yavan ile cümle
yavan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onun mizah duygusu çok yavan.His humor is very dry.
Bu çok yavan.That's so lame.
Bu çok yavan bir açıklama.That's a very dry explanation.
Senin hayatın çok sıkıcı ve yavan.Your life is boring and uninteresting.
Bir o kadar da yavanIt's so uninteresting.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.So they wanted to give him the humblest, meagerest, most pathetic title that they could think of.
Yansıtmanın başarılmış dürüstlük olduğuna dair yavan ve ölümcül güvenimiz ne kadar da ebedi.How enduring, our bland fatal assurance that reflection is righteousness being accomplished.
Yafetin oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras.The sons of Japheth: Gomer, Magog, Madai, Javan, Tubal, Meshech, and Tiras.
Yâvanın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim.The sons of Javan: Elishah, Tarshish, Kittim, and Dodanim.
Bhadrabahu (MÖ 367-298) Umasvati Yavaneśvara (2. yüzyıl)Bhadrabahu ( 367 – 298 BCE) Umasvati Yavaneśvara (2nd century)
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Sie ist Oromes Gattin und die jüngere Schwester Yavannas.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Es una de las Valier, esposa de Oromë el Cazador, y hermana menor de Yavanna.
Yavanna burada İki Ağaç’ı büyüttü.Era impossibile per Yavanna creare altri Due Alberi.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Oromë era companheiro de Vána, a Sempre jovem, a irmã de Yavanna.
Yavanna burada İki Ağaç’ı büyüttü.Lá Yavanna cantou, e lá surgiram as Duas Árvores de Valinor.
Yavanna, Valinor’daki İki Ağaç’tan birisi olan Telperion’un görüntüsüne benzeterek Galathilion’u yarattı.In Tirion stond Galathilion, een boom die afstamde van Telperion, één van de Twee Bomen van Valinor.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Jest żoną Oromego, młodszą siostrą Yavanny.
Oysa bunlarsız tiyatro eksik olurdu, yavan olurdu.Byłoby okropne, gdyby film okazał się słaby, byłby skazą.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Vána – Věčně mladá, žena Oromëho a mladší sestra Yavanny.
Yavanna burada İki Ağaç’ı büyüttü.Beléjük foglalta Yavanna két fájának fényét.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Hän on Yavannan nuorempi sisar ja Oromën vaimo.
Bunlardan ilki Curumo’nun (Saruman’ın), Aiwendil’i (Radagast’ı) yanına Yavanna ona yalvardığı için aldığıdır.인천역 일대를 예전부터 인천 사람들은 ‘하인천’이라고 불렀으며, 지금도 인천역을 하인천역으로 부르는 사람이 있다.
Vána; Oromë'nin eşi, Yavanna'nın küçük kardeşiydi.Mlađa je Yavannina sestra i Oromëova žena.
Bir o kadar da yavanAnnyira nem érdekes.
Bir o kadar da yavanAșa neinteresantă.
Bir o kadar da yavanE' così poco interessante.
Bir o kadar da yavanHet is zo oninteressant.
Bir o kadar da yavanJe to tak nezaujímavé.
Bir o kadar da yavan너무 흥미롭지 못합니다.
Bir o kadar da yavanNhưng cũng chẳng thú vị gì lắm.
Bir o kadar da yavanNieinteresujące.
Bir o kadar da yavanNiin epämielenkiintoista.
Bir o kadar da yavanTak nezajímavé.
Bir o kadar da yavanTan aburrido.
Bir o kadar da yavanTão desinteressante.
Bir o kadar da yavanTellement sans intérêt.
Bir o kadar da yavanΔεν έχει καθόλου ενδιαφέρον.
Bir o kadar da yavanТолкова безинтересно.
Bir o kadar da yavanכל כך לא מעניין.
Bir o kadar da yavanوهي ليست بذلك القدر من الأهمية.
Bir o kadar da yavanクランクを1回 2回
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Așa că voiau să-i dea cel mai umil, modest, patetic titlu la care se puteau gândi.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Así pues, quisieron darle el título más modesto, más insignificante y más lamentable que se les ocurrió.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chcieli mu nadać najskromniejszy, marginalny, najbardziej żałosny tytuł, jaki byli w stanie wymyślić.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Chtěli mu dát nejskromnější, nejprostší, nejubožejší titul, jaký jen lze.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.E quindi volevano dargli il titolo più umile, più misero, più patetico che si potesse pensare.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Így hát a legszerényebb, legalacsonyabb, legszánalmasabb titulust adták neki.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.그래서 생각해낼 수 있는 한, 가장 보잘 것 없고, 빈약해 보이면서도 동정받을 만한 칭호를 주고 싶었던거죠.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Por isso, eles queriam atribuir-lhe o título mais humilde, indesejado e patético que pudessem imaginar.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Så de ville give ham den mest ydmyge, tarvelige, mest ynkelige titel de kunne komme på.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Sie wollten ihm den demütigsten, ärmlichsten, jämmerlichsten Titel geben, der ihnen einfiel.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Ze wilden hem de nederigste, magerste, meest pathetisch denkbare titel geven.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Поэтому они предложили присвоить ему самый простой, скромный и жалкий титул.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Така че те искали да му дадат най-скромната, най-безлична, най-жалка титла, която може да се измисли.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.Таким чином, вони хотіли дати йому скромний, убогий, найжалюгідніший титул, який вони тільки могли придумати.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.אז הם רצו לתת לו את התואר הכי צנוע, קטן, פתטי שהם יכלו לחשוב עליו.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.لذا أرادوا أن يعطوه أكثر لقب ضئيل، متواضع، ومثير للشفقة أمكنهم التفكير فيه.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.付けたいと思いました それが "大統領" です
Çok basit, çok kuru. Bir o kadar da yavanEs ist gleichsam simpel wie knochentrocken - und uninteressant dazu.
Çok basit, çok kuru. Bir o kadar da yavanТак просто и скучно, так неинтересно.