Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun oğlu sekiz yaşında.His son is eight years old.
Onun yaşı nedir?What is his age?
Onun yaşını göz önüne alırsak, öyleyse onu icraatları için suçlayamazsın.If you consider his age, then you can't blame him for his actions.
Yaşını dikkate alsan iyi olur.You had better take account of his age.
Onun yaşlı kedisi hâlâ hayatta.His old cat is still alive.
Sonunda gizli yaşamı açığa çıktı.His secret life came to light at last.
Onun giysileri yaşına uymadı.His clothes didn't match his age.
Kızı doğduğunda, o yedi yıl boyunca Nagano'da yaşıyordu.He had been living in Nagano for seven years when his daughter was born.
Onun sözü yasadır.His word is law.
Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.His niece is attractive and mature for her age.
O, senden iki yaş daha büyüktür.He is two years older than you.
O, yalnız seyahat etmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to travel alone.
O, bir araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive a car.
O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.He died last year of old age.
Benim iki katım kadar yaşlıdır.He is twice as old as I.
O bana amcamın nerede yaşadığı sordu.He asked me where my uncle lived.
Ormanda tek başına yaşıyor.He lives by himself in the woods.
Japonya'ya on yaşında bir çocukken geldi.He came to Japan when he was a boy of ten.
O, on yaşından önce üç kez evden kaçtı.He ran away from home three times before he was ten.
O, on yıl önce burada yaşadı.He lived here ten years ago.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O on iki yaşında. O yaşına göre uzun boylu.He is twelve years old. He is tall for his age.
O, burada bir hafta yaşadı.He has lived here for one week.
O, bu romanı yirmi yaşında yazdı.He wrote this novel at twenty.
Bu kitabı yirmi yaşında yazdı.He wrote this book at the age of twenty.
O, yirmili yaşlarının başındadır.He is in his early twenties.
22 yaşında üniversiteden mezun oldu.He graduated from college at the age of 22.
O, iki yıldır burada mı yaşıyor?Has he lived here for two years?
Neredeyse otuz yaşındayken öldü.He died when he was scarcely thirty.
Otuz yaşına kadar resim yapmaya başlamadı.He didn't start to paint until he was thirty.
O, otuz yaşına girmeden önce resim yapmaya başladı.It was not until he was thirty that he started to paint.
O otuz yaşına kadar o bir yazar olmaya karar vermedi.He did not decide to be a writer until he was thirty.
Otuz yaşında kendini öldürdü.He killed himself at the age of thirty.
O otuz yaşında intihar etti.He killed himself at the age of thirty.
O, otuzlu yaşların başlarındadır.He is in his early thirties.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
Üç yaşında Tokyo'ya geldi.He came to Tokyo at the age of three.
Üç yıldır Kobe'de yaşıyor.He has lived in Kobe for three years.
O yaklaşık olarak 40 yaşında.He is about forty.
O aşağı yukarı 40 yaşında.He is about forty.
O takriben 40 yaşında.He is about forty.
O, kırk yaşındayken enerjisini kaybetmiş olduğunu söyledi.He said he had lost his vigor at forty.
O kırk yaşına geldi.He arrived at the age of 40.
O, kırk yaşını biraz geçti.He is a little over forty.
Beş yaşından beri burada yaşıyor.He has lived here since he was five years old.
O beş yıl önce Tokyo'ya geldi, yani o on iki yaşındayken.He came to Tokyo five years ago, that is to say, when he was twelve years old.
60 yaşında şirketten emekli oldu.He retired from the company at the age of 60.
60 yaşından fazla olmasına rağmen o hala genç görünüyor.Though he is more than sixty years old, he looks young.
O, yetmiş yaşında öldü.He died at the age of seventy.
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.He lost his parents at the age of seven.
O, seksen yaşına kadar yaşadı.He lived to be eighty years old.
O sekiz yaşında.He is eight.
O'sizden sekiz yaş daha yaşlıdır.He is older than you by eight years.
Onun doksan yaşına kadar yaşaması muhtemel.He is likely to live to be ninety.
O, oradaki erkek çocuktan daha yaşlıdır.He is older than the boy who is over there.
O, orada şu evde yaşıyor.He lives in that house over there.
O, bir apartman dairesinde tek başına yaşıyor.He lives alone in an apartment.
O, Afrika'da iken sık sık aralarında yaşadığı insanlardan bahsederdi.He would often talk about the people he had lived among while he was in Africa.
O, karşı koyamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to resist.
O, yürümek için çok yaşlıydı.He was too old to walk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod