Jane'nin hayali kendine yaşlı ve zengin bir sevgili bulmaktı.Jane's dream was to find herself a sugar daddy.
Sam Tom'dan iki yaş küçük.Sam is two years younger than Tom.
Sam Tom'dan iki yaş daha gençtir.Sam is two years younger than Tom.
Sam on sekiz yaşındayken orduya katıldı.Sam joined the army when he was eighteen.
Ben yaşadığım sürece, nezaketini asla unutmayacağım.I will never forget your kindness as long as I live.
Bilgisayar endüstrisi bir patlama yaşıyor.The computer industry is enjoying a boom.
Böyle bir yargıç emeklilik yaşından önce işinden emekli olması gerekir.Such a judge should retire from his job before retirement age.
İstasyona çok yakın yaşamak elverişlidir.It's convenient living so close to the station.
Kıt kanaat yaşamaktan usandım.I'm sick of this hand-to-mouth existence.
Bu eski bir yasadır.This is an ancient law.
Bu koltuklar yaşlı insanlar için ayrılmıştır.These seats are reserved for old people.
Bugüne kadar yaşamış en büyük filozof kimdi?Who was the greatest philosopher that ever lived?
Bu bir yasadır, bu yüzden herkese uygulanır.This is a law, so it applies to everybody.
Bu onlar çocukken yaşadıkları evdir.This is the house in which they lived when they were children.
Bu onun yaşadığı evdir.This is the house in which he lives.
Yaşam için bu doğrudur.This is true to life.
Bu, amcamın yaşadığı evdir.This is the house where my uncle lives.
Bu, denizde yaşayan bir hayvan türüdür.This is a kind of animal that lives in the sea.
Bu, modern İngiliz yaşamın bir örneğidir.This is an instance of modern British life.
Bu, şairin çocukluğunda yaşadığı evdir.This is the house in which the poet lived in his childhood.
Bu onun yaşadığı ev.This is the house that he lives in.
Bu yaşadığım evdir.This is the house where I live.
Burası benim ilk günlerimi yaşadığım evdir.This is the house where I lived in my early days.
Çocukken yaşadığım ev burası.This is the house where I lived when I was a child.
Bu Amerikan yaşam tarzıdır.This is the American way of life.
Bu yaşlı adam gerçekten nehri yüzerek geçti.This old man actually swam across the river.
Bu ağaç, bu ormandaki en uzun ve en yaşlı olanıdır.This tree is the tallest and oldest in this forest.
Bu ağaç, öbürüyle aynı yaşta.This tree is the same age as that one.
Bu kitap size Amerikan yaşam tarzı hakkında net bir fikir verecektir.This book will give you a clear idea of the American way of life.
Bu kitap, İç Savaş sırasında Amerika'daki yaşamın iyi bir resmini verir.This book gives a good picture of life in America during the Civil War.
Bu kitap kaç yaşında!How old this book is!
Bu kitap İngiltere'deki yaşamı ele alır.This book deals with life in the United Kingdom.
Bu kitap beş yaşındaki bir çocuğun okuyabileceği kolaylıkta.This book is easy enough for a five-year-old child to read.
Bu yasanın yoksullara faydası olacaktır.This law will benefit the poor.
Bu yasayı ıslah etmeliyiz.We should reform this law.
Bu yasa herkes için geçerlidir.This law applies to everybody.
Bu yasa tüm durumlarda uygulanabilir.This law is applicable to all cases.
Bu yasa 1918 yılında çıktı.This law came into existence in 1918.
Bu masal yedi yaşındaki bir çocuğun okuması için yeterince kolaydır.This fairy tale is easy enough for a seven-year-old child to read.
Bu kış birçok fırtına yaşadık.We've had a lot of storms this winter.
Çok sert bir kış yaşadık.We've had a very hard winter.
Bunun son on yılda yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.I hear this is the coldest winter we have had in the past ten years.
Yasa, bu topraklar üzerinde herhangi bir gökdelenin inşasını yasaklar.The law forbids the building of any skyscraper on this land.
Bu kuş ne Japonya'da ne de Çin'de yaşar.This bird lives neither in Japan nor in China.
Bu kuş, ne Japonya'da, nede Çin'de yaşar.This bird lives neither in Japan nor in China.
Bu şehirde yaşamak zordur.This city is hard to live in.
Bu kasaba büyük bir yangın yaşadığında sen kaç yaşındaydın?How old were you when this town had the big fire?
Bölgede insanlar hiç yaşamadı.The region has never been inhabited by people.
Avlanmak bu alanda yasaklanmıştır.Hunting is prohibited in this area.
Bu adam çok, çok yaşlı.This man is very, very old.
Bu köyde çok sayıda yaşlı insan var.There are many old men in this village.
Bu köyde, onlar mutlu bir hayat yaşadı.In this village, they lived a happy life.
Bu nehir öylesine kirli ki, balıklar artık onun içinde yaşayamıyorlar.This river is so polluted that fish can no longer live in it.
Avcılık oyunu bu huzurlu vahşi doğada yasaklanmıştır.Hunting game is forbidden in this tranquil wilderness.
Bu hayatı yaşamaktan bıktım.I'm tired of living this life.
Bu alanda sigara içmek yasaktır.Smoking is forbidden in this area.
Bu yerleşim alanı yaşamak için rahat.This residential area is comfortable to live in.
Bu tür müzik, daha yaşlı insanların anlamakta zorluk çektiği bir şeydir.This kind of music is something that older people have difficulty understanding.
Bu çim üstüne oturmak için çok yaş.This grass is too wet to sit on.
Bazı tilkilerin burada bu dağda yaşadıklarını son zamanlarda öğrendim.We found out recently that some foxes live here on this mountain.