Ana içeriğe geç
Sözlük

yaymak ile cümle

yaymak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
L.A. Times'da haberi yaymak için Twitter'a başvurdu ve ana sayfada bir Tweet paylaştılar ve L.A.L.A. Times korzystał z Twittera by rozsyłać wiadomości, a link do ich profilu pojawił się na stronie głównej.
L.A. Times'da haberi yaymak için Twitter'a başvurdu ve ana sayfada bir Tweet paylaştılar ve L.A.Tờ L.A Times dùng Twitter để truyền đi các thông tin và đặt Twitter feed trên trang nhất,
L.A. Times'da haberi yaymak için Twitter'a başvurdu ve ana sayfada bir Tweet paylaştılar ve L.A.WebサイトのフロントページにTwitterフィードを入れたのです。
L.A. Times'da haberi yaymak için Twitter'a başvurdu ve ana sayfada bir Tweet paylaştılar ve L.A.גם הלוס אנג'לס טיימס השתמש בטוויטר כדי לפרסם מידע,
L.A. Times'da haberi yaymak için Twitter'a başvurdu ve ana sayfada bir Tweet paylaştılar ve L.A.فقد تحولت صحيفة لوس آنجلوس تايمز الى تويتر لمتابعة المعلومات أيضا،
Malcolm, öğretiyi yaymak için seyahatlere gönderiliyordu.말 콤 메시지를 전파 하는로에 보냈습니다.
Malcolm, öğretiyi yaymak için seyahatlere gönderiliyordu.Malcolm wurde geschickt um die Lehre zu verbreiten.
Malcolm, öğretiyi yaymak için seyahatlere gönderiliyordu.Ο Μάλκολμ στάλθηκε στο δρόμο να διαδώσει το μήνυμα.
Malcolm, öğretiyi yaymak için seyahatlere gönderiliyordu.مالكوم أرسل على الطريق لينشر الرسالة.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Byli jsme v naprosté harmonii a chtěli jsme ji rozšířit po celé Palestině.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Byliśmy w całkowitej harmonii i chcieliśmy rozszerzyć to na całą Palestynę.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Chúng tôi hoàn toàn hòa hợp, và chúng tôi muốn chia sẻ điều đó tới mọi người Palextin
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Eram în armonie completă, şi doream să o răspândim în întreaga Palestină.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Estábamos en completa armonía, y queríamos que esto se extendiera a toda Palestina.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Kami benar-benar harmonis dan kami ingin menyebarkannya kepada semua orang Palestina.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.팔레스타인 전체에 널리 퍼트리고 싶습니다.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Nous étions en totale harmonie, et nous voulions l'étendre à toute la Palestine.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik. Tezahurat: Tek bir millet.Estávamos em total harmonia, e queríamos espalhar isso a toda a Palestina. !Uma nação unida!"
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Tökéletes összhangban éltünk és ezt szerettük volna kiterjeszteni egész Palesztinára.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Wij waren in volledige harmonie en we wilden het uitbreiden naar heel Palestina.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Wir hatten hier perfekte Harmonie und wollten sie in ganz Palästina verbreiten.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Ήμασταν σε απόλυτη αρμονία και θέλαμε να το μεταδώσουμε σ' όλη την Παλαιστίνη.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Бяхме в пълна хармония, и искахме да разпространим това до цяла Палестина.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Ми перебуваємо в абсолютній гармонії, і ми прагнемо передати її всім палестинцям.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.Мы в совершенной гармонии, и мы хотим распространить её по всей Палестине.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.ורצינו לגרום להתפשטות של זה לכל פלסטין.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.وأردنا نشره الى كل فلسطين.
Mükemmel bir uyum içindeydik ve bunu tüm Filistin'e yaymak istedik.かけ声:団結した1つの国
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Akármikor egy falhoz jutok New Yorkban, az ő fotóit használom a projekt terjesztésére.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Cada vez que consigo un muro en Nueva York, uso sus fotos para seguir difundiendo el proyecto.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Chaque fois qu'on me donne un mur à New York, j'utilise ses photos pour continuer à diffuser le projet.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.De fiecare dată când primesc un perete în New York, folosesc pozele lui pentru a răspândi proiectul.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.제가 뉴욕의 담벼락을 지날때 마다, 저는 이 프로젝트를 퍼뜨리기 위해서 이 사진을 이용합니다.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Mỗi lần tôi thấy một bức tường tại New York, Tôi sử dụng hình ảnh của ông để tiếp tục lan tỏa dự án.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Ogni volta che mi danno un muro a New York, uso le sue foto per continuare a diffondere il progetto.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Pokaždé, když najdu v New Yorku nějakou zeď, použiju jeho fotky, abych dál šířil tento projekt.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Setiap kali saya menjumpai dinding di New York, saya menggunakan fotonya untuk terus menyebarkan proyek ini.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Telkens als ik een muur krijg in New York gebruik ik zijn foto's om het project verder te verspreiden.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Toda vez que eu pego uma parede em Nova York, eu uso as fotos dele para continuar a divulgar o projeto.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Zakaždým, keď mi vyčlenia nejakú stenu v New Yorku, používam jeho fotografie na rozšírenie projektu.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Zawsze, kiedy mam do dyspozycji mur w Nowym Jorku, używam jego zdjęć, żeby kontynuować ten projekt.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Κάθε φορά που έχω ένα τοίχο στη Νέα Υόρκη, χρησιμοποιώ αυτές τις φωτογραφίες για να συνεχίσω αυτό το έργο.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.Каждый раз, когда мне выделяют стену в Нью Йорке, я использую его фотографии, продолжая проект.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.כל פעם שאני מקבל קיר בניו יורק, אני משתמש בתמונות שלו כדי להמשיך להפיץ את הפרוייקט.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.في كل مرة أحصل على جدار في نيويورك، أستخدم صوره للاستمرار في نشر المشروع.
New York'ta ne zaman bir duvara denk gelsem, projeyi yaymak için onun fotoğraflarını kullanıyorum.彼の写真を使って プロジェクトを広めています フアレス - 聞き覚えがあるはずです
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.그런즉 내 상이 무엇이냐 내가 복음을 전할 때에 값 없이 전하고 복음으로 인하여 내게 있는 권을 다 쓰지 아니하는 이것이로라
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.И тъй, аз така тичам, не към нещо неизвестно; така удрям, не като че бия въздуха;
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.ועתה מה הוא שכרי הלא זה שאבשר בשורת המשיח בלא מחיר לבלתי השתמש להנאת עצמי ברשיון הנתן לי בבשורה׃
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.فما هو اجري اذ وانا ابشر اجعل انجيل المسيح بلا نفقة حتى لم استعمل سلطاني في الانجيل.
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.既 是 這 樣 、 我 的 賞 賜 是 甚 麼 呢 . 就 是 我 傳 福 音 的 時 候 、 叫 人 不 花 錢 得 福 音 、 免 得 用 盡 我 傳 福 音 的 權 柄
Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.既 是 這樣 、 我 的 賞賜 是 甚麼 呢 . 就是 我 傳 福音 的 時候 、 叫人 不 花錢 得 福音 、 免得 用盡 我 傳 福音 的 權柄
Sonra, Elijah Mohammed'in öğretisini yaymak için, Malcolm hapishane müzakere takımına katıldı veDanach trat Malcolm dem Debatierclub im Gefängnis bei, um die Lehren von Elijah Muhammad zu verbreiten.
Sonra, Elijah Mohammed'in öğretisini yaymak için, Malcolm hapishane müzakere takımına katıldı ve나중에, 엘리야 무하마드의 가르침을 전파 도움을 주는, 말 콤 감옥 토론 팀 합류 경쟁
Sonra, Elijah Mohammed'in öğretisini yaymak için, Malcolm hapishane müzakere takımına katıldı veفيما بعد، مالكوم انضم لفريق المناظرة في السجن، ليساعد على نشر تعاليم محمد أليجاه
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.al cărei slujitor am fost făcut eu, după darul harului lui Dumnezeu, dat mie prin lucrarea puterii Lui.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.do qual fui feito ministro, segundo o dom da graça de Deus, que me foi dada conforme a operação do seu poder.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.hvis Tjener jeg er bleven ifølge den Guds Nådes Gave, som blev given mig ved hans Magts Virkekraft.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.hvis tjener jeg er blitt efter den Guds nådes gave som er mig gitt ved virksomheten av hans makt.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.katerega služabnik sem postal po daru milosti Božje, podeljene mi po delovanju moči njegove.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod