yatakları ile cümle
yatakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu bölgeyi bırakmaya yanaşmıyorlardı.Az angolok sem szerettek volna lemaradni az újonnan felfedezett területek gazdagságának kiaknázásában.
Gece olduğunda herkes yataklarına gider.Minden este elalvás előtt hazudunk saját magunknak.
Yarımadada doğal gaz, petrol ve kömür yatakları bulunur.A félszigeten kőolaj, földgáz és szénkészletek találhatók.
(Dere yataklarının ıslah edilmesi, çarpık kentleşme vb.)(Például az áldozati állatok begyűjtése, levágása.)
1972'de Manus:'ta bakır yatakları bulunmuştur.Käsikirjoitukset löytyivät vuonna 1972 Sanaan suurmoskeijan kunnostustöiden yhteydessä.
1930'ların sonlarına doğru ülkedeki zengin petrol yatakları keşfedilmeye başlandı.1930-luvun lopulla maassa alkoivat öljynporaukset.
Saz yataklarında gizlenebildikleri için zor görülürler.Τους έκρυψε ενώ ήταν κοιμισμένοι σε διάφορες κρυμμένες βουνίσιες τοποθεσίες.
Bölgede zengin kömür yatakları da mevcuttur.Στην περιοχή υπάρχουν πλούσια κοιτάσματα βωξίτη.
Ayrıca bakır ve tabiî gaz yatakları da mevcuttur.Επίσης, υπάρχουν βιομηχανίες πετρελαίου και φυσικού αερίου.
Zengin petrol ve doğal gaz yatakları vardır.Είναι πλούσιο σε κοιτάσματα πετρελαίου και φυσικού αερίου.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Nordmændene er et nordgermansk folkeslag.
Dünya kehribar yataklarının %90'ı Rusya'nın Kaliningrad Bölgesinde bulunmaktadır.10% af verdens dyrkbare landbrugsjord ligger i Rusland.
Sedimenter yapıdaki maden yatakları.Bygdesenter i Tørdal.
Geç Dönem'de yukarı Mısır'da demir yatakları bulundu ve işletildi.Jernforekomster ble funnet i Øvre Egypt og ble utvunnet i senepoken.
Diğer büyük nikel yatakları ise Fransa (New Caledonia), Avustralya, Küba ve Endonezya'dadır.Deposit nikel lainnya ditemukan di Kaledonia Baru, Australia, Cuba, dan Indonesia.
Petrol yataklarınca zengindir.Menjadi kaya sambil tidur dengan investasi saham .
Park, dünyanın en zengin dinozor fosil yataklarından biri olduğu için meşhurdur.Taman tersebut dikenal karena menjadi salah satu tempat ditemukannya fosil dinosaurus terbanyak di dunia.
İkincisi ise, ana minerali pentlandit (Ni, Fe)9S8 olan magmatik sülfit yataklarıdır.Quặng thứ hai là sulfua magma, thành phần chính là pentlandit (Ni,Fe)9S8.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Piatra Neamţ là một thành phố România.
Aust-Agder'in güneyinde, nikel cevheri ve maden yatakları yoğundur.Trên cao nguyên Sơn La có mỏ đồng và niken.
Adada değerli fosfat yatakları vardır.島に燐、石灰がある。
Köyde demir yatakları bulunmaktadır.床には鉄の絨毯が敷いてある。
Petrol endüstrisi, potansiyel hidrokarbon yatakları bulmak için foram gibi mikrofosillere çok güveniyor.石油産業は以前は油層の候補を見つけるために有孔虫などの微化石に依存していた。
Zengin yatakları bulunmadığından, berilden elde edilir.雨天の場合は屋外に掲揚してはならない。
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.プル川流域には天然ガスや石油資源が豊富である。
Norilsk'te dünyanın en büyük nikel-bakır-paladyum yatakları bulunmaktadır.ノリリスク-タルナフ近郊には、世界最大のニッケル・銅・パララジウム鉱床がある。
Bakır, mermer, altın yatakları var.プラスチックの椅子、大理石の床。
Bazı maden yatakları çok önemlidir.有几个遗址土墩更加重要。
İkincisi ise, ana minerali pentlandit (Ni, Fe)9S8 olan magmatik sülfit yataklarıdır.第二種是帶磁性的硫礦床,主要礦物為鎳黃鐵礦:(Ni, Fe)9S8。
Maden yatakları olduğu için burada yaşayan Rusların koyduğu isim olarak kalmıştır.שמות הרחובות שונו לשמות רוסיים, אם כי שם העיר נשאר כשהיה.
Şehir, zengin demir cevheri yatakları yanında kurulmuştur.В близост до града са намерени богати залежи на желязна руда.
Bazı maden yatakları çok önemlidir.С важно значение са минералните води.
Filibe'de zengin demir yatakları bulunmaktadır.U blizinigrada su pronađene bogate naslage željeza.
Orta çağda,altın, gümüş ve demir yataklarıyla müreffeh bir maden kasabası oldu.U srednjem vijeku Rožňava je bila bogati rudarski grad sa rudnicima zlata, srebra i željeza.
Bölgede zengin altın yatakları bulunmaktadır.U blizini su bogata nalazišta zlata.
Hasta yatakları sadece hastanelerde kullanılmamaktadır.Netuneliniai kateteriai naudojami tik ligoninėje.
Hasta yatakları özel olarak, yatan hastalar için tasarlanmıştır.Haiglaliftid on mõeldud eelkõige haigete veoks.
Bu solukluk dudaklarda ya da tırnak yataklarında da izlenebilir.Samuti võivad need esineda huultel ja suus.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.auringon paahtaessa ne ehtyvät, ne häviävät paikastansa helteen tullen.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Czasu którego topnieją, zaginą; a czasu gorącości niszczeją z miejsca swego.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.En el tiempo del calor son silenciados, y al calentarse desaparecen de su lugar
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.따뜻하면 마르고 더우면 그 자리에서 아주 없어지나니
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.ma al tempo della siccità svaniscono e all'arsura scompaiono dai loro letti
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men på den tid de treffes av solens glød, tørkes de ut; når det blir hett, svinner de bort.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som åter försvinna, när de träffas av hettan, och torka bort ifrån sin plats, då värmen kommer.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som svandt ved Solens Glød, tørredes sporløst ud i Hede;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Mikor átmelegülnek, elapadnak, a hõség miatt fenékig száradnak.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống , khe bèn khô cạn , Lúc nắng giọi , nó lại biến khỏi chỗ nó .
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống, khe bèn khô cạn, Lúc nắng giọi, nó lại biến khỏi chỗ nó.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.no tempo do calor vão minguando; e quando o calor vem, desaparecem do seu lugar.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Ob času, ko solnce vanje pripeka, presihajo, in ko je vroče, izginejo s svojega kraja.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.v čase, keď sú ožehané slnkom, vysychajú; keď býva horúco, miznú zo svojho miesta.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.V čas horka vysychají; když sucho bývá, mizejí z místa svého.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Viennent les chaleurs, et ils tarissent, Les feux du soleil, et leur lit demeure à sec.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.vine arşiţa vremii şi seacă, vine căldura soarelui, şi li se usucă albia.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.zur Zeit, wenn sie die Hitze drückt, versiegen sie; wenn es heiß wird, vergehen sie von ihrer Stätte.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.οταν θερμανθωσιν, εκλειπουσιν οταν γεινη θερμοτης, εξαλειφονται απο του τοπου αυτων.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когато се стоплят изчезват; Когато настане топлина изгубват се от мястото си;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когда становится тепло, они умаляются, а во времяжары исчезают с мест своих.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.בעת יזרבו נצמתו בחמו נדעכו ממקומם׃