ye ile cümle

ye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onunla dans etmeyi kendime yediremedim.I could not bring myself to dance with him.
Onunla yemek yemek için bir randevum var.I have an appointment to dine with him.
Onunla bir yerde karşılaştığımı hatırlıyorum.I remember that I met him somewhere.
Daha önce onu bir yerde gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing him somewhere before.
Ona 50.000 yen borçluyum.I owe him 50,000 yen.
Ona yetişmek için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Ona yeri süpürttüm.I made him sweep the floor.
Ona 1,000 yen borçluyum.I am in debt to him for 1,000 yen.
Ona yeni kitabı hakkında soru sordum.I asked him about his new book.
Onu en sevdiği yemekle teselli ettim.I consoled him with his favorite food.
Onun yeteneklerine çok inancım yok.I don't have much belief in his abilities.
Onun yönetici yeteneğine güveniyorum.I trust his executive ability.
Ben onun yeni arabasına hayran oluyordum.I was admiring his new car.
Onun yerine toplantıya katıldım.I attended the meeting in place of him.
Ben onun adına bir yeni kıyafet aldım.I bought a new dress for her on his behalf.
Onun yeteneğine çok inancım yok.I don't have much faith in his ability.
Akşam yemeğine davetini reddettim.I declined his invitation to dinner.
Onun yemek kitabının güncelleştirilmiş sürümünü tercih ederim.I prefer the updated version of his cookbook.
Onlara yetişmek için yeterince hızlı koşamadım.I couldn't run fast enough to keep up with them.
Yeni bir yatak alması için onu ikna ettim.I've managed to talk him into buying a new bed.
Onun tarafından akşam yemeğine davet edildim.I was invited to dinner by her.
Onun yeni gözlük taktığını fark ettim.I noticed that she was wearing new glasses.
Onun yeni bir şapka giydiğini fark ettim.I noticed she was wearing a new hat.
Yeni plan hakkında onunla konuşmalıyım.I have to talk with her about the new plan.
Onunla Hawai'ye gidişimizi hiç unutmayacağım.I'll never forget going to Hawaii with her.
Ona 100.000 yen borçluyum.I owe her 100,000 yen.
Ona yeni bir elbise almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy her a new dress.
Ona yetişmek için koşabildiğim kadar hızlı koştum.I ran as fast as I could to catch up with her.
Komediyi trajediye yeğlerim.I prefer comedy to tragedy.
Ben fakirim, ona gücüm yetmez.I, who am poor, cannot afford it.
Ben iki kez Mt. Fuji'ye tırmandım.I've climbed Mt. Fuji twice.
Mt. Fuji'ye üç kez tırmandım.I have climbed Mt. Fuji three times.
Mt. Fuji'ye dört kez tırmandım.I've climbed Mt. Fuji four times.
Mt.Fuji'ye tırmandım.I've climbed Mt. Fuji.
Mt.Fuji'ye asla tırmanmadım.I've never climbed Mt. Fuji.
Mt.Fuji'ye tırmanmak istiyorum.I want to climb Mt. Fuji.
Genellikle saat yedide kahvaltı yaparım.I usually have breakfast at seven.
Genellikle yedide kalkarım.I usually get up at seven.
Genellikle akşam yemeğinden önce televizyon izlerim.I usually watch television before supper.
Babamın beni yetiştirdiği gibi oğlumu yetiştirmek istiyorum.I want to bring up my son as my father did me.
Babamı yeni bir araba alması için ikna etmeye çalıştım.I tried to argue my father into buying a new car.
Odamdaki eşyaların yerlerini değiştirdim.I changed the arrangement of the furniture in my room.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Çalışabileceğim yere, odama gidiyorum.I am going to my room, where I can study.
Akşam yemeğinden sonra annemin bulaşıkları yıkamasına yardım edeceğim.I'll help my mother wash the dishes after supper.
Annem kadar iyi yemek pişiremem.I cannot cook as well as my mother does.
Kız kardeşime yeni bilgisayarımı kullanmasına izin verdim.I let my sister use my new computer.
Kız kardeşime yeni bir şapka aldım.I bought my sister a new hat.
Ben kız kardeşime yeni bir şapka satın aldım.I bought my sister a new hat.
Ben her ay maaş gününde anneme elli bin yen veririm.I give my mother fifty thousand yen on payday every month.
Şirkete gitmek için her sabah saat yedide evden ayrılırım.I leave home for the company at seven every morning.
Ona her sabah saat yedide kalktığımı söyledim.I told him that I get up at seven every morning.
Her sabah yedide kahvaltı yaparım.I have breakfast at seven every morning.
Her gün kahvaltıda haşlanmış yumurta yerim.I have a boiled egg for breakfast every day.
Kızım için yeni bir fotoğraf makinası alacağım.I'm going to buy a camera for my daughter.
Durduk yere üzüldüm.I felt sad for no reason.
Arkadaşlarımın önünde yenilmek istemiyordum.I didn't want to be defeated in front of my friends.
Arkadaşlarımı akşam yemeğine davet ettim.I invited my friends to dinner.
Jane'i akşam yemeğine davet ettim.I invited Jane to dinner.
Akşam yemeğine davet edildim.I was invited to dinner.

İlgili Sayfalar