ye ile cümle

ye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ben yeni mayomdan memnunum.I'm pleased with my new bathing suit.
Yeni bir kışlık palto almalıyım.I must buy a new winter coat.
Yeni bir takım elbise aldım.I bought a new suit of clothes.
Yeni bir takım yaptırdım.I had a new suit made.
Yeni dolma kalemimi kaybettim.I have lost my new fountain pen.
Yeni arabamdan gerçekten memnunum.I am really pleased with my new car.
Yeni bir arabayı göze alamam.I can't afford a new car.
Yeni bir arabaya gücüm yetmez.I can't afford a new car.
Yeni bir arabaya param yetmez.I can't afford a new car.
Yeni bir araba satın almak için para biriktiriyorum.I'm saving up to buy a new car.
Yeni bir araba satın alacağım.I am going to buy a new car.
Ben yeni bir araba aldım.I bought a new car.
Ben yeni bir öğrenciyim.I am a new student.
Yeni yayınlar için gazeteye bir reklam koydum.I put an advertisement for the new publications in the newspaper.
Gazeteyi yere fırlattım.I threw down the newspaper.
Onunla ilk tanıştığımız yer olan Kobe'ye gittim.I went to Kobe, where I first met her.
Sıcak baharatlarından dolayı Kore yemeklerinin seviyorum.I love Korean food because of the hot spices.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Ben öğle yemeğini öğleyin yerim.I have lunch at noon.
Canlı bir ıstakoz yemek istemiyorum.I don't want to eat a live lobster.
Tokyo'da doğdum ve yetiştim.I was born and raised in Tokyo.
Bir taşa takıldım ve yere düştüm.I tripped over a stone and fell to the ground.
Yeni bir kırmızı arabam var.I have a new red car.
Sürücü belgemi geçen ay yenilettim.I had my driver's license renewed last month.
Sürücü ehliyetimi geçen ay yenilettim.I had my driver's license renewed last month.
Ehliyetimi geçen ay yenilettim.I had my driver's license renewed last month.
Geçen ay yeni bir bilgisayar aldım.I bought a new computer last month.
Bende bin yenden fazla yok.I have no more than one thousand yen.
Büyük annem tarafından yetiştirildim.I was brought up by my grandmother.
Ben ilk trene yetişebilmek için erken kalktım.I got up early, so that I could catch the first train.
Onun oğluna yeni bir takım elbise yaptım.I made his son a new suit.
Oğluma yeni bir takım elbise yaptım.I made my son a new suit.
Oğluma akşam yemeğini pişirttim.I got my son to cook supper.
Oğlumu üniversiteye yerleştirdim.I put my son through college.
Mezun olmak için yeterli kredim yok.I don't have enough credits to graduate.
Diğer öğrencilere yetişmek için çalışmak zorundaydım.I had to study hard to keep up with the other students.
Çok çeşitli güller yetiştirdim.I grow many kinds of roses.
Üç aşağı beş yukarı, yetmiş kiloyum.I weigh 70 kilos, give or take a few kilos.
Ben onun yerini alacak birini aradım.I looked for someone to take her place.
Yeni bir araba bir yana, kullanılmış bir araba almayı bile göze alamam.I can't afford to buy a used car, much less a new car.
Ben öğle yemeği için bir sosisli sandviç yedim.I ate a hot dog for lunch.
Öğle yemeği için biraz ekmek ve bir kaynamış yumurta yedim.I ate some bread and a boiled egg for lunch.
Öğle yemeğine davet edildim.I was invited to lunch.
Öğle yemeği yemediğim için açım.I am hungry because I did not eat lunch.
Kahvaltıdan beri bir şey yemedim ve ben çok açım.I haven't eaten since breakfast and I'm very hungry.
Onlara yetişmek için mümkün olduğu kadar hızlı koştum.I ran as fast as possible to catch up with them.
Mağazada yeni bir şapka seçtim.I picked out a new hat at the store.
Ben kırsalda yetiştirildim.I was brought up in the country.
Ben özellikle bir yere gitmek istemiyorum.I don't want to go anywhere in particular.
Ben yerimi kaybettim.I have lost my place.
Et yemekten kaçındım.I abstained from taking meat.
Et yemekten vazgeçtim.I've given up eating meat.
Japon yemeğini severim.I like Japanese food.
Pazar günü bir yere gitmiyorum.I am not going anywhere on Sunday.
Yeteneğimin en iyisine göre görevimi yapacağım.I will do my duty to the best of my ability.
Görevimi yapabildiğim en iyi şekilde yerine getireceğim.I will do my duty to the best of my ability.
Ona 100 yen borçluyum.I owe him 100 yen.
Onun yeni ve iyi bir fikir önereceğini umuyorum.I hope he will come up with a new and good idea.
Saat yedide onu görmek için bir randevu aldım.I made an appointment to see him at seven o'clock.
Yeni plan hakkında onunla konuşmak zorundayım.I have to talk with him about the new plan.

İlgili Sayfalar