yasamaya ile cümle
yasamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar geri dönmemek üzere Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamaya karar verdi.She has decided to live in the United States for good.
Mary yaşamaya değer bir hayat sürmek istiyor.Mary wants to lead a life worth living.
O bir günden fazla yaşamayacak.He will not live more than one day.
Onun sıkı bir bütçeyle yaşamaya alışkın olmadığı açıktır.It's obvious that he's not used to living on a tight budget.
O çok daha uzun yaşamayacak.She won't live much longer.
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Benim hayatım yaşamaya değmez.My life isn't worth living.
Babamın beklentilerine göre yaşamaya çalışıyorum.I've been trying to live up to my father's expectations.
Ben bu yalanla yaşamaya devam edemem.I can't go on living this lie.
Ben benim yaşadığım şekilde yaşamaya devam edemem.I can't keep living the way I've been living.
Ben kırsal alanda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederim.I prefer living in the countryside to living in the city.
Böyle yaşamaya devam etmek ister misin?Do you want to continue living like this?
Tom çok daha uzun yaşamayacak.Tom won't survive much longer.
Böyle yaşamaya devam edemem.I can't keep living like this.
Tom şehirde yaşamaya alışkın değil.Tom isn't used to living in the city.
O uzun süre yaşamayacak.He won't live long.
Tom Boston'da yaşamaya alışacağını düşünmüyordu.Tom didn't think he'd ever get used to living in Boston.
Elektriksiz yaşamaya alışık değilim.I'm unaccustomed to living without electricity.
Artık Tom'la hiç sorun yaşamayacaksın.You won't have any trouble with Tom now.
Sonunda burada yaşamaya alıştım.I've finally gotten used to living here.
Ben burada yaşamaya alışmaya başlıyorum.I'm starting to get used to living here.
Boston'da yaşamaya hâlâ alışkın değilm.I'm still not used to living in Boston.
Burada yaşamayacağım.I'm not going to live here.
Böyle yaşamayacağım.I won't live like that.
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
Umarım bu problemi bir daha asla yaşamayacağım.I hope I'll never have that problem again.
Tom Boston'da kaldı ve ebeveynleriyle yaşamaya devam etti.Tom stayed in Boston and continued living with his parents.
Buraya yaşamaya geleli on yıldan fazla oldu.It's been more than ten years since we came to live here.
Shizuoka'ya yaşamaya geleli on yıl oldu.It's been ten years since I came to live in Shizuoka.
Buraya yaşamaya geleli on yıl oldu.It's been ten years since I came to live here.
Senin beklentilerine göre yaşamaya çalışacağım.I'll try to live up to your expectations.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine göre asla yaşamayacak.Tom will never live up to his parents' expectations.
Geçmişte yaşamaya son vermelisin.You need to stop living in the past.
Sonsuza dek yaşamaya çalışma. Başaramayacaksın.Do not try to live for ever. You will not succeed.
Tom Boston'da yaşamaya alıştı.Tom has become accustomed to living in Boston.
Tom Boston'da yaşamaya alışıyor.Tom is becoming accustomed to living in Boston.
Boston'da yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in Boston?
Boston'da yaşamaya alıştınız mı?Have you gotten used to living in Boston?
Benim Boston'da yaşamayı Chicago'da yaşamaya tercih edeceğimi gerçekten düşünüyor musun?Do you really think I'd rather live in Boston than Chicago?
Tom bir komada ve doktorlar onun yaşayıp yaşamayacağından emin değil.Tom is in a coma and the doctors are not sure if he's going to live.
Şartlı tahliye edilen mahkum mahallesinde yaşamaya başladı.The parolee started to live in his hometown.
Burada yaşamaya alışabildiğimi düşünüyorum.I think I could get used to living here.
Sen hipoksinin etkilerini yaşamaya başlayacaksın.You'll begin to experience the effects of hypoxia.
Tom'la ne zaman sorun yaşamaya başladın?When did you start having trouble with Tom?
Tom ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacağını biliyor.Tom knows that he'll never live up to his parent's expectations.
Bu kararından pişmanlık yaşamayacaksın.You're going to live to regret this decision.
Burada yaşamaya nasıl katlanabilirsin?How can you stand living here?
Yaşamaya çalışıyorum.I am trying to live.
Bütün kinleri unut ve özgürce yaşamaya başla.Forget all grudges and begin living freely.
Haklısın. Yaşamaya devam etmek zorundayım.You're right. I have to go on living.
O, büyükannesiyle yaşamaya gitti.She went to live with her grandmother.
Tom, Boston'da sade bir hayat yaşamaya devam etti.Tom continued to live a simple life in Boston.
Tom'un bizi bulmada herhangi bir sorun yaşamayacağından eminim.I'm sure Tom won't have any trouble finding us.
Hayatımın yaşamaya değer olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if my life is worth living.
Yalnız yaşamaya katlanamam.I can't stand to live alone.
Yerinde olsam onunla yaşamaya gitmem.If I were you, I wouldn't go live with him.
Ben biraz bir çadırda yaşamaya alıştım.I've kind of gotten used to living in a tent.
Belki de burada yaşamaya alışabilirim.I could probably get used to living here.
Ben burada yaşamaya alışabilirim.I could get used to living here.
İlgili Sayfalar