that his girlfriend had baked for him.
Gerçek Tom'la yemek istemediğimdir.The truth is that I didn't want to eat with Tom.
Gerçek şu ki Tom'la yemek yemek istemedim.The truth is that I didn't want to eat with Tom.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Tom ne kadar yerse yesin, daha fazla yemek istiyor.No matter how much Tom eats, he wants to eat more.
Tom'un karısı kadar iyi ya da daha iyi yemek pişirebildiğini duydum.I've heard that Tom can cook as well as, or better than, his wife.
Tom'un akşam yemeğinin hepsini yemediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom didn't eat all his dinner.
Noel yemeğinde Tom'un ne yediğini merak ediyorum.I wonder what Tom ate for his Christmas dinner.
Niçin Tom ile yemek yemek istemediğini anlayamıyorum.I can't understand why you don't want to eat with Tom.
Dün gece yemek yedim ama Tom'un yediğini sanmıyorum.I ate dinner last night, but I don't think Tom did.
Tom, o zaman Mary ile birlikte öğle yemeği yiyorduTom was eating lunch with Mary at that time.
Tom Mary'ye akşam yemeğinden sonra kendisini aramasını söyledi.Tom told Mary to give him a call after dinner.
Tom Mary ile öğle yemeğini paylaştı.Tom shared his lunch with Mary.
Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for dinner while Mary cooked.
Tom Mary ile öğle yemeği yemek için istekli olduğunu söyledi.Tom said that he was eager to eat lunch with Mary.
Tom, Mary için öğle yemeği hazırladı.Tom prepared lunch for Mary.
Tom Mary için yemek pişirmeyi sever.Tom likes cooking for Mary.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği yemeye davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom akşam yemeği yemek için Mary'yi eve davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom Mary ve arkadaşlarını akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary and her friends to dinner.
Tom, Mary ile öğle yemeği yedi.Tom had lunch with Mary.
Tom Mary'ye akşam yemeğini pişirtti.Tom got Mary to cook dinner.
Tom Mary'nin öğle yemeğinden önce gelmesini umuyor.Tom expects Mary to come back before lunch.
Tom Mary'nin niçin et yemediğini bilmiyor.Tom doesn't know why Mary doesn't eat meat.
Tom Mary'nin akşam yemeği için ne yemek istediğini bilmiyor.Tom doesn't know what Mary wants to eat for dinner.
Mango yemek istiyorum.I want to eat a mango.
Tom Mary'ye yemek hakkında şikâyette bulundu.Tom complained to Mary about the food.
Tom Mary ile yemeği ummasına rağmen tek başına yedi.Tom ate by himself even though he had hoped to eat with Mary.
Tom Mary'den bazı artan yemekleri ısıtmasını rica etti.Tom asked Mary to warm up some leftovers.
Tom Mary'nin onu akşam yemeğinden sonra aramasını söyledi.Tom asked Mary to call him after dinner.
Tom Mary'ye Meksika yemeklerini sevip sevmediğini sordu.Tom asked Mary if she liked Mexican food.
Tom Mary'ye akşam yemeğinin hazır olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if dinner was ready.
Tom ve Mary her zamanki saatinde yemeğe oturdular.Tom and Mary sat down to dinner at the usual time.
Tom ve Mary pazartesi günü akşam yemeğini pişirdiler.Tom and Mary cooked dinner on Monday.
Tom ve Mary üç yüz yaşındaki bir restoranda yemek yediler.Tom and Mary ate at a three-hundred-year-old restaurant.
Tom ve Mary pizza yemek için şehir merkezine gidiyorlar.Tom and Mary are going downtown to eat pizza.
Tom, Mary'nin onunla akşam yemeği yeme davetini kabul etti.Tom accepted Mary's invitation to have dinner with her.
Mary'nin bize yaptığı akşam yemeğine minnettar olmuş gibi mi yapsam acaba?I wonder if I should just pretend to appreciate the dinner that Mary made for us.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
John kapıyı çaldığında Tom ve Mary akşam yemeği için oturmak üzerelerdi.Tom and Mary were about to sit down for dinner when John knocked on the door.
İranlılar ana yemeği yoğurt ile yerlerdi.Iranians used to eat main meal with yoghurt.
Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Akşam yemeğinden sonra, sahilde bir yürüyüş yaparım.After dinner, I take a walk on the beach.
Tom'un gerçekten yemek istediği çikolatalı pudingti.What Tom really wanted to eat was chocolate pudding.
Tom'un akşam yemeği için rulo köftesi ve patates püresi vardı.Tom had meat loaf and mashed potatoes for dinner.
Tom öğle yemeği için her gün Mary'nin evine uğradı.Tom dropped by Mary's home every day for lunch.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod