Mary'yle yaşlanmak istiyorum.I want to grow old with Mary.
Yaşlanmaktan kaçamazsın.You can't run away from age.
Kimse yaşlanmaktan kaçamaz.No one can escape growing old.
Yaşlanmak iyi değildir ama alternatifi daha iyi değildir.Ageing isn't good, but the alternative is no better.
Seninle yaşlanmak istiyorum.I want to grow old with you.
Yaşlanmaktan korkmayan insanları seviyorum.I like people who are not afraid to grow old.
Yaşlanmaktan korkmuyorum.I'm not afraid of growing old.
Karımla yaşlanmak istiyorum.I want to grow old with my wife.
Yaşlanmak istemiyorlar.They don't want to grow old.
Tom ile birlikte yaşlanmak istiyorum.I want to grow old with Tom.
Yaşlanmak mecburidir, büyümekse tercih meselesi.Growing old is mandatory. Growing up is optional.
Yaşlanmak, beyazlamak, saçları ağarmak anlamı vardır.Examples include age, gender, weight, and hair color.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.It is often said that it will prevent the person from growing (if they are not fully grown already).
Yaşlanmaktan biraz eğlence çıkarıyor, ve, bilirsiniz, insanlar sevebilir bunu.It's making a little bit fun of getting older, and, you know, people might like it.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirLike, for example, making up these ridiculous reasons why aging is actually a good thing after all.
Yaşlanmaktan daha kötü bir şey düşünemiyorum.I can't think of anything worse than growing old.
Yine de yaşlanmak o kadar da basit bir şey değil.I mean, after all, aging is not a piece of cake.
Yaşlanmak ölü demek değildir.Growth is not dead.
Fon, yaşlanmakta olan sekiz adet dağıtım ve nakil alt istasyonunun modernizasyonunda kullanılacak.It will be used for the upgrade of eight aging distribution and transmission substations.
Yaşlanmak sıkıcıdır, ancak uzun yaşamanın tek yolu budur.Ageing is tedious, but it is the only way to live long.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.Seneszenz (lat. senescere ‚alt werden‘, ‚altern‘) ist kein Synonym für Altern.
Yaşlanmak istemiyorlar.No quieren envejecer.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.Questo stress ti invecchierà il volto.
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.Но отчаяние придало ему бодрости.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.«Главное, ребята, сердцем не стареть!» (сл.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.بالنسبة لها (رغم أن هذا يصبح مألوفاً أكثر عندما يزيد عمر الكلاب).
Yaşlanmak ona sükunet kazandırmış.A velhice trouxe-lhe desafios.
Corpus Christi Bay'e doğru bakarak bir beton direğe yaslanmaktadır.A estátua se apoia em um pilar de concreto, olhando para a Baía de Corpus Christi.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.Han har makten att göra människor odödliga (d v s att de inte kan åldras).
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.その割には若々しい(年齢未発表)。
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.老可以指: 老化(即衰老),如人從幼年到老年的過程。
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.하루의 시간은 어느 정도 정해져 있어 (게임 중에는 표시되지 않는다.)
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.סיסמת העיר: "גדלה, אך אינה מזדקנת" ("Расте, но не старее").
Karımak fiili de yaşlanmak anlamını bildirir.Ili može prihvatiti tijek starenja.
Çalışabilir insan sayısı gittikçe azalmakta, köydeki nüfus gün geçtikçe yaşlanmaktadır.Šiandieną vis mažiau žmonių nori ten gyventi dėl senėjančios pastatų būklės.
Örnek: İnsanlar, gün geçtikçe yaşlanıyorlar. ( Onu yaşlanmak ifadesi olmuyor.Paljastuhnurid praktiliselt ei vanane (nende suremus ei kasva vanusega).
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.노화는 몇가지 놀랄만한 발전을 가져오는데요. --
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Starzenie wiąże się też z korzyściami, jak wiedza, doświadczenie.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.Verouderen brengt enkele merkwaardige verbeteringen met zich mee -- toegenomen kennis en bekwaamheid.
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.ההזדקנות מביאה לכמה שיפורים ראויים לציון --
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.يمكن للشيخوخة أن تجلب تحسينات مميزة--
Aslında "yaşlanmak" daha ziyade bazı güzel özellikleri de yanında getiriyor.知識の増強 専門技術の向上
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Ο πληθυσμός της Ευρώπης αυξάνεται με βραδύτερους ρυθμούς και γηράσκει.
Avrupa'nın nüfusu daha yavaş büyümekte ve yaşlanmaktadır.Енергийно потребление и брутен вътрешен продукт
Dediğim gibi, bu ölümler korkunç. Yaşlanmak size çok zarar veriyor.E come ho detto, la maggior parte di loro muore molto orribilmente, 80 è molto male per te.
Dediğim gibi, bu ölümler korkunç. Yaşlanmak size çok zarar veriyor.В индустриализирания свят 90% от хората умират от старчески болести и както вече казах, по ужасен начин.
Dediğim gibi, bu ölümler korkunç. Yaşlanmak size çok zarar veriyor.つまり、なぜ死を解明すべきかという問い自体が奇妙なのです
Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldir좋은 지에 대한 이상한 이유들을 만들어 내는 것 같이 말이죠.
Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirשמנסות להסביר מדוע הזדקנות היא דבר טוב אחרי הכל.
Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirالّتي تحاول جعل التّقدّم في السّن يبدو جيّداً
Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirしかし そういった事も既に織り込み済みです
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirChẳng hạn, tạo ra những lý do nhảm nhí trên ngụy biện rằng lão hóa là tốt.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirComo, por ejemplo, inventar esas razones ridículas de que envejecer es algo bueno después de todo.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirDe exemplu, sa fabricam toate motivele alea ridicole pentru care imbatranirea este pana la urma un lucru bun.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirPéldául ilyen szánalmas érveket hozni fel, hogy az öregedés végső soron hasznos.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirPor exemplo, inventar estes motivos ridículos para justificar que envelhecer é uma coisa boa.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirSebagai contoh, membuat alasan-alasan konyol itu mengapa menjadi tua sebenarnya hal yang bagus.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirZatem wymyślamy te niedorzeczne wymówki usprawiedliwiające starzenie się.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirZoals, bijvoorbeeld, het verzinnen van belachelijke redenen, waarom veroudering eigenlijk toch wel goed is.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirКато, например, да измисляме тези смешни причини защо остаряването всъщност да е нещо добро, в крайна сметка.