Ana içeriğe geç
Sözlük

yaygı ile cümle

yaygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yüzyıllar) yaygın olan bu bölgede korsanlığın sona ermesinin başlangıcına yardımcı oldu.De stad werd in de beginjaren van haar bestaan zwaar gefrequenteerd door piraten.
Ture Muhammed, İslam'ı bütün Afrika'da yaygınlaştırıyordu.Dit werelderfgoed speelde een belangrijke rol bij het verspreiden van de islam in Afrika.
Güney Avrupa'da yaygındır.Deze soort komt algemeen voor in Zuid-Europa.
Modern yöntemlerle yapılan hayvancılık faaliyeti yaygın değildir.Moderne dieren die deze methode toepassen zijn niet bekend.
Bundan sonra eser yaygın olarak dünya çapında bütün dilere çevrilecektir.Hieruit wordt dikwijls geconcludeerd dat hij voor iedereen over de hele wereld zichtbaar zal zijn.
Ayrıca blog ve iş sitelerinde de kullanımı yaygınlaşmıştır.Er zijn zelfs websites en weblogs aan zijn werk gewijd.
Şehrin ekonomisi gittikçe yaygın sanayi sektörlerinin katkısını almaktadır.Het resterende deel van het eiland kwam steeds meer in gebruik voor zware industrie.
Baş biti enfestasyonları, özellikle çocuklarda yaygındır.De langvleugelige vormen zijn algemener, vooral bij de vrouwtjes.
1976'dan beri en yaygın kullanılan metod zehirli iğnedir.Sinds 1937 de meest gangbare titel die werd uitgegeven.
ISO 4217 kısaltması CNY olup, yaygın şekilde "RMB" olarak kısaltılmaktadır.De ISO 4217-code van de kroon is SEK en de afkorting is "kr".
Özellikle İtalya ve Fransa'da yaygındır.Met name in Frankrijk en Italië is dit spel populair.
İkinci Dünya Savaşı sırasında hükümetin fizikçileri böyle görevler için alması oldukça yaygındı.Voor de Tweede Wereldoorlog kwam het regelmatig voor dat ministers van staat publieke functies vervulden.
İngilizcede fazla yaygın kullanım değildir.In het Engels wordt weinig gebruikgemaakt van verkleinwoorden.
Altunçay Köyü'nde yaygın bir şekilde tavuk besiciliği de yapılmaktadır.Naast melkvee werd in Oostzaan ook veel pluimvee gehouden.
Bütün dünyada yaygın kozmopolit bir türdür.Het is tegenwoordig een kosmopolische soort die overal ter wereld voorkomt.
En çok kullanılan yaygın adları Yupik kelimesidir.De naam wordt verreweg het meest als jongensnaam gebruikt.
Metal alaşımlı olabileceği gibi pratik plastik kelepçelerin de kullanımı yaygınlaşmıştır.Eventueel worden steriele handschoenen gebruikt bij het afnemen.
Damıtma en yaygın tuz giderme metodudur.Huisstof is de meest voorkomende vorm van stof.
Daha sonra bu para tüm Avrupa’da yaygınlaşmıştır.Deze werkwijze is later veralgemeend tot de hele Europese Unie.
Bharatanatyam, Hindistan'da yaygın olan klasik bir dans türüdür.De Bharata natyam is een vorm van Indiase klassieke dans die van oorsprong uit het zuiden van India komt.
Bu şifreleme sistemi özellikle İskandinavya bölgesinde yaygın olarak kullanılmıştır.Deze manier van roeien was vooral populair in Scandinavië.
Çay özellikle Kuzeybatı'da yaygındır.Deze thee is vooral zeer populair in Japan.
Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.Hierop kunnen de standaard filmformaten 1:1,85 en 1:2,39 worden afgespeeld.
2005'te Macaristan'da doğan kız bebekler için en yaygın altıncı isimdi.In 2009 was het de 100e meest gegeven naam aan geboren meisjes.
Günümüzde online eğitimlerin yaygınlaşması ile birlikte, bu eğitimler online olarak da alınabilmektedir.Door de toenemende digitalisering is het tegenwoordig mogelijk om online te betalen.
Bu tür, en yaygın dilencilik şeklidir.Dit is de meest voorkomende vorm van pesten.
Penisillin V ABD’de streptokok farenjiti için en yaygın kullanılan antibiyotiktir.In de Verenigde Staten wordt phenoxymethylpenicilline het meest gebruikt bij streptokokkenfaryngitis.
Çalgılı düğünler de yaygındır.Gearrangeerde huwelijken zijn heel gebruikelijk.
(Brezilyada) Lütfen - Por favor Lütfen - Se faz favor (kullanımı daha yaygındır!)(Annie M.G. Schmidt) Smekend: Heb me lief/ Alsjeblieft/Heb me lief/ (Volumia) Univerbatie
Güneydoğu Asya'da yaygın olarak görülür.In Zuidoost Azië komt het veel vaker voor.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Er zijn ook populaties die voorkomen in mangroves.
En yaygın şekliyle Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.Het tweedaagse feest wordt in de tweede helft van de maand augustus gehouden.
Avrupa boyunca yaygın olup, Britanya'da bulunmazlar.In Europa komen ze overal voor, maar zijn nergens algemeen.
Pembroke Welsh Corgi türü daha yaygın olarak bilinir.De hals en de nek van de Welsh corgi Pembroke zijn relatief lang.
Türkiye’de de giderek daha iyi tanınmakta ve tüketimi yaygınlaşmaktadır.De regionale keuken krijgt echter steeds meer bekendheid en waardering.
İnternet tarayıcıları, yaygın dağıtım ve kullanımları nedeniyle suçlular için özel bir hedeftir.Webbrowsers zijn een bijzonder doelwit vanwege hun grote verspreiding en gebruik.
Kısmen esnek olmayan çarpışma gerçek dünyada olan çarpışmaların en yaygın olan türüdür.Een type eindbaas dat hier lijnrecht tegenover staat is het type dat men vooral tegenkomt in vechtspellen.
At yarışı, en eski ve en yaygın sporlardan biridir.Worstelen is een van de oudste sporten die er bestaat.
Kabak ve çili biberi'de Meksika mutfağında yaygın olarak kullanılır.Het is een hete saus of pasta die veelvuldig gebruikt wordt in de Koreaanse keuken.
Erken doğan bebeklerde görülen hemolitik anemiyi düzeltmek en yaygın kullanım alanıdır.Het risico wordt groter wanneer er een beademingssysteem moet worden gebruikt bij te vroeg geboren baby's.
Türklerde bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktır.In het Turks is de hoofdklemtoon over het algemeen een jambe.
İmparatorluk dünyanın çeşitli bölgelerinde İngilizcenin yaygınlaşmasını sağladı.Imperium przyczyniło się do rozpowszechnienia języka angielskiego w różnych regionach świata.
2010'dan beri Belçika'da en yaygın aylık dergi “Joods Actueel” için köşe yazıları yazıyor.Od 2010 roku ma swoją kolumnę w najbardziej rozpowszechnionym w Belgii żydowskim magazynie „Joods Actueel”.
Ancak, anafilaksi nedeniyle ölenlerin yarısında, daha önce yaygın bir (sistemik) reaksiyon görülmemiştir.Jednak połowa osób zmarłych na skutek anafilaksji nie doświadczyła wcześniej rozległej reakcji układowej.
Diğeri ise, halk arasında yaygın olan Gülmet'dir.Wśród ludzi (ros.
Bu popülasyonda en yaygın enfeksiyon sebebi ve yine en yaygın hastaneye başvurma sebebidir.Jest najczęstszą przyczyną infekcji w tej grupie osób, a także najczęstszą przyczyną hospitalizacji.
Bunlar HH II bölgelerindeki yıldız teşekkülünde yaygındır ve genellikle geniş gruplar hâlinde bulunurlar.Są one wszechobecne w gwiazdotwórczych regionach H II i często znajduje się je w większych grupach.
Bu fikir binlerce yıl süregelmiştir lakin 17. yüzyılın sonuna doğru yaygın olarak kabul görmüştür.Ten pomysł był rozważany od tysiącleci, jednak został powszechnie zaakceptowany dopiero pod koniec XVII wieku.
Bu son on yılı önceki kariyerinden ayıran şey televizyonun yaygın kullanımıydı.To, co wyróżniało tę dekadę od lat wcześniejszych to rozpowszechnienie się telewizji.
RETScreen temiz enerji projelerinin hazırlanması ve hayata geçirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.RETScreen jest szeroko stosowany do ułatwiania realizacji i wdrażania projektów czystej energii.
Bu açlık formları deniz suyunda Ultramikrobakterilerin en yaygın türü olabilirler.Takie „formy głodowe” są prawdopodobnie najbardziej typowymi ultramikrobakteriami w wodzie morskiej.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Choroba von Willebranda jest najczęstszą wrodzoną skazą krwotoczną.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Wyniki mogą jednak się różnić, a w innych typach zapalenia płuc powszechne są inne wzory zmian.
Ana madde: Şarap Şarap yaygın olarak tüketilir ve en seçkin, en sağlıklı içecek olarak kabul edilirdi.Wino pijano często i uważano za najbardziej prestiżowy i zdrowy napitek.
Kerosen ayrıca taşınabilir ısıtıcılarda, özellikle de kuzeyde, evde ısıtma için yaygın olarak kullanılır.Nafta jest także stosowana do ogrzewania domów w przenośnych grzejnikach, szczególnie na północy kraju.
Gelişmiş dünyada bu enfeksiyonlar en çok seyahatten dönen kişilerde veya göçmenlerde yaygındır.W krajach rozwiniętych tego typu zakażenia najczęściej nabywają podróżnicy lub imigranci.
Latince çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı.Dość swobodnie posługiwano się łaciną.
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Przed odkryciem genetyki mendlowskiej popularną hipotezą było mieszanie się cech.
Daha sonraları İslâm âleminin her tarafında dâru'l-hadisler yaygınlaştı.Następnie podzielili ją na włości (wołost’), z których każda miała swój gród.
Halkalı fok Arktik bölgesinde yaşayan en küçük ve en yaygın fok türüdür.Największa foka żyjąca w niewielkich stadach na terenie Arktyki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod