Ana içeriğe geç
Sözlük

yavrusunu ile cümle

yavrusunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
O, kedi yavrusunu incitti mi?Did she hurt that kitten?
Keçi yavrusunun altına bir ateş yakmalısın.You should build a fire under the kid.
Kedi yavrusunun kuyruğunu çekmek Mary'nin yaramazlığıydı.It was naughty of Mary to pull the kitten's tail.
Bizim kayıp köpek yavrusunu aradık fakat boşuna.We looked for our lost puppy, but in vain.
Anne fil nehirde yavrusunu yıkadı.The mother elephant bathes her baby in the river.
Biz köpek yavrusunu aradık ama boşunaydı.We looked for the puppy, but it was in vain.
Sonunda diğer kedi yavrusunu seçti.In the end she chose another kitten.
Tom Mary'ye köpek yavrusunu bulması için yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help Mary find her lost puppy.
O bir anne gorilin kendi bebeğini tuttuğu gibi kedi yavrusunu tuttu.She held the kitten like a mother gorilla would hold her own baby.
Bu köpek yavrusunu çok güzel yapan onun çirkinliğidir.It's the ugliness of this puppy that makes it very nice.
O, köpek yavrusunu kurtardıShe saved the puppy.
Bu köpek yavrusunu istiyorum.I want this puppy.
İki leopar yavrusunun ayrılması hakkındaki hikaye bana oldukça basmakalıp gibi görünüyor.The story about the separation of the two leopard cubs seems pretty trite to me.
Köpek yavrusunu bizimle eve götürdük.We took the puppy home with us.
Tom İnstagramda köpek yavrusunun bir resmini yayınladı.Tom posted a picture of his puppy on Instagram.
Köpek yavrusunu görüyor musun?Do you see the puppy?
Anne, dinlenirken yavrusunu bir saat kadar temizler.The mother grooms her offspring during rest periods lasting up to an hour.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.And yet, she was feeding three little baby Tasmanian devils in her pouch.
Koko bir defasında evcil kedi yavrusunu bir lavabo'yu duvardan sökmekle suçlamıştı.Koko once blamed her pet kitten for ripping a sink out of the wall.
İster inek, ister davar olsun, hayvanla yavrusunu aynı gün kesmeyeceksiniz.Whether it is a cow or ewe, you shall not kill it and its young both in one day.
Kırdaki geyik bile Yeni doğmuş yavrusunu bırakıyor, Çünkü ot yok.Yes, the hind also in the field calves, and forsakes her young, because there is no grass.
Yavrusunu emziren dişi Zeytuni babun, UgandaSuckling, Uganda
Bir sahnede, yavrusunu besleyen bir dişi geyik görülmektedir.One scene shows a female deer feeding its fawn.
İnsana benzer, fakat göbeğinde bulunan bir torbanın içinde yavrusunu taşır.Denn es gehet dem Menschen wie dem Vieh (aus Prediger Salomo, Kap.
Yavrusunu büyüten dişi kar parsları dışında bu hayvanlar genelde yalnız dolaşır.Mit Ausnahme von Muttertieren mit ihrem Nachwuchs tritt der Kleine Igeltenrek überwiegend allein auf.
Bazı hayvanlar yavrusunu yer.Quelques animaux mangent leurs petits.
Anne, dinlenirken yavrusunu bir saat kadar temizler.La mère nettoie sa progéniture pendant les périodes de repos pouvant durer jusqu'à une heure.
Anne, dinlenirken yavrusunu bir saat kadar temizler.El premio era que una doncella limpiaría su casa por un día mientras ella se relajaba.
O, kedi yavrusunu incitti mi?Ha fatto del male al gattino?
Anne fil nehirde yavrusunu yıkadı.Слониха купает своего слонёнка в реке.
Yavrusunu büyüten dişi kar parsları dışında bu hayvanlar genelde yalnız dolaşır.Anders dan de gevlekte hyena leeft dit dier meestal alleen.
İnsana benzer, fakat göbeğinde bulunan bir torbanın içinde yavrusunu taşır.Przedstawia ona podobne do lwa, siedzące zwierzę pożerające człowieka (z gęby wystaje ludzka ręka).
Hemen doğumdan sonra anne, yavrusunu su yüzüne itekleyerek, yavrunun ilk kez nefes almasını sağlar.Після народження мати виносить дитинча до поверхні, щоб воно змогло вперше набрати повітря.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Три дні вони шукали скарби Ганьки і не знайшли.
Hemen doğumdan sonra anne, yavrusunu su yüzüne itekleyerek, yavrunun ilk kez nefes almasını sağlar.Matka jej hned nato postrkuje hlavou nad hladinu, aby se mládě poprvé nadechlo, to už samozřejmě umí plavat.
Yaylaya çıktıktan sonra bir deve ile yavrusunun sürüde olmadığını farketmiş.Când a ieșit din peșteră, a constatat că îi lipsea calul.
"Kunnamak", atın yavrusunu doğurması.A paci a ló gyermeknyelvi megfelelője.
Anneler kendi yavrusunu diğer yarasalardan daha fazla tımar ederler.Sokkal nagyobb szükségük van anyjukra, mint más párosujjú patásoknak.
"Kunnamak", atın yavrusunu doğurması.Varsominen tarkoittaa hevoseläimen synnytystapahtumaa.
Ayı yavrusunu kaçırıp arkasına bile bakmadan dağa kaçtı.彼は小熊を連れ去り、振り返らずに山を駆け上がった。
Anne, dinlenirken yavrusunu bir saat kadar temizler.어미는 태어난 새끼를 몇 시간 동안 핥고 부풀린다.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Tri dni in tri noči je hodil, preden ga je končno našel.
Hemen doğumdan sonra anne, yavrusunu su yüzüne itekleyerek, yavrunun ilk kez nefes almasını sağlar.Kohe pärast sündi tõstab ema poja veepinnale, et ta saaks teha oma esimese hingetõmbe.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ale mimo tego, dalej karmiła swoje trzy małe tasmańskie diabły w swojej tobie.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.A přesto krmila tři mláďata ve svém vaku.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Ennek ellenére három tasmaniai ördög kölyköt táplált az erszényében.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Et pourtant, elle nourrissait trois petits bébés dans sa poche.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.그럼에도 불구하고 이 암컷 데블은 자기 주머니에 있는 세 마리의 태즈매니아 데블에게 젖을 주고 있었습니다
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Namun, dia masih memberi makan ketiga bayi Tasmanian devil di kantungnya.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.No entanto, continuava a amamentar os três diabos da Tasmânia bebés na sua bolsa.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Och ändå diade hon tre små tasmanska baby-pungdjävlar in sin pung.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Și totuși, ea își hrănea cei trei pui de diavol tasmanian în buzunarul său.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Song, nó đang nuôi 3 con Tasmanian devil nhỏ trong túi.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Toch voedde ze nog drie jongen in haar buidel.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Tuttavia, stava nutrendo tre piccoli diavoli della Tasmania nel suo marsupio.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Und doch fütterte sie drei kleine Babies in ihrem Beutel.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Y, aún así, alimentaba a sus tres pequeñas crías en su bolsa.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.Και παρ'όλα αυτά τάιζε τρία μώρα στο μάρσιπο της.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.И в то же время она умудрялась кормить трех детенышей в сумке.
Ama yine de Tazmanya canavarı üç yavrusunu kesesinde besliyordu.И въпреки това, тя хранеше три малки бебета Тасманийски дяволи в торбичката си.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod