Ben yedide evden ayrıldım.I left home at seven.
Akşam yemeğini saat yedide yiyeceğim.I will eat supper at seven.
İlk defa Japon yemeği yedim.I ate Japanese food for the first time.
Küçükken yatağımı ıslatırdım fakat yedi yaşına gelmeden önce vazgeçtim.I used to wet the bed when I was small, but I grew out of it by the time I was seven.
Yemek yedikten sonra her zaman dişlerimi fırçalamam.I don't always brush my teeth after I eat.
Ben öğle yemeği için bir sosisli sandviç yedim.I ate a hot dog for lunch.
Öğle yemeği için biraz ekmek ve bir kaynamış yumurta yedim.I ate some bread and a boiled egg for lunch.
Saat yedide onu görmek için bir randevu aldım.I made an appointment to see him at seven o'clock.
Onunla dans etmeyi kendime yediremedim.I could not bring myself to dance with him.
Genellikle saat yedide kahvaltı yaparım.I usually have breakfast at seven.
Genellikle yedide kalkarım.I usually get up at seven.
Şirkete gitmek için her sabah saat yedide evden ayrılırım.I leave home for the company at seven every morning.
Ona her sabah saat yedide kalktığımı söyledim.I told him that I get up at seven every morning.
Her sabah yedide kahvaltı yaparım.I have breakfast at seven every morning.
Akşam yemeğini yedi çeyrekte yiyorum.I have my supper at a quarter past seven.
Gelecek hafta on yedi yaşında olacağım.I will be seventeen next week.
Ben de on yedi yaşındayım.I am seventeen years old, too.
Biz akşam yemeğini yedide yeriz.We have dinner at seven.
Saat yedide istasyonda buluşacağız.We are to meet at the station at seven.
Biz öğleyin öğle yemeği yedik.We had lunch at noon.
Bisikletimin patlak bir lastiği vardı, bu yüzden yedi trenini kaçırdım.My bicycle had a flat tire, so I missed the seven o'clock train.
Yedide okula giderim.I go to school at seven.
Okula yedide gidiyorum.I go to school at seven.
Okula yedide giderim.I go to school at seven.
Saat yedi otuzdu.It was seven thirty.
Hafta sonunda çok yemek yedim.I pigged out over the weekend.
Toplantı yedide dağıldı.The meeting broke up at seven.
İlk defa duren yedim.I ate durian for the first time.
Açgözlü küçük çocuk tüm yemeği yedi.The greedy little child ate all the food.
İnsanlar tarihin başlangıcından beri kendi parmaklarıyla yemek yedi.People have eaten with their fingers from the beginning of history.
Yeryüzünde yedi kıta vardır.There are seven continents on the earth.
Dünyada neredeyse yedi milyar insan var.There are almost seven billion people in the world.
Hiç çiğ balık yedin mi?Have you ever eaten raw fish?
Yedi sanayi demokrasilerinin liderleri 2000 yılında Okinawa'da buluşacak.The leaders of seven industrial democracies will meet in Okinawa in 2000.
Tembel olduğum için annemden azar yedim.I was scolded by my mother for being lazy.
Öncelikle, ne yediğimiz ve ne içtiğimiz hakkında dikkatli olmalıyız.In the first place, we must be careful about what we eat and drink.
Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.After she had lunch, she got ready to go out.
Öğle yemeği yedikten sonra gitti.He left after he had lunch.
Öğle yemeğimi yedikten sonra seninle gideceğim.I will go with you after I have eaten my lunch.
Kahvaltıda ne yedin?What did you have for breakfast?
Erkek kardeşim ve kız kardeşim her sabah yaklaşık yedi otuzda kalkar.My brother and sister get up about seven-thirty every morning.
Dükkân yedide kapanır.The shop closes at seven.
Tren Tokyo istasyonundan saat yedide kalkar.The train leaves Tokyo Station at 7.
Birlikte yedikleri o akşam yemeği lezzetliydi.That dinner they had together was delicious.
Gökkuşağı yedi renklidir.The rainbow has seven colors.
Gökkuşağının yedi rengi vardır.The rainbow has seven colors.
Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Onun bu akşam yediği akşam yemeğinin o akşam yemeğine göre kalitesi düşük.The dinner he ate this evening was inferior in quality to that dinner.
Masraflar ona ait olmak üzere iyi bir akşam yemeği yedim.I had a good dinner at his expense.
Ailesi on yedinci yüzyıla kadar dayanıyor.His family dates back to the seventeenth century.
Onun maaşı yedi sene öncesinin iki katı.His salary is double what it was seven years ago.
Onun hastalığı çok yemek yediğinin göstergesi.His illness resulted from eating too much.
Kızı doğduğunda, o yedi yıl boyunca Nagano'da yaşıyordu.He had been living in Nagano for seven years when his daughter was born.
Bana yaklaşık olarak saat yedide burada olacağını söyledi.He told me he would be here about seven.
Aynı anda yedi kişiyi dinleyebilir.He could listen to seven people at once.
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.He lost his parents at the age of seven.
Saat yedide istasyona vardı.He arrived at the station at seven.
O, okula saat yedide gider.He leaves for school at seven.
O, saat tam yedide eve geldi.He got home at seven sharp.
O, yediye kadar eve gelecek mi?Will he come home by seven?