O gelenek çok yaygınlaştı.That custom has become very widespread.
Bu tür radyo kullanımı yaygın oldu.The use of this type of radio has become widespread.
O, düşündüğünüzden daha yaygındır.It's more common than you think.
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.Shark fin soup is very popular in China.
Bu yaygın bir yanlış yorum.It's a common misconception.
Yaygın kullanımına rağmen, bu sözcük sık sık yanlış telaffuz edilir.Although in common usage, this word is frequently mispronounced.
Çelik sivil inşaatta yaygın olarak kullanılan bir malzeme.Steel is a widely-used material in civil construction.
"Have to" "must"tan daha yaygındır."Have to" is more common than "must."
İngiltere'de yüksek lisans dereceleri çok yaygın değildir.Master's degrees in Britain are not very common.
Bu, benim geldiğim yerde çok yaygın bir tabir.That's a very common phrase where I come from.
Demir en yaygın olarak kullanılan metaldir.Iron is the most widely used metal.
Akademik sahtekarlık düşündüğünüzden daha yaygındır.Academic fraud is more common than you think.
Akademik sahtekarlık muhtemelen düşündüğünden daha yaygın olabilir.Academic fraud may be more common than you think.
Akademik dolandırıcılık, çoğu insanın düşündüğünden muhtemelen daha yaygındır.Academic fraud is probably more common than most people think.
Yaygın kullanımda "spirit" ve "soul" sık sık eş anlamlıdırlar.In common usage, "spirit" and "soul" are often synonyms.
Siyah ayakkabılar için çok yaygın bir renktir.Black is a very common color for shoes.
Irkçılık birçok toplumda yaygındır.Racism is common in many societies.
Teras çiftçiliği Çin'in dağlık bölgelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır.Terrace farming is widely practiced in the mountainous regions of China.
Akne, özellikle gençler arasında çok yaygın bir sorundur.Acne is a very common problem, especially among teenagers.
Tom yaygın bir isim.Tom is a common name.
Bozuk İngilizce dünyanın en yaygın dilidir.Bad English is the most widespread language in the world.
T harfi yaygın bir ünsüzdür.The letter T is a common consonant.
Dışkı ile beslenme köpeklerde yaygındır.Coprophagia is common in dogs.
Bu yaygın bir isim.It's a common name.
Bu yaygın olarak kullanılan bir teknik.It's a commonly-used technique.
Esperantodaki en yaygın üçüncü harf "e" dir.The third most frequent letter in Esperanto is "e".
Esperantodaki en yaygın on dördüncü harf "m" dir.The fourteenth most common letter in Esperanto is "m".
Ülkemizde bu tür bir ayrımcılık çok yaygın değildir.This type of discrimination isn't very widespread in our country.
Kurşun yaygın bir çevre kirleticidir.Lead is a common environmental pollutant.
Bu çok yaygın bir hata.That's a very common mistake.
"Sauna" Finceden ödünç alınmış yaygın olarak kullanılan birkaç sözcükten biridir."Sauna" is one of the few widely used words that have been borrowed from Finnish.
O, kişisel bloğunda yaygın yanlış düşünceler üzerine olan makalesini yayınladı.She published her article on common misconceptions to her personal blog.
Tom, Batı medyasında yaygın bir biçimde seçim hilesiyle suçlandı.Tom was widely accused in the Western media of election fraud.
Kafein en yaygın tüketilen psikoaktif ilaçtır.Caffeine is the most widely consumed psychoactive drug.
Hangisi daha yaygın?Which is more common?
O aslında oldukça yaygın.It's quite common actually.
Pedofili muhtemelen insanların düşündüğünden daha yaygındır.Pedophilia is probably more common than people think.
Ataerkil sistem her zaman daha yaygın olmuştur.The patriarchal system has always been more prevalent.
Depremler Japonya'da yaygındır.Earthquakes are common in Japan.
Sürücüsüz arabalar artık yaygın olarak kullanımda.Driverless cars are now widely in use.
Sodyum benzoat çok yaygın bir gıda koruyucusudur.Sodium benzoate is a very common food preservative.
Karın ağrısı yaygın bir sorundur.Abdominal pain is a common problem.
Yolsuzluk hala yaygındır.Corruption is still common.
Bu tür kazalar yaygındır.Such accidents are common.
Sorun yaygındır.The problem is prevalent.
Uykusuzluk çok yaygındır.Insomnia is very common.
Bu, duyduğumuz en yaygın şikayetlerden biri.That's one of the most common complaints we hear.
Metadon bir ağrı kesici olarak yaygın bir biçimde reçete edilir.Methadone is commonly prescribed as a pain killer.
O tür düşünme yaygındır.That kind of thinking is pervasive.
Bu örümcek Güney Afrika'da çok yaygın.This spider is very common in Southern Africa.
O zamanlar bilgisayar bu kadar yaygın değildi.Computers didn't yet exist around that time.
Thomas yaşadığın yerde yaygın bir isim mi?Is Thomas a common name where you live?
Mary sizin ülkenizde yaygın bir isim mi?Is Mary a common name in your country?
Tom ismi ülkenizde yaygın mı?Is Tom a common name in your country?
Tom ülkenizde yaygın bir isim mi?Is Tom a common name in your country?
Nataşa Rusya'da yaygın bir isim mi?Is Natasha a common name in Russia?
Yaygın inanışın aksine Tom çok saf değildir.Contrary to popular belief, Tom isn't that naive.
Yaygın görüşün aksine, Tom o kadar da saf değildir.Contrary to popular belief, Tom isn't that naive.
Bu yaygın bir Fransız ifadesidir.It's a common French expression.
Başarısızlık korkusu dünyadaki en yaygın korkulardan biridir.The fear of failure is one of the most common fears in the world.