Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu dünya için çok yaşlıyım.I am too old for this world.
Tek başına yüzmeye gitmek için yeterince yaşlı değilsin.You are not old enough to go swimming by yourself.
Genç görünüyor. O benden daha yaşlı olamaz.He looks young. He cannot be older than I.
Bunu bilmek için yeterince yaşlısın.You are old enough to know this.
Sen şimdi kendini geçindirecek kadar yaşlısın.You are now old enough to support yourself.
Bunu anlayacak kadar yaşlısın.You are old enough to understand this.
Görevli memur arkasından yaşlı bir adamın geldiğini hissetti.The police officer on duty sensed an elderly man coming up behind him.
Nasıl olduysa yaşlı adam sağlığına kavuştu.Amazingly, the old man recovered his health.
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Kimse öğrenmek için çok yaşlı değildir.One is never too old to learn.
Hiç kimse öğrenmek için çok yaşlı değildir.No one is too old to learn.
Yaşlı insanlara hürmet göstermeliyiz.We should hold old people in reverence.
Bay Kato çalışmak için artık çok yaşlıydı.Mr Kato was too old to work any longer.
Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.An old man was at rest under the tree.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Yaşlı bir adam ortaya çıktı.An old man came along.
Doktor bütün gece hasta yaşlı adamla oturdu.The doctor sat up all night with the sick old man.
Yaşlıların ruhları kötü havaya rağmen yüksekti.The senior citizens' spirits were high in spite of the bad weather.
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.It is pleasant to watch a loving old couple.
Yaşlılara saygı göstermeliyiz.We should respect the old.
Daha iyisini bilecek kadar yeterince yaşlısın.You're old enough to know better.
Bir şeyin doğrusunu bilecek kadar yeterince yaşlısın. Terbiyeni takın.You are old enough to know better. Behave yourself.
Mary oyunda, yaşlı bir kadın rolünü oynadı.Mary played the role of an old woman in the play.
Bir zamanlar, Bu köyde yaşlı bir adam varmış.Once upon a time, there was an old man in this village.
Henry kendini geçindirmek için yeterince yaşlıdır.Henry is old enough to support himself.
Bay Brown göründüğü kadar yaşlı değildir.Mr Brown is not as old as he looks.
Naoki Kaori kadar yaşlıdır.Naoki is as old as Kaori.
Tom daha yaşlı bir kızla evlendi.Tom married an older girl.
Tom benden daha yaşlıdır.Tom is older than I.
Tom senin kadar yaşlı değildir.Tom is not as old as you.
Oldukça yaşlılara kim bakmalı?Who should look after the elderly?
Yaşlı bir adamla tanıştıklarında çok uzaklaşmamışlardı.They had not gone very far when they met an old man.
Sonra yaşlı adama aynı dilde merhaba dedi.Then he said hello to the old man in the same language.
Yaşlı bayan hastalığından beri oldukça halsiz.The old lady has been rather feeble since her illness.
Yaşlı kadın düştü ve kalkamadı.The old woman fell and could not get up.
Yaşlı hanımefendi bana istasyona giden yolu gösterecek kadar kibardı.The old lady was kind enough to show me the way to the station.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.The old lady smiled at her granddaughter.
Yaşlı kadın bana iki ilginç kitap verdi.The old woman gave me two interesting books.
Yaşlı hanımefendi tepeye kadar yavaşça yürüdü.The old lady walked slowly up the hill.
Yaşlı kadın merdivenlere güçlükle tırmandı.The old lady climbed the stairs with difficulty.
Yaşlı kadın neredeyse çiğneniyordu.The old woman was nearly run over.
Yaşlı kadın kaşlarını çattı.The old woman knitted her brows.
Yaşlı çift yan yana oturdu.The old couple sat side by side.
Yaşlı çift yan yana oturuyordu.The old couple sat side by side.
Yaşlı çiftin çocukları yoktu.The old couple had no children.
Ateş ve sürekli öksürme yaşlı kadını zayıflattı.Fever and constant coughing weakened the old lady.
Yaşlı adamın bir gözü kördür.The old man is blind in one eye.
Yaşlı adam yoksullara çok miktarda para katkısında bulundu.The old man contributed a large sum of money to the poor.
Yaşlı adam üzgün görünüyor.The old man looks sad.
Yaşlı adam ona küçük bir bebek verdi.The old man gave her a small doll.
Yaşlı adam emekli maaşı ile geçiniyor.The old man lives on his pension.
Yaşlı adam tek başına yaşadı.The old man lived by himself.
Yaşlı adam yolu dikkatlice yürüyerek geçti.The old man walked across the road carefully.
Yaşlı adam yere düştü.The old man fell down on the ground.
Yaşlı adam büyük bir balık yakaladı.The old man caught a big fish.
Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.The old man was accompanied by his grandchild.
Yaşlı adam geçen hafta öldü.The old man died last week.
Yaşlı adam yaşama isteğini kaybetti.The old man lost the will to live.
Yaşlı adam içine kapanmıştı.The old man kept to himself.
Yaşlı adam insanlardan uzaktı.The old man kept to himself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod