yasamaya ile cümle
yasamaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Yakında burada yaşamaya alışacaksın.You will soon get accustomed to living here.
Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Tek başıma yaşamaya başladım.I began living by myself.
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Yabancı bir kültürde yaşamaya uymak genellikle zordur.It is generally hard to adapt to living in a foreign culture.
Mayuko yalnız yaşamaya katlanamıyor.Mayuko can't bear living alone.
Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.Tom intends to live in Japan for good.
Yakında bir yurtta yaşamaya uyum sağlayacaksın.You will soon adjust to living in a dormitory.
Yakında kendi başına yaşamaya alışacaksın.Soon you'll get used to living by yourself.
Yakında bu ülkede yaşamaya alışacaksın.You will soon get accustomed to living in this country.
John her zaman Lincoln örneğine uyarak yaşamaya çalıştı.John always tried to live up to the example of Lincoln.
Gerhard Schröder, II. Dünya Savaşı boyunca yaşamayan ilk şansölyedir.Gerhard Schroeder is the first German chancellor not to have lived through World War II.
Amerika'da yaşamaya alışıyordum.I was getting used to living in America.
Hayatı yaşamaya değer hale getir.You make life worth living.
Beklentilerinize uygun yaşamaya çalışacağım.I will try to live up to your expectations.
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
Erkek kardeşim kısa sürede Tokyo'da yalnız yaşamaya alıştı.My brother soon got used to living alone in Tokyo.
Tek yaşamaya katlanamam.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya alışkınım.I am accustomed to living alone.
Kırsalda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ediyorum.I prefer living in the country to living in the city.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Ben gelecek yıl Kobe'de yaşamayacağım.I will not live in Kobe next year.
İncil'de, " İnsan yalnız ekmek ile yaşamayacak " diyor.It says in the Bible, "Man shall not live on bread alone."
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Japonya'da yaşamaya gelince, şikâyet edecek bir şeyim yok.As for living in Japan, I have nothing to complain about.
O, ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He abandoned his family and went to live in Tahiti.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
O, Avustralya'da yaşamaya isteklidir.She is eager to live in Australia.
Yalnız yaşamaya alışkın.She is used to living alone.
O yalnız yaşamaya alışkındır.She is used to living alone.
Teyzesiyle yaşamaya geldi.She came to live with her aunt.
O, küçük bir gelirle yaşamaya alışkındı.She was used to living on a small income.
Onun oğlu, hayatı yaşamaya değer kılıyor.Her son makes life worth living.
Durgun olan çocuk bir hayal dünyasında yaşamaya daha meyillidir.The inactive child is far more inclined to live in a world of fantasy.
Gelirine göre yaşamaya çalışmalısın.You should try to live within your income.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
Mayuko yalnız yaşamaya dayanamaz.Mayuko can't stand living alone.
Benim başından beri büyük bir şehirde yaşamaya hiç niyetim yoktu.I had no intention of living in a large city from the start.
O, uzun bir hayat yaşamayacak.He won't make it to old age.
Hiçbir zaman burada yaşamaya alışamayacaksın.You'll get used to living here in no time.
İncelenmemiş hayat yaşamaya değmez.The unexamined life is not worth living.
Arada sırada artık yaşamayan annemi düşünüyorum.From time to time, I think about my mother who is no longer living.
Tom yalnız yaşamaya alışkındır.Tom is used to living alone.
Tom Boston'da yaşamaya istekli.Tom is eager to live in Boston.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.Tom has decided to live in Boston for the rest of his life.
Tom on altı yaşında tek başına yaşamaya başladı.Tom began living by himself at the age of sixteen.
Tom Meryem'den ayrılıp başka bir kadınla yaşamaya başladı.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom hayatı yaşamaya değmezmiş gibi düşünüyor.Tom started to feel like his life wasn't worth living.
Tom küçük bir kasabada yetişmesine rağmen Boston'da yaşamaya çalıştı.Tom got used to living in Boston even though he'd grown up in a small town.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Onunla yaşamaya devam etmek istiyorum.I want to keep on living with him.
Ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He left his family and went to live in Tahiti.
Yurtta yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in the dorm?
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm.He is condemned to live on a wheelchair.
İlgili Sayfalar