Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Cred cǎ este singural caz în care banii au fost complet scoşi din circulaţie.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Credo sia l'unico caso in cui il denaro smise di essere utilizzato.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Creo que es el único antecedente en el cual el dinero ha dejado de ser utilizado.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Ich glaube, das war der einzige Fall weltweit, in dem jemals der Gebrauch von Geld verboten wurde.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Ik denk dat dit de enige keer is geweest dat geld werd afgeschaft.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Jeg tror det er det eneste tilfælde i historien, hvor pengebrug er blevet stoppet.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Je pense que c'est la seule fois dans l'Histoire où l'argent a arrêté d'être utilisé.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.제 생각에는 돈의 사용자체가 금지된 유일한 예였던것같습니다.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Myslím, že je to jediný případ v historii, kdy se přestaly používat peníze.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Myslím, že je to jediný prípad v histórii, kedy sa peniaze prestali používať.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Penso que foi a única situação em que o dinheiro deixou de ser usado.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Saya rasa itulah satu-satunya contoh di mana uang berhenti digunakan.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Wydaje mi się, że to pierwszy raz w historii, gdy całkowicie zaprzestano używania pieniędzy.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Νομίζω ότι είναι η μοναδική φορά που το χρήμα σταμάτησε να χρησιμοποιείται.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Мисля, че това е единственият прецедент, когато парите някога са били спирани от употреба.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.Я думаю, это единственный случай, когда деньги были запрещены к использованию.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.אני חושב שזה התקדים היחיד שבו אי פעם נאסר על שימוש בכסף.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.أعتقد أنها السابقة الوحيدة على الإطلاق التي يُمنع فيها إستخدام المال.
Sanırım bu paranın kullanılmasını engelleyebilen yegane örnek durumdu.先例がないと思います お金は諸悪の根源ではありますが
Sen ne diyorsun? Ne hakkında? - Yegane, gerçek, ideal aşk.- Del amor único y verdadero.
Sen ve çocuklarım sahip olduğum yegane şeyler.Tú y los niños son todo lo que tengo.
Sen ve çocuklarım sahip olduğum yegane şeyler.Что у тебя на уме? Ты и дети - это всё, что у меня есть.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz. Bitkilerde bile kanser var.Evident, nu numai oamenii pot avea cancere, ci și animalele și chiar plantele au cancere.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Denn offensichtlich sind wir nicht die einzigen Lebewesen, die an Krebs erkranken können.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Ik bedoel, natuurlijk, dat we niet de enige mensen zijn die kanker kunnen ervaren.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.제 말은, 확실히, 인간이 암을 겪는 유일한 생물이 아니라는 것입니다
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Maksud saya, jelas saja, kita bukanlah satu satunya orang yang dapat mengalami kanker.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Nie tylko ludzie zapadają na nowotwory.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Quiero decir, obviamente, que no somos los únicos que experimentamos el cáncer.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Tím samozřejmě nemyslím, že lidé jsou jediní, kteří mohou dostat rakovinu.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.Но ние не сме единствените същества, които могат да страдат от рак.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.כבר תוכלו להבין שלא רק בני אדם חולים בסרטן, אלא כל היצורים החיים, אפילו צמחים.
Tabii ki, biz kansere yakalanan yegane canlılar değiliz.يعني، بالطبع، نحن لسنا الشعب الوحيد الذي يمكنه تجربة أنواع السرطان.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.A ego nie je jediná vec; nie je to ani väčšina vecí.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.E il sè non è l'unica cosa; non è neanche la più importante.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.En het 'zelf' is niet het enige; het is niet eens het meeste.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.E o eu não é a única coisa; nem sequer a maior parte.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.És önmagunk nem az egyedüli, és nem is a legtöbb.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Et le moi n'est pas la seule chose, ce n'est même pas la plupart des choses.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil."Já" není jediná věc, není ani vším.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.자아는 유일하지 않고, 그렇다고 대다수가 공통된 것도 아닙니다.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Och självet är inte den enda saken och inte heller huvudsaken.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Și sinele nu e singurul lucru; nu e nici măcar cea mai mare parte a lucrurilor.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Und dieses Selbst ist nicht das einzige, was zählt. Es ist noch nicht einmal das Wichtigste.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Và bản thân không phải là điều duy nhất, nó thậm chí không hầu hết mọi thứ.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Y el yo no es lo único; ni siquiera es la mayoría de las cosas.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Και ο εαυτός μας δεν είναι το μοναδικό πράγμα, δεν είναι καν τα περισσότερα.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.А сутність - це не щось одне; і це навіть не кілька складових.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.Ведь наше "я" - это не просто нечто. Это даже не большая часть окружающего нас.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.И егото не е единственото нещо, то не е дори повечето неща.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.והעצמי הוא לא הדבר היחידי; זה אפילו לא רוב הדברים.
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.فنحن - أنفسنا - لسنا شيئاً واحد . بل لسنا عدة أشياء
Ve benliğimiz yegane şey değil; çok şey hiç değil.自己は 私たちの管制センターであり
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.A fost singurul instrument, dintre toate la care cânt, care făcea acea legătură.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.C'était le seul instrument qui, parmis tout ce que j'ai joué, qui pouvait vraiment créer une connection.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.Ed è stato l'unico strumento, di tutti quelli che ho suonato, che mi dava quella scintilla.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.Het was het enige instrument van alles wat ik bespeel, dat echt die gevoelens naar buiten kon brengen.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.I był to jedyny instrument- z pośród wszystkich, na których gram- z któym mogłem poczuć taką więź.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.그 악기는 진정으로 저와 마음이 통하는 제가 연주할 수 있는 유일한 악기였어요.
Ve o gitarr, bütün enstrümanlarım arasında, o bağlantıyı kurabilen yegane aletti.Und es war das einzige Instrument von all denen, die ich spiele, das wirklich passte.