Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ve ailesi buradan çok uzakta olmayan küçük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.Tom and his family live in a small farm house not too far from here.
Tom gibi bir şehirli züppenin bir çiftlikte yaşamaktan mutlu olacağını düşünüyor musun?Do you think a city-slicker like Tom would be happy living on a farm?
Tom şehirde yaşamayı sevmiyordu ve büyüdüğü çiftliğe geri taşındı.Tom didn't like living in the city and moved back to the farm where he grew up.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
İtalya'da yaşamak isterim.I'd like to live in Italy.
O, yaşamak için bir yer arıyor.She's looking for a place to live.
Tom Boston gibi büyük bir şehirde yaşamak istedi.Tom wanted to live in a big city like Boston.
Tom, Boston gibi büyük bir kentte yaşamak istiyordu.Tom wanted to live in a big city like Boston.
Boston'un yaşamak için çok pahalı bir yer olduğunu duydum.I've heard that Boston is a very expensive place to live.
Bir ya da iki yıl Boston'da yaşamanın eğlenceli olacağını düşünüyordum.I thought it would be fun to live in Boston for a year or two.
Benim Boston'da yaşamayı Chicago'da yaşamaya tercih edeceğimi gerçekten düşünüyor musun?Do you really think I'd rather live in Boston than Chicago?
Tom bir komada ve doktorlar onun yaşayıp yaşamayacağından emin değil.Tom is in a coma and the doctors are not sure if he's going to live.
Ben herhangi bir sorun yaşamadım.I have never had any problems.
Tom bana yaşamak için iyi bir yer buldu.Tom found me a good place to live.
Tom benim yaşamam için iyi bir yer buldu.Tom found a good place for me live.
Tom kentte yaşamak istemez.Tom doesn't want to live in the city.
Tom basit ve mutlu bir hayat yaşamak istediğini söylüyor.Tom says that he wants to live a simple and happy life.
Ben Brezilya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Brazil.
Sensiz yaşamak hiç bir anlam ifade etmiyor.Living without you makes no sense.
O kendi yöntemini yaşamak istiyor.He wishes to live his own way.
Onunla yaşamak zorunda kalacağız.We'll have to live with that.
Yaşaman için bir yerimiz var.We have a place for you to live.
Tom şimdi içinde yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.Tom is now looking for a bigger house to live in.
Tom içinde yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.Tom is looking for a bigger house to live in.
Büyük bir şehirde yaşamaktansa küçük bir kasabada yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a small town than in a big city.
Tom'un bodrumunda yaşamayı nasıl bitirdin?How did you end up living in Tom's basement?
Gelmeni ve benimle yaşamanı istiyorum.I want you to come and live with me.
Ben de senin kadar Boston'da yaşamak istiyorum.I want to live in Boston as much as you do.
Biraz yaşamalısın.You should live a little.
Doktor bana sadece acıyla yaşamayı öğrenmek zorunda olduğumu söyledi.The doctor told me I just had to learn to live with the pain.
Umarım bu tür sorunu asla tekrar yaşamayız.I hope we never have this kind of problem again.
İzlanda'da yaşamak isterim.I would like to live in Iceland.
Onunla yaşamak zorundayım.I have to live with it.
Yaşamak için az zamanım kaldı.I have little time left to live.
Tom yalnız yaşamayı sevmiyor.Tom doesn't like living alone.
Tom o sorunu daha önce hiç yaşamamıştı.Tom had never had that problem before.
Tom o sorunu daha önce hiç yaşamadı.Tom has never had that problem before.
Tom Boston'da yaşamayı seviyor.Tom likes living in Boston.
Tom Boston'da yaşamaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like living in Boston.
Tom kardeşi ile Boston'da yaşamak için gitti.Tom went to live with his brother in Boston.
Tom yalnız yaşamak için henüz yeterince yaşlı değil.Tom isn't yet old enough to live alone.
Tom bir apartmanda yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in an apartment.
Benim yaşadığım kadar uzun süre Boston'da yaşamadın.You haven't lived in Boston as long as I have.
Burada yaşamayı seveceksin.You're going to love living here.
Tom buralarda yaşamak zorunda.Tom must live around here.
Tom'un yaşamak için sadece üç ayı var.Tom has only three months to live.
Tom yaşamak için bir yer arıyor.Tom is looking for a place to live.
Tom ve Mary hayatlarının geriye kalan kısmı boyunca birlikte yaşamayı planlıyorlar.Tom and Mary plan to be together for the rest of their lives.
Karımla yaşamak istiyorum.I want to live with my wife.
Tom benimle yaşamak için gelecek.Tom is going to come live with me.
Nerede yaşamak istersiniz?Where would you like to live?
Tom ile birlikte yaşamak zor.Tom is hard to live with.
Tom ile birlikte yaşamak kolay.Tom is easy to live with.
Tom Boston'dan başka bir yerde yaşamadı.Tom has never lived anywhere other than Boston.
Ukrayna'da yaşamak ister misin?Would you like to live in Ukraine?
Gelmelisin ve benimle yaşamalısın.You should come and live with me.
Şartlı tahliye edilen mahkum mahallesinde yaşamaya başladı.The parolee started to live in his hometown.
Yaşamın anlamı, sanki hiç yaşamamış gibi unutulmaktır.The meaning of life is to be forgotten as if you never were.
Birlikte yaşamaktan hoşlanmayabiliriz ama birlikte ölmek bir şeyi çözmeyecek.We may not enjoy living together, but dying together isn't going to solve anything.
Sanırım burada yaşamayı seveceğim.I think I'm going to like living here.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod