Ana içeriğe geç
Sözlük

ye ile cümle

ye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu gece gerçekten Çin yemeği yemek istemiyorum.I don't really want to eat Chinese food tonight.
Şu anda yeteri kadar paramız yok, ne yazık ki.We don't have enough money now, unfortunately.
O öğle yemeğinden sonra asla yapmadığım bir şey.That's something I never do after lunch.
Tom Mary kadar çok yemez.Tom doesn't eat as much as Mary does.
Sence bütün yetkililer yozlaşmış mı?Do you think all officials are corrupt?
Öğle yemeği için hiç param yok.I don't have any money for lunch.
Tom, Mary kadar yemez.Tom doesn't eat as much as Mary.
Onu yapmak için yeteneğimiz var.We have the ability to do that.
Henüz yeterli verimiz yok.We don't have enough data yet.
Bir sürü yere ihtiyacımız yok.We don't need a lot of space.
Yen baş antrenör kim?Who's the new head coach?
Tom'un bile bir fincan kahve almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't even have enough money to buy a cup of coffee.
Bilgisayarımda bir yerde Tom'un adresi var.I've got Tom's address somewhere on my computer.
Annemin yemek pişirmesini özlüyorum.I miss my mom's cooking.
Annemin yemeklerini gerçekten özlüyorum.I really miss my mom's cooking.
O gösterişli lokantaya öğlen değil, akşam yemeği için gidelim.Let's go to that fancy restaurant for dinner instead of lunch.
Bilgisayarımın neden yere düştüğünü merak ediyorum.I wonder why my computer crashed.
Tom ev ödevini genellikle akşam yemeğinden önce yapmaz.Tom doesn't often do his homework before dinner.
Tom genelde ev ödevini akşam yemeğinden önce yapmaz.Tom doesn't often do his homework before dinner.
Çocukları akşam yemeği için eve getirin.Bring the kids home for dinner.
Akşam yemeğine çocukları eve getir.Bring the kids home for dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği için ona ve ailesine katılması için davet etti.Tom invited Mary to join him and his family for dinner.
Tom Mary'nin akşam yemeği için uğrayacağını söylediTom said Mary was coming over for dinner.
Tom, Mary'nin yemek için geldiğini söyledi.Tom said Mary was coming over for dinner.
Akşam yemeği için ne pişirdin?What did you cook for dinner?
Mary akşam yemeği pişirirken genellikle birkaç bardak şarap içer.Mary usually has a few glasses of wine while cooking dinner.
Sen de vegan yemekleri yapar mısın?Do you also do vegan dishes?
Tüm gün git-gel yapacağım için beni akşam yemeğinden sonra araman en uygunu.I'll be in and out all day, so it might be best if you call around after dinner.
Kiril alfabesi, Latin alfabesinden daha fazla yer kaplıyor.The Cyrillic alphabet takes up more space than the Latin one.
Her yerde silahlı muhafızlar vardı.There were armed guards everywhere.
O son derecede yetenekli ve iyi eğitimli.She is highly talented and well educated.
Şeyler yeterince hızlı olmuyor.Things aren't happening fast enough.
Onun hepsi öğle yemeğinden önce oldu.That all happened before lunch.
Hafta sonu yeterince hızlı gelemiyor.The weekend can't come quick enough.
Atuqtuaq fok balığını çiğ yer.Atuqtuaq eats the seal blubber uncooked.
O, trene yetişmek için yeterince şanslıydı.He was lucky enough to catch the train.
O, treni yakalamak için yeterince şanslıydı.He was fortunate enough to catch the train.
Bunu öğle yemeğinde tartışalım.Let's discuss this over lunch.
Zaten yeni bir tane almak istiyordum.I wanted to buy a new one anyway.
Ben zaten onun yerini almak istiyordum.I wanted to replace it anyway.
Tom Boston'da yeni bir iş bulmada başarılıydı.Tom was successful in finding a new job in Boston.
Tom Boston'da yeni bir iş bulmada başarılı oldu.Tom succeeded in finding a new job in Boston.
Altı ay içinde Boston'da yeni bir iş bulmayı başaramazsam Şikago'ya döneceğim.If I fail to find a new job in Boston within 6 months, I will return to Chicago.
Birçok eski araba direksiyon yerine yeke kullanırdı.Many early cars used a tiller instead of a steering wheel.
Önümüzdeki cumartesi akşam yemeği için davet ediliyoruz.We're invited to dinner next Saturday.
Köpek, balık, kemik, kuyruk ve hepsini yer.The dog eats the fish, the bone, the tail, and all.
Mary odasına çıktı ve akşam yemeği için bile aşağı inmedi.Mary went up to her room and didn't come down, even for supper.
Sen kaza geçirdiğinde ben olay yerindeydim.I was at the scene when you had your accident.
Ben beş parasızım. Sıcak bir yemeğe ihtiyacım var.I'm broke. I need a hot meal.
Tom benden daha fazla yer.Tom eats more than I do.
Tom Mary'den daha az yer.Tom eats less than Mary.
Tom üçüncü yere geldi.Tom came in third place.
Tom benden daha çok yedi.Tom ate more than I did.
Tom kahvaltıyı tek başına yedi.Tom ate breakfast alone.
O, benim nasıl yetiştiğim.That's how I was raised.
Yeni bir şey deneyelim.Let's try something new.
Birkaç yeni giysiye ihtiyacım var.I need some new clothes.
Tom bir yerde haklı.Tom is partially right.
Tom'un yetişeceği bir otobüs var.Tom has a bus to catch.
Bu yeterince adil görünüyor.That seems fair enough.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ye ile cümle - Sayfa 11 - ye kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App