Pekin'e yakın bir şehirde yaşıyorlar.They live in a city close to Beijing.
Onlar bir evde yaşar.They live in a house.
Bugün oğlum dört yaşına giriyor.Today my son turns four years old.
Bugün dört yaşına giriyorsun.Today you turn four years old.
Bugün, on yaşına giriyoruz.Today, we turn ten years old.
Biz bir evde yaşarız.We live in a house.
New York'ta yaşıyoruz.We live in New York.
Biz ABD'de yaşıyoruz.We live in the United States.
O on sekiz yaşındayken Tokyo'ya geldi.She came to Tokyo when she was eighteen years old.
On yaşına kadar Hiroshima'da yaşadı.She lived in Hiroshima until she was ten.
Susuz yaşayamazsın.You can't live without water.
Yasalara uymak zorundasın.You have to abide by the laws.
En büyük erkek evladın kaç yaşında?How old is your oldest son?
Onun ablası benim ağabeyimden daha yaşlıdır.His older sister is older than my oldest brother.
Onun nerede yaşadığını bilmiyorum.I don't know where he lives.
Yaşlı insanlar kolay üşütürler.Old people catch colds easily.
Yaşlı insanlar kolayca soğuk alırlar.Old people catch colds easily.
18 yaşından küçükler evlenemez.People under 18 cannot marry.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemez.People under 18 cannot marry.
Yumi Ishiyama, Lyoko takımının en yaşlı üyesidir.Yumi Ishiyama is the oldest member of Team Lyoko.
İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamak istiyorum.I want to live in a world where people love one another.
Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.When Justin Bieber started his music career, he was fourteen years old.
Ben senin yaşındayken, Virgil ve diğerlerinin hepsini ezbere bilirdim.When I was your age, I knew Virgil and all the others by heart.
Artık bu tarafta yaşayamazsın.You can't live on this side anymore.
Yaşlı adam çok nazik.The old man is very kind.
Yaşlı adama bir araba çarptı ve derhal hastaneye götürüldü.The old man was hit by a car and was immediately taken to the hospital.
Ben bu tür bir hayatı yaşamaktan usandım.I'm tired of living this kind of life.
Annem babamdan daha yaşlı.Mom is older than Dad.
Tokyo'ya gelmeden önce on yıl boyunca Osaka'da yaşadık.We had lived in Osaka for ten years before we came to Tokyo.
Onun 40 yaşında olduğunu tahmin ettim.I guessed her to be 40 years old.
Tokyo'ya gelmeden önce Osaka'da on yıl yaşadık.We lived in Osaka for ten years before we came to Tokyo.
Altı yaşındaki birine sorun, altmış yaşındaki birine değil.Ask a six-year-old, not a sixty-year-old.
Bilim yaş ile otomatik olarak gelmez.Wisdom does not automatically come with age.
Bu evde hiç kimse yaşamıyor.Nobody lives in this house.
Altmış yaşındaki ev sahibim niye bir trambolin aldı?Why did my sixty-year-old landlord buy a trampoline?
Bu otelde yaşıyorum.I live in this hotel.
On iki yaş bir köpek için yaşlıdır.Twelve years old is old for a dog.
Bu kral ve kraliçenin yaşadığı saraydır.This is the palace the king and queen live in.
O yakında yaşıyor.She lives nearby.
O benden iki yaş daha genç.She is two years younger than I.
O İngiliz ama Hindistan'da yaşıyor.He's English, but lives in India.
O kadın benden çok daha yaşlı.That woman is much older than I am.
O burada mı yaşıyor?Does he live here?
Milano'da yaşıyorum.I live in Milan.
O bir apartman dairesinde yaşıyor.He lives in a flat.
O, bir köyde yaşıyor.He lives in a village.
Mikey on üç yaşında.Mikey is thirteen.
Burada yüzmek yasak.Swimming is prohibited here.
Yurt dışında yaşarken çeşitli tuhaf gelenekleri görmeye eğilimli olursun.While living abroad, you tend to see a variety of strange customs.
O, uzun bir hayat yaşamayacak.He won't make it to old age.
Yamanaka yaşına göre genç görünüyor.Yamanaka looks young for his age.
Yaşlı bir kişi geçmişle bugün arasında bir köprüdür.An old person is a bridge between the past and the present.
Onlar bir köşkte yaşamaktadırlar.They live in a mansion.
Ev halkı, aynı yaşam alanını ve parayı paylaşan bir gruptur.A household is a group that shares the same living space and finances.
Sonsuz yaşam istiyorum!I want eternal life!
Bu dünya için fazla yaşlıyım.I'm too old for this world.
İşte onun yaşadığı ev.Here's the house where he lived.
O genç görünüyor, ama o aslında senden daha yaşlıdır.She looks young, but she's actually older than you are.
Ne kadar yaşlanırsan, yeni bir dili öğrenmek o kadar zor olur.The older you get, the more difficult it becomes to learn a new language.
Orada ne kadar yaşadın?How long did you live there?