yasamanı ile cümle

yasamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Gazeteye göre, Tokyo'da yaşamanın maliyeti dünyada en yüksektir.According to the newspaper, the cost of living in Tokyo is the highest in the world.
Yaşamanın maliyeti sürekli yükseliyor.The cost of living is going up continuously.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Japonya'da yaşamanın maliyeti düşüyor.The cost of living in Japan is going down.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Yaşamanın maliyeti yükseldi.The cost of living has risen.
Yaşamanın maliyeti hiç azalmadı.The cost of living hadn't gone down at all.
Amerika'da yaşamanın maliyeti yükseliyordu.The cost of living in America was rising.
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Yaşamanın maliyeti önemli ölçüde arttı.The cost of living increased dramatically.
Eğer iyi yemek yerseniz daha uzun yaşamanız olasıdır.If you eat well, you're likely to live longer.
Yalnız yaşamanın dezavantajlarından biri senin konuşacak hiç kimseye sahip olmamandır.One of the disadvantages of living alone is that you have no one to talk to.
Artık yaşamanın anlamı yok.There's no point in living any longer.
Yaşamanın maliyeti artıyor.The cost of living is rising.
Böyle bir yerde yaşamanın nasıl olacağını merak ediyorum.I wonder what it would be like to live in a place like this.
Yaşamanın maliyeti şiddetle artmıştır.The cost of living has increased drastically.
Bir ya da iki yıl Boston'da yaşamanın eğlenceli olacağını düşünüyordum.I thought it would be fun to live in Boston for a year or two.
Gelmeni ve benimle yaşamanı istiyorum.I want you to come and live with me.
Yaşamanın maliyeti hızla yükseliyor.The cost of living is soaring.
Burada yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living here is very high.
Burada yaşamanın maliyeti çok düşük.The cost of living here is very low.
Onun kahkahası yaşamanın keyfinin otantik bir ifadesi.Her laughter is an authentic expression of the joy of living.
"Geleceği umursamadan yaşamanın bedelleri...""Geleceği umursamadan yaşamanın bedelleri..."
Sizlerin de sakin ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir.I will try to ensure my parents are always warm and comfortable.
Aynı zamanda yalnız yaşamanın da etkisi olduğunu belirtti.She has also expressed actually enjoying the freedom of working only for herself in this way.
Güney Kore'de öğrenci olarak yaşamanın ne kadar zor olduğundan haberim varI know, what it means to be living as a senior in South Korea.
Yaşamanın değeridir.That's the value of living.
Ben sizin yaşamanızı istiyorum."I want you to live."
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.I could have never imagined that it would take 14 years to live together.
Bence her zaman schizophonia yaşamanın altında derinde sağlıksız bir şey var.I think there's something deeply unhealthy about living all the time in schizophonia.
37. haftadan sonra kanama yaşamanız normaldir.In late pregnancy from 37 weeks on, it's very common to have vaginal bleeding.
4 duvar arasında yaşamanın nasıl bir his olduğunu bilirsin sadece.You just know what it feels like to live in a closet.
Her zaman çalışarak yaşamanın... ...bütünleştirilmiş bir biçimini uygulamalısınız.You should have always a structure of living and working together.
Teknisyenler size ne yapmanız ya da nasıl yaşamanız gerektiğini söylemezler.Technicians do not tell you what to do or how to live.
Sizden orada birkaç ay yaşamanızı isteyeceğim.I'm going to ask you to live there for a few months, so make sure you've got it right.
Babanın ve senin, yıllarca kaçak yaşamanıza ve sonunda babanın ölümüne neden oldu.He made the father and daughter hide all their lives, eventually leading to the father's death.
Arzu ettiğiniz gibi bir hayat yaşamanızı istiyorum, Başkanım.Living and working, always carrying out your wishes, is sufficient for me.
Ülkeden çıkıp rahatça yaşamanın hayalini kurma bile.So don't even dream of leaving the country and living comfortably.
Ve bizler, geçmişte kırsal alanlarda yaşamanın... ... nasıl olduğuna dair şu efsanevi fikre sahibiz.And we have this mythical image of how life was in rural areas in the past.
İşte bu, ebedi yaşamanın başladığı gündürThis is the day of life abiding."
"Yurdunuzda yaşamanız için üç gününüz var.Then (Saleh) said: "You have but three days to enjoy life in your homes.
Oraya selametle girin. İşte bu, ebedi yaşamanın başladığı gündürIt will be said to him, “Enter it in peace; this is the day of eternity.”
"Yurdunuzda yaşamanız için üç gününüz var. Bu, yalan olmayan bir sözdür," dedi.Then he said: enjoy yourselves in your dwellings three days: that is a promise, not to be falsified.
Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lazımdır."On earth will be a dwelling place for you and an enjoyment for a time."
Fakat, onu işkenceyle kestiler. "Yurdunuzda yaşamanız için üç gününüz var.But they hamstrung her, and so He said, “Enjoy yourselves in your homes for three days.
Genç kadın, Yunanistan'da yaşamanın kolay olmadığını söylüyor.The young woman says life in Greece was not easy.
Birlikte yaşamanın örnekleri özellikle gençler arasında farkediliyor.The evidence of co-existence is particularly noticeable among the youth.
Yaşlanmak sıkıcıdır, ancak uzun yaşamanın tek yolu budur.Ageing is tedious, but it is the only way to live long.
Hvanin'in Hvanung adında dünyadaki yaylalarda ve dağlarda yaşamanın hasretini çeken bir evladı vardı.Hwanin hatte einen Sohn Hwanung, der auf der Erde leben wollte.
4. ve son bölüm doğa kanunları ile iç içe yaşamanın insanlar için ne anlama geldiğini araştırıyor.Im dritten und letzten Teil geht es um die Frage, wie man Tugend erlangt.
Aşk, yaşamanın zevki ve doğa şiirlerinin başlıca konularıdır.Liebe und Tod bilden das elementare Spannungsfeld in der poetischen Auseinandersetzung mit der Natur.
Hank hayatında karışıklığa Kaliforniya'da yaşamanın neden olduğunu bazen belirtir.Ihm erzählen sie eine absurde Geschichte, warum sie in Lateinamerika sind.
Hvanin'in Hvanung adında dünyadaki yaylalarda ve dağlarda yaşamanın hasretini çeken bir evladı vardı.Hwanin avait un fils, Hwanung, qui languissait de vivre sur la terre parmi les vallées et les montagnes.
Sorumluluklar olmadan yaşamanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum."L'inertie n'est pas une option responsable ».
Yaşamanın maliyeti yükseldi.Il costo della vita è aumentato.
Aynı zamanda yalnız yaşamanın da etkisi olduğunu belirtti.«Una cosa sola è certa, che egli è vissuto.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.Стоимость жизни в Токио очень высока.

İlgili Sayfalar