yatağın ile cümle
yatağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Vi flyttede hans seng så han kunne kigge ud.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.We verplaatsten zijn bed zodat hij naar buiten kon kijken.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Wir haben sein Bett geneigt, damit er nach draußen sehen kann.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Κλωτσήσαμε το κρεβάτ του ώστε να μπορεί να βλέπει έξω.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Ми пересунули його ліжко, щоб він міг бачити.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Мы подвинули кровать так, чтобы он мог выглянуть наружу.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.Ние изритахме леглото му, за да може да види.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.דחפנו את המיטה שלו כדי שיוכל להסתכל.
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.رفعنا سريره حتى يتمكن من الرؤية
Yatağını dışarı çıkardık dışarıyı görebilsin diye.病院の外の駐車場にある
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Du machst dein Lager auf einem hohen, erhabenen Berg und gehst daselbst auch hinauf, zu opfern.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Kamu pergi ke puncak-puncak gunung untuk mempersembahkan kurban dan memuaskan nafsu berahimu
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.네가 높고 높은 산 위에 침상을 베풀었고 네가 또 그리로 올라가서 제사를 드렸으며
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Korkealle ja valtavalle vuorelle sinä valmistit vuoteesi; sinne sinä myös nousit teurasuhria uhraamaan.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Magas és felemelkedett hegyen helyezted ágyadat, fel is menél oda áldozni áldozatot.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na górze wysokiej i wyniosłej postawiłeś łoże twoje, a tam wstępujesz ku sprawowaniu ofiar.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na hoře vysoké a vyvýšené stavíš lože své, a tam vstupuješ k obětování oběti.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na visoki, vzvišeni gori si napravila ležišče svoje; tudi si hodila tja gori opravljat daritev.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na vysokom vrchu a povznesenom staviaš svoju ložu, aj chodíš ta hore, dcéro Jeruzalema, obetovať bitnú obeť!
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Ngươi đặt giường trên núi rất cao , và lên đó đặng dâng của lễ .
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Ngươi đặt giường trên núi rất cao, và lên đó đặng dâng của lễ.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På höga och stora berg redde du dig läger; också upp på sådana begav du dig för att offra slaktoffer.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På høie, mektige fjell redet du ditt leie; også der steg du op for å ofre slaktoffer.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På høje og knejsende Bjerge redte du Leje, også der steg du op for at slagte dit Offer;
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Pe un munte înalt şi ridicat îţi faci culcuşul; tot acolo te sui să aduci jertfe.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Sobre el monte alto y encumbrado pusiste tu cama. Allí también subiste a hacer sacrificio
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.sobre um monte alto e levantado puseste a tua cama; e lá subiste para oferecer sacrifícios.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Su un monte imponente ed elevato hai posto il tuo giaciglio; anche là sei salita per fare sacrifici
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Επι ορους υψηλου και μετεωρου εβαλες την κλινην σου και εκει ανεβης δια να προσφερης θυσιαν.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.На висока и издигната скала си издигнала леглото си, И там си се изкачвала да принасяш жертва.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.На высокой и выдающейся горе ты ставишь ложе твое и туда восходишь приносить жертву.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.על הר גבה ונשא שמת משכבך גם שם עלית לזבח זבח׃
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.على جبل عال ومرتفع وضعت مضجعك والى هناك صعدت لتذبحي ذبيحة.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.你 在 高 而 又 高 的 山 上 安 設 床 榻 、 也 上 那 裡 去 獻 祭
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.你 在 高 而 又 高 的 山上 安 設 床榻 、 也 上 那裡 去 獻祭
Yatağın kenarına doğru.침대의 가장자리쪽으로.
Yatağın kenarına doğru.לעבר קצה המיטה.
Yatağın kenarına doğru.نحو حافة السرير.
Yatağın kenarına doğru.彼は簡単にこれを行うに管理し、その幅、重量、彼の体重にもかかわらずで
Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.Heは叫ぶために彼の口を開けると、シートのコーナーは彼との間でやらされていた
Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.침대에 거꾸로 떨어져.
Yatağın üzerine geriye doğru fırlattı.النائية إلى الوراء على السرير.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.A kabát egy ágytakaróra emlékeztet egy hatalmas ágyon.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Chiếc áo chẽn khiến tôi liên tưởng đến khăn phủ trên chiếc giường lớn.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Das Wams erinnert mich an eine Bettdecke auf einem riesigen Bett.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Dubletten får mig til at tænke på en dyne på den enorme seng.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.El jubón me hace pensar en un edredón sobre una gran cama.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Het wambuis doet me denken aan de sprei op het grote bed.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Il farsetto mi fa pensare a un copriletto sull'enorme letto.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Jackan får mig att tänka på överkast på den stora sängen.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Jaket itu membuat saya berpikir akan selimut di atas ranjang yang besar.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Kaftan przywodzi mi na myśl kapę na łoże.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.이 더블렛은 큰 침대위의 침대보를 생각나게 한다.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Le pourpoint me fait penser à un dessus-de-lit.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu."O gibão lembra-me uma colcha na cama grande.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Pieptarul mă face să mă gândesc la o cuvertură de pe patul mare.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Ten kabátec mi připomíná přehoz na široké posteli.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Το πανοφώρι με κάνει να σκεφτώ ένα κάλυμμα στο τεράστιο κρεβάτι.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Він змушує мене думати про ковдру на величезному ліжку.
Yelek bana kocaman bir yatağın üzerine serilmiş bir örtüyü hatırlatıyordu.Жакетът ме кара да мисля за покривало на голямо легло.