Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşlı adam kaçtı ama güçlükle.The old man escaped, but with difficulty.
Vahşi hayvanlar ormanda yaşarlar.Wild animals live in the forest.
Yabani hayvanlar ormanda yaşar.Wild animals live in the forest.
Muhalefet partisi gelir vergisini düşürmek için bir yasa tasarısı sundu.The opposition party put forward a bill to reduce income tax.
Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.The gentle-looking old man got up and gave his hand to me.
Bolluk içinde yaşayın.Live in affluence.
Ekstra bir yastığa ihtiyacım var.I need an extra pillow.
İktidar partisi vergi yasa tasarısını kabul ettirdi.The ruling party pushed its tax bill through.
Yoko artık yalnız yaşamayı imkansız buluyor.Yoko found it impossible to live alone any longer.
Kısacası, Sherlock yaşıyor.In brief, Sherlock lives.
Kısacası, yaşam kısadır.In a word, life is short.
Evlat edinilen çocuk, yeni ailesiyle mutlu bir yaşam sürdü.The adopted child lived a happy life with her new family.
Gelecek ay on yedi yaşında mı olacaksın?Will you be seventeen next month?
Sanırım şu andan itibaren bir yıl seninle birlikte yaşayacağım.I guess I'll be living with you a year from now.
Seneye on yedi yaşında olacağım.I'll be seventeen next year.
Modalar yaşlanır ve ölür.Fashions grow old and die.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Onlar yaşlandıklarında ebeveynlerime bakacağım.I'll look after my parents when they get old.
Bizim ebeveynlerimiz bizim tam karşımızdaki caddede yaşar.Our parents live right across the street from us.
Anne babam Kyoto'da yaşıyorlar.My parents live in Kyoto.
Annem ve babam yaşlı.My parents are old.
Ebeveynlerim Tom'la tekrar görüşmemi yasakladı.My parents forbade me to see Tom again.
Ailem bana yaşlılara saygı göstermemiz gerektiğini söyledi.My parents told me that we should respect the elderly.
Bizim yurt ısıtıcı problemleri yaşıyor.Our dorm's having heater problems.
Bitişikte yaşayan gence soralım.Let's ask the boy who lives next door.
Bitişikte yaşayan çocuk sık sık eve geç gelir.The boy who lives next door often comes home late.
Yandaki evde kim yaşıyor?Who lives in the house next door?
O, sonraki kasabada yaşıyor.He lives in the next town.
Göz yaşları onun yanaklarından aşağı yuvarlandı.Tears rolled down his cheeks.
Aşırı derecede soğuk bir kış yaşadığınızı duydum.I hear that you are having an unusually cold winter.
Trende sigara içmek yasaklanmıştır.Smoking is banned in the train.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.
Yaşlandıkça hipermetrop oluyorum.I'm getting farsighted as I get older.
Yaşlılık günlerim için para tasarruf ediyorum.I'm saving money for my old age.
Yaşlandığımda rahat etmek istiyorum.I want to live comfortably when I become old.
Yaşlandığında güvenlik istiyorsan, şimdi biriktirmeye başla.If you want security in your old age, begin saving now.
Yaşlı kadın ziyaretçiyi dikkatle inceledi.The old woman studied the visitor carefully.
Yaşlı adam ayaklarını sürüyordu.The old man was plodding along.
Yaşlı bir insanın düşünme tarzını değiştirmesi zor.It is hard for an old man to change his way of thinking.
Yaşlı adam bir araba tarafından ezildi.The old man was run over by a car.
Yaşlı insanların güçlü kalması önemlidir.It is important for old people to stay strong.
Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.An old man sat surrounded by his grandchildren.
Yaşlı bir adam aniden benimle konuştu.An old man spoke to me suddenly.
Yaşlı olmasına rağmen, o hala çok canlıdır.Although old, he is still very much alive.
Yaşlı bir adam için, yaşam şeklini değiştirmek zordur.It's hard for an old man to change his way of living.
Mümkün olduğunca yaşlılara karşı nazik olmalıyız.We must be as kind to old people as possible.
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
Yaşlı insanların konuşacak birine ihtiyaçları vardır.Old people need someone to talk to.
Bana yaşlı bir adam tarafından kilisenin nerede olduğu sorulduğunda, onu gösterdim.When I was asked by an old man where the church was, I pointed it out.
Yerini yaşlı adama teklif etmesi, onun nazik bir davranışıydı.It was civil of him to offer his seat to the old man.
Yaşlı insanlar için daha fazla ulusal hastaneler olmalıdır.There should be more national hospitals for old people.
Yaşlı bir aptal gibi aptal yoktur.There is no fool like an old fool.
Duvarda yaşlı bir adamın portresi asılıydı.A portrait of an old man was hanging on the wall.
Yaşlı adam şapkası için etrafına bakındı.The old man looked about for his hat.
Yaşlı adam parasını yer altında saklamaya çalıştı.The old man tried to hide his money under the ground.
Yaşlı insan sık sık gençliğine geri bakar.The old man often looks back on his youth.
Yaşlı adam orada tek başına yaşadı.The old man lived there by himself.
Yaşlı adam çocuğa barınak verdi.The old man gave the child shelter.
Yaşlı adam habere şaşırmış görünüyordu.The old man looked surprised at the news.
Yaşlı adam yapayalnız oturdu.The old man sat all alone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod