yatağın ile cümle
yatağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çarşaf aşağıdaki anlamlardan birine gelebilir: Çarşaf (örtü), yatağın üstüne serilen örtü.Купих столът, но Това е от стола (на стола, под стола, пред стола).
Karakterimiz yatağından fırlar, bıçağı ve tabancayı alır.В стаята нахълтала Ваца с пищов и нож в ръка.
Ömer ölüm yatağında bu komployu öğrendi ve zehiri kendine veren köleyi affetti.Духовното лице изказва съболезнования за покойника.
Çocukluğu yatağında annesinin anlattığı İrlanda masalları ve korku hikâyelerini dinlemekle geçti.Първоначално децата се възпитават вкъщи, където майката им разказва истории и ирландски приказки.
Tom yatağını düzeltti.Том оправи леглото си.
Betty'ye dönüşen Diane Selwyn (Naomi Watts) yatağından kalkar.Diane Selwyn (glumi ju Naomi Watts) budi se u svom krevetu.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Za odmor koriste brlog, ali prije nego što legnu u njega prvo neko vrijeme sjede.
1885 yılında, yazar Victor Hugo'yu yatağında ölmek üzereyken fotoğrafladı.Fotografirao je Victora Hugoa na njegovog posmrtnoj postelji 1885. god.
O çiçek toplarken kurt büyük annenin evine varıp onu yutar; büyük annenin geceliğini giyip yatağına girer.Dok je brala cvijeće, vuk je požurio do bakine kuće, a kad je u nju ušao, pojeo je baku.
Ünlü sanatçı yatağında ölü bulundu.Starého otca našiel na smrteľnej posteli.
Yatağına yatar ama bir süre uyanık kalır.Potom si samica ľahne na bok a často na chvíľu aj zaspí.
1878 yılında bugünkü dere yatağında kurulmuştur.Na jej mieste bola v roku 1872 postavená dnešná lávka.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Žrtev gre v posteljo in zaspi, zdrava kot riba.
Hemen peşinden yukarıdan bağlanarak bir yatağın üzerine doğru bırakıldığı plan gösterilir.Nato jih postavi pokonci nad mizo, na katero jih hitro spusti.
Sonra yatağına girip hemen uykuya dalar.Nato ga spravi nazaj v posteljo in odide v šoku.
Ardından Rick, yukarı doğru çıkan ayak seslerini duyar ve yatağının altına saklaır.Tedaj je zaslišala vpitje in se je skrila pod posteljo.
Yatağın baş tarafında bir yatak başı bulunabilir.Prie lovos matyti skrynia.
Ölürken yatağının başında Siyah Kare asılıydı.Priešingame, tamsiajame kampe stovėdavo lova.
Sucre elbiseyi yatağın altına saklar.Staiga Nina pamato skylę savo suknelėje.
Oyuncaklarını yatağın altına sakladı.Jis paslėpė savo žaislus po lova.
Tom yatağın altına saklandı.Tomas pasislepė po lovą.
Çarşaf aşağıdaki anlamlardan birine gelebilir: Çarşaf (örtü), yatağın üstüne serilen örtü.Kõrvallause: mees, kes valetas; pall, mis oli diivani all.
Kış mevsiminde de yatağını dolduramaz, debisi çok azdır.Sukulendina vajab vähe vett, talvel kastmist ei vaja.
Aç bir leoparın komşularımızdan birinin evine girip uyuyan çocuğunu yatağından aldığı bir gece hatırlıyorum.어느 밤, 굶주린 표범이 이웃집에 뛰어들어
Aç bir leoparın komşularımızdan birinin evine girip uyuyan çocuğunu yatağından aldığı bir gece hatırlıyorum.Я помню, как однажды ночью голодный леопард проник в дом одного из наших соседей и унёс его спящего ребёнка.
Aç bir leoparın komşularımızdan birinin evine girip uyuyan çocuğunu yatağından aldığı bir gece hatırlıyorum.(לא ברור) היינו מורעבים. אני זוכר לילה
Aç bir leoparın komşularımızdan birinin evine girip uyuyan çocuğunu yatağından aldığı bir gece hatırlıyorum.أذكر تلك الليلة عندما دخل نمر جائع إلى منزل
Aç bir leoparın komşularımızdan birinin evine girip uyuyan çocuğunu yatağından aldığı bir gece hatırlıyorum.眠っていた子どもを 連れ去ったのです とても悲しい話です
Akşam yemeği ya da yatağının yapılmasını beklemeyen bir koca. Seni Barselona'da görürüm.Ένας άντρας που δεν χρειάζεται βραδυνό... ...ή το κρεβάτι του. θα σε δω στη Βαρκελώνη.
Akşam yemeği ya da yatağının yapılmasını beklemeyen bir koca.Tomu říkám manžel, kterej nepotřebuje teplou večeři. Nebo svoji postel.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin.Maar jij ligt ook bij hem in bed.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun?De te is egy ágyban vagy vele.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun?Mais tu es dans le lit avec lui aussi.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun?Pero también te acuestas con ellos.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun?Poţi supravieţui prin scrierile tale, poţi încă să scrii tot ce-ţi trece prin cap.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun?Но ты точно так же идешь с ним в постель.
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin. Öyleyse neden gitmiyorsun??אבל גם אתה במיטה איתו. למה
Ama sen bununla yatağına gidebilirsin.يمكنك أن تعيش في كتاباتك
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Am simţit asta în sala de operaţii, la patul cuiva.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Ich habe es im Operationssaal gefühlt, an der Bettkante.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Ik heb het gevoeld in de operatiekamer, aan het ziekbed.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Io l'ho provata nella sala operatoria, accanto a un paziente.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Ja poczułem ją w sali operacyjnej, przy łóżku pacjenta.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Je l'ai ressentie en salle d'opération, au chevet des patients.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.저는 수술실의 수술대 옆에서 느꼈습니다.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Lo he sentido en la sala de operaciones, al lado de una cama.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Tôi thì lại cảm nhận được ở trong phòng phẫu thuật, ở cạnh giường bệnh.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Аз съм я усещал в операционната, до леглото на пациент.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Я відчув її в операційній, поруч із пацієнтом.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.Я почувствовал её в операционной, рядом с больным.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.אני חשתי זאת בחדר הניתוח, ליד מיטת החולה.
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.بالنسبة لي انا اشعر بها داخل غرفة العمليات .. وفي غرف الانتظار
Ameliyathanede, yatağın başında hissettim ben bunu.私たち自身を超越して 高められるような感覚です
Anlıyorum yatağın boş.Ik weet dat je bed leeg is en je hebt een zwak voor me.
Anlıyorum yatağın boş.Não me venhas com conversas.
Anlıyorum yatağın boş.لقد أدركت أن سريرك فارغ الآن
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.فصعدت واضجعته على سرير رجل الله واغلقت عليه وخرجت.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.A ona vyjdúc hore položila ho na posteľ muža Božieho, zamkla ho a vyšla.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Ea s'a suit, l -a culcat pe patul omului lui Dumnezeu, a închis uşa după ea, şi a ieşit.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Ela subiu, deitou-o sobre a cama do homem de Deus e, fechando sobre ele a porta, saiu.