Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Piatra Neamţ là một thành phố România.
Aust-Agder'in güneyinde, nikel cevheri ve maden yatakları yoğundur.Trên cao nguyên Sơn La có mỏ đồng và niken.
Safran lifleri yataklara serpilmiş ve melankoli krizlerini iyileştirmek için sıcak çaylarla karıştırılmıştır.Sợi saffron cũng được trải khắp giường và pha vào trà nóng để chữa những cơn u sầu.
Adada değerli fosfat yatakları vardır.島に燐、石灰がある。
Köyde demir yatakları bulunmaktadır.床には鉄の絨毯が敷いてある。
Petrol endüstrisi, potansiyel hidrokarbon yatakları bulmak için foram gibi mikrofosillere çok güveniyor.石油産業は以前は油層の候補を見つけるために有孔虫などの微化石に依存していた。
Zengin yatakları bulunmadığından, berilden elde edilir.雨天の場合は屋外に掲揚してはならない。
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.プル川流域には天然ガスや石油資源が豊富である。
Norilsk'te dünyanın en büyük nikel-bakır-paladyum yatakları bulunmaktadır.ノリリスク-タルナフ近郊には、世界最大のニッケル・銅・パララジウム鉱床がある。
Bakır, mermer, altın yatakları var.プラスチックの椅子、大理石の床。
Bazı maden yatakları çok önemlidir.有几个遗址土墩更加重要。
İkincisi ise, ana minerali pentlandit (Ni, Fe)9S8 olan magmatik sülfit yataklarıdır.第二種是帶磁性的硫礦床,主要礦物為鎳黃鐵礦:(Ni, Fe)9S8。
Maden yatakları olduğu için burada yaşayan Rusların koyduğu isim olarak kalmıştır.שמות הרחובות שונו לשמות רוסיים, אם כי שם העיר נשאר כשהיה.
Safran lifleri yataklara serpilmiş ve melankoli krizlerini iyileştirmek için sıcak çaylarla karıştırılmıştır.Шафранови нишки са разпръсквани по леглата и слагани в горещи чайове като лек срещу пристъпи на меланхолия.
Şehir, zengin demir cevheri yatakları yanında kurulmuştur.В близост до града са намерени богати залежи на желязна руда.
Kadın hastalanarak yataklara düşer.Пациентът ляга удобно на леглото.
Bazı maden yatakları çok önemlidir.С важно значение са минералните води.
Filibe'de zengin demir yatakları bulunmaktadır.U blizinigrada su pronađene bogate naslage željeza.
Orta çağda,altın, gümüş ve demir yataklarıyla müreffeh bir maden kasabası oldu.U srednjem vijeku Rožňava je bila bogati rudarski grad sa rudnicima zlata, srebra i željeza.
Bölgede zengin altın yatakları bulunmaktadır.U blizini su bogata nalazišta zlata.
Hasta yatakları sadece hastanelerde kullanılmamaktadır.Netuneliniai kateteriai naudojami tik ligoninėje.
Evdeki yataklar kontrplak yığınları üzerine konulmuştu.Žemaitijoje drobiniai buvo įrengiami virš svečių lovų.
Dehak acılar içinde kıvranarak yataklara düşer ve hastalığına bir türlü çare bulanamaz.Villu piinleb vastandlike tunnete käes ega saa und.
Hasta yatakları özel olarak, yatan hastalar için tasarlanmıştır.Haiglaliftid on mõeldud eelkõige haigete veoks.
Bu solukluk dudaklarda ya da tırnak yataklarında da izlenebilir.Samuti võivad need esineda huultel ja suus.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.auringon paahtaessa ne ehtyvät, ne häviävät paikastansa helteen tullen.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Czasu którego topnieją, zaginą; a czasu gorącości niszczeją z miejsca swego.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.En el tiempo del calor son silenciados, y al calentarse desaparecen de su lugar
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.따뜻하면 마르고 더우면 그 자리에서 아주 없어지나니
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.ma al tempo della siccità svaniscono e all'arsura scompaiono dai loro letti
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men på den tid de treffes av solens glød, tørkes de ut; når det blir hett, svinner de bort.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som åter försvinna, när de träffas av hettan, och torka bort ifrån sin plats, då värmen kommer.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som svandt ved Solens Glød, tørredes sporløst ud i Hede;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Mikor átmelegülnek, elapadnak, a hõség miatt fenékig száradnak.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống , khe bèn khô cạn , Lúc nắng giọi , nó lại biến khỏi chỗ nó .
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống, khe bèn khô cạn, Lúc nắng giọi, nó lại biến khỏi chỗ nó.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.no tempo do calor vão minguando; e quando o calor vem, desaparecem do seu lugar.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Ob času, ko solnce vanje pripeka, presihajo, in ko je vroče, izginejo s svojega kraja.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.v čase, keď sú ožehané slnkom, vysychajú; keď býva horúco, miznú zo svojho miesta.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.V čas horka vysychají; když sucho bývá, mizejí z místa svého.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Viennent les chaleurs, et ils tarissent, Les feux du soleil, et leur lit demeure à sec.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.vine arşiţa vremii şi seacă, vine căldura soarelui, şi li se usucă albia.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.zur Zeit, wenn sie die Hitze drückt, versiegen sie; wenn es heiß wird, vergehen sie von ihrer Stätte.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.οταν θερμανθωσιν, εκλειπουσιν οταν γεινη θερμοτης, εξαλειφονται απο του τοπου αυτων.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когато се стоплят изчезват; Когато настане топлина изгубват се от мястото си;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когда становится тепло, они умаляются, а во времяжары исчезают с мест своих.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.בעת יזרבו נצמתו בחמו נדעכו ממקומם׃
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.اذا جرت انقطعت. اذا حميت جفت من مكانها.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天 氣 漸 暖 、 就 隨 時 消 化 . 日 頭 炎 熱 、 便 從 原 處 乾 涸
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天氣 漸暖 、 就 隨時 消化 . 日頭炎熱 、 便從 原 處乾涸
Ardından, jeoloji, kaya yatakları jeolojisi, buzulların bıraktığı yüzey jeolojisi gibi haritaları eklersek,그리고는 거기에 지질, 기반 지질 지도를 더하고, 표면 지질, 빙하가 남긴 것들 더하고,
Ardından, jeoloji, kaya yatakları jeolojisi, buzulların bıraktığı yüzey jeolojisi gibi haritaları eklersek,los aspectos esenciales que conforman el paisaje ecológico.
Ardından, jeoloji, kaya yatakları jeolojisi, buzulların bıraktığı yüzey jeolojisi gibi haritaları eklersek,ואם נצרף מפות כמו הגאולוגיה, גאולוגיית הסלע הבסיס, וגאולוגיית פני השטח, מה שהקרחונים משאירים,
Ardından, jeoloji, kaya yatakları jeolojisi, buzulların bıraktığı yüzey jeolojisi gibi haritaları eklersek,بعد ذلك، إذا أضفنا خرائط مثل جيولوجيا، جيولوجيا الطبقة السفلى، و جيولوجيا السطح، وبقايا الأنهار الجليدية،
Ardından, jeoloji, kaya yatakları jeolojisi, buzulların bıraktığı yüzey jeolojisi gibi haritaları eklersek,氷河が残した表層地質を重ね合わせ 米国土壌保全局が定義する
Bazen, onlara kapiller yataklar deniyor.Někdy se jim říká kapilární síť.
Bazen, onlara kapiller yataklar deniyor.Terkadang, mereka menyebutnya hamparan kapiler.
Bazen, onlara kapiller yataklar deniyor.Иногда их называют капиллярное русло.
Bazen, onlara kapiller yataklar deniyor.Іноді їх називають капілярне русло.
Bir gözlem nasıl kardeş uygulanan elleri altında çarşaf ve yastıklar yataklar ve yüksek düzenlenmiş atıldı.하나는 관찰 수있는 방법 여동생의 연습 손을 아래의 시트 및 베개에 침대는 높고 배열에 던진했다.