yasamanı ile cümle

yasamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bence her zaman schizophonia yaşamanın altında derinde sağlıksız bir şey var.واعتقد ان هنالك تأثير لا صحي كبير على حياتنا بسبب ال - سشيزو فونيا -
Bence her zaman schizophonia yaşamanın altında derinde sağlıksız bir şey var.本当に不健康なことです 二番目の問題は
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Chciałbym, żebyście żyły."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Ich will, dass ihr lebt."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Io voglio che viviate".
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Je veux que vous viviez."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."당신이 살아남길 바랍니다. "
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Quiero que Uds. vivan".
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Vreau ca voi să trăiți."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Θέλω να ζήσετε."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Искам да живеете."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."Я хочу, чтобы вы жили".
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."אני רוצה שאת תחיי."
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."اريدكم ان تبقوا على قيد الحياة "
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."ぼくは娘たちに手紙を書きました
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.다시 함께 살게 되기까지 14년이라는 세월이 걸릴 줄은 상상도 하지 못했습니다.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.14年も要するとは想像しませんでした 家族から離れた子供が中国で 暮らすのは過酷なことでした
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.En olisi voinut kuvitella, että veisi 14 vuotta päästä asumaan yhdessä.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ich hätte mir nie gedacht, dass es 14 Jahre braucht, um wieder zusammenzuleben.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ik had nooit kunnen denken dat het 14 jaar zou duren om herenigd te worden.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jag kunde aldrig ha föreställt mig att det skulle ta 14 år innan vi återsåg varandra.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jeg kunne aldrig have drømt at det ville tage 14 år før vi kunne bo sammen.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Je n'aurais jamais imaginé que cela prendrait 14 ans pour vivre ensemble.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nawet sobie nie wyobrażałam, że to może potrwać aż 14 lat.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by mě nenapadlo, že bude trvat 14 let, než budeme znovu spolu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by som si nepomyslela, že bude trvať 14 rokov, kým znova uvidím svoju rodinu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikoli si nisem predstavljala, da bom prebila 14 let z njimi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Non avrei mai potuto immaginare che ci sarebbero voluti 14 anni per vivere insieme.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nu mi-aș fi putut imagina că va dura 14 ani până să fim iar împreună.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nunca podría haber imaginado que tomaría 14 años volver a vivir juntos.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Saya tidak pernah membayangkan bahwa akan memerlukan waktu 14 tahun untuk bisa berkumpul lagi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Sosem gondoltam volna, hogy csak 14 év múlva fogunk újra együtt élni.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ποτέ δε μπορούσα να φανταστώ ότι θα περνούσαν 14 χρόνια για να ζήσουμε μαζί.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.І навіть уявити не могла, що мине 14 років, перш ніж ми знову будемо разом.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Не си представях обаче, че ще отнеме 14 години за да се съберем отново заедно.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Я и представить себе не могла, что мы воссоединимся только через 14 лет.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.לא העליתי על דעתי שיעברו 14 שנים לפני שנחזור לחיות ביחד.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.ما كنت لأتخيل أبداً بأنه سيمضي 14 عاماً قبل أن نعيش معاً
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.그러므로 주 안에서 갇힌 내가 너희를 권하노니 너희가 부르심을 입은 부름에 합당하게 행하여
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Prosím vás tedy ja väzeň v Pánovi, žeby ste chodili hodne povolania, ktorým ste povolaní,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Prosim vas torej jaz, jetnik v Gospodu, da živite dostojno poklicu, ki ste ž njim bili poklicani,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Protož prosímť vás já vězeň v Pánu, abyste hodně chodili, jakž sluší na povolání vaše, kterýmž povoláni jste,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Rogo-vos, pois, eu, o prisioneiro no Senhor, que andeis como é digno da vocação com que fostes chamados,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Vậy, tôi là kẻ tù trong Chúa, khuyên anh em phải ăn ở một cách xứng đáng với chức phận mà Chúa đã gọi anh em,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Σας παρακαλω λοιπον εγω ο δεσμιος εν Κυριω να περιπατησητε αξιως της προσκλησεως, καθ' ην προσεκληθητε,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Благаю ж оце вас я, вязник у Господї, ходити достойно поклику, яким вас покликано,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.Итак я, узник в Господе, умоляю вас поступать достойно звания, в которое вы призваны,
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.това "възлезе" що друго значи, освен че бе и [по-напред] слязъл в местата по-долни от земята.
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.לכן אזהירכם אני האסור באדון להתהלך כאשר יאתה למשמרתכם אשר נקראתם לה׃
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.فاطلب اليكم انا الاسير في الرب ان تسلكوا كما يحق للدعوة التي دعيتم بها.
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.我 為 主 被 囚 的 勸 你 們 、 既 然 蒙 召 、 行 事 為 人 就 當 與 蒙 召 的 恩 相 稱
Bu nedenle, Rabbin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim.我 為主 被 囚的 勸你們 、 既然 蒙召 、 行事 為 人 就 當與 蒙 召 的 恩相稱
"dayısına sizler gibi yaşamanın"너희들이 길을 걸을때 어떤 느낌인지,
"dayısına sizler gibi yaşamanın""Não sei se é a decisão correta ou não, mas gostaria que viessem ao almoço amanhã
"dayısına sizler gibi yaşamanın"ותגידו לדוד איך זה מרגיש ללכת במורד הרחוב,
"dayısına sizler gibi yaşamanın"و تقولا للخال كيف تشعران حين تسيران في الشارع،
"dayısına sizler gibi yaşamanın"人々に何て言われていて 生活の為に何をしているのか 話して欲しいと頼みました
Eminim birçoğumuz daha az şey ile yaşamanın zevkini bir şekilde tatmışızdır.Apuesto que algunos hemos experimentado
Eminim birçoğumuz daha az şey ile yaşamanın zevkini bir şekilde tatmışızdır.Je parie que nous avons vécu à un moment
Eminim birçoğumuz daha az şey ile yaşamanın zevkini bir şekilde tatmışızdır.저는 대부분의 사람들이 한번쯤은 더 적음의 기쁨을 느껴보았을 것이라고 확신합니다.

İlgili Sayfalar