ye ile cümle

ye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Öğle yemeğini bitirmedim.I have not finished lunch.
Henüz sabah kahvaltısı yemedim.I have not eaten breakfast yet.
Akşam yemeğimi henüz bitirmedim.I have not yet finished my supper.
Doğrudan eve gelme yerine uzun bir yol yürüdüm ve postanenin yanında durdum.Instead of coming directly home, I took the long way and stopped by the post office.
Ben haberleri Tom'a anlattım, Mary'ye değil.I told the news to Tom, not to Mary.
Ben Mary'ye biraz para boçluyum ve gelecek pazartesiye kadar ona geri ödemeliyim.I owe Mary some money and must pay her back by next Monday.
Mary'yi gördüğüm her seferde, ondan yeni ve önemli bir şey öğreniyorum.Each time I see Mary, I learn something new and important from her.
Mary'ye kompozisyonumdaki hataları düzelttirdim.I got Mary to correct the errors in my composition.
Mary'ye bir kitap verdim.I gave Mary a book.
Mary'ye yardımı için teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Ben yardımı için Mary'ye teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Sabah kahvaltısını zaten yedim.I've already eaten breakfast.
Kendime bakmak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to support myself.
Artık yemek istemiyorum.I don't want to eat any more.
Akşam yemeğini zaten bitirdim.I have already finished dinner.
Sonuçta, kararımı verdim ve yeni video oyununu satın aldım.Finally, I made up my mind and bought the new video game.
Avrupa'da bir yere gitmek istiyorum.I want to go somewhere in Europe.
Ben yelken kulübüne üyeyim.I belong to the sailing club.
Ben elma yemeği severim.I like to eat apples.
Yarışta son olarak başladım ama kısa sürede diğerlerine yetiştim.I started last in the race, but I soon caught up with the others.
Delia'nın onlara allerjisi olduğu için bu yemek tarifinden fındıkları çıkarttım.I've left out the nuts in this recipe because Delia's allergic to them.
Restorana girdim ve öğle yemeği yedim.I entered the restaurant and had lunch.
Bir lokantaya girdim ve öğle yemeği yedim.I entered a restaurant and had lunch.
Yanımda 1,000 yenden daha fazla yok.I have no more than 1,000 yen with me.
Yanımda yüz yenden daha fazla yok.I have no more than one hundred yen with me.
Ben genellikle yerel bir mağazada giysi satın alırım.I usually buy clothing at a local store.
İlk treni yakalamak için yeterince erken kalktım.I got up early enough to catch the first train.
Sinemaya gitme yerine bütün gün boyunca evde kaldım.I stayed home all day long instead of going to the movies.
Bay Sasaki'ye istasyonda sık sık rastladım.I have often met Mr Sasaki at the station.
Yokohoma'da yetiştirildim.I was raised in Yokohama.
Seramda orkide yetiştiririm.I grow orchids in my greenhouse.
Korkarım ki berbat bir şey yedim.I am afraid I ate something bad.
Bir şeyler yemek istiyorum.I want to eat something.
Canım bir şey yemek istiyor.I feel like eating something.
Canım bir şey yemek istemiyor.I don't feel like eating anything.
Emi'ye yeni bir CD vereceğim.I'm going to give Emi a new CD.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.I prefer to buy domestic rather than foreign products.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Ben köşeyi döndüm ve yeni açılmış bir restoranı gördüm.I turned the corner and caught sight of a newly opened restaurant.
Okula yakın yaşadığımdan dolayı,öğle yemeği için eve geliyorum.Because I live near the school, I come home for lunch.
Okula yakın yaşadığım için öğle yemeği için eve gelirim.Living near the school, I come home for lunch.
Eve giderken bir yerde cüzdanımı çaldırdım.I had my purse stolen somewhere on my way home.
Hava ısınıncaya kadar İngiltere'ye olan ziyaretimi erteleyeceğim.I'll put off my visit to England till the weather is warmer.
Ben görevimi yerine getirmeye çalıştım.I tried to fulfill my duty.
Tatil için birkaç haftalığına Havai'ye gittim.I went to Hawaii on vacation for a couple of weeks.
Bir tatile parasal gücüm yetemez.I cannot afford a holiday.
Tatil boyunca bir yere gitmedim.I didn't go anywhere during the holiday.
Ben acele bir öğle yemeği yedim.I ate a hasty lunch.
Öğle yemeğimi çabucak bitirdim.I finished my lunch quickly.
Bankada birkaç yeni dolarla takas ettim.I exchanged some yen for dollars at the bank.
Sana 3000 yen borçluyum.I owe you 3,000 yen.
Hafif bir öğle yemeği yedim.I ate a light lunch.
Öğünler arasında asla yememeyi prensip edinirim.I make it a rule never to eat between meals.
Asla et yemem.I never eat meat.
Köpeğime biraz et yedirdim.I fed some meat to my dog.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Kapıya yeni bir kol taktım.I put a new handle to the door.
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.I chose to leave instead of staying behind.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Plağı Ken'e verdim, Koji'ye değil.I lent the record to Ken, not to Koji.

İlgili Sayfalar