Ana içeriğe geç
Sözlük

yas ile cümle

yas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanlar Mars'ta yaşayamaz.Humans can't live on Mars.
İnsan gıda olmadan 40 gün kadar yaşayabilir fakat susuz en fazla 7.Human beings can live up to 40 days without food, but no more than 7 without water.
Biz gıda olmadan yaşayamayız.We cannot exist without food.
İnsanlar dünyanın her yerinde yaşıyorlar.People are living in all parts of the world.
İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment.
İnsanlar köylerde yaşıyordu.People lived in villages.
O, yaşamın gizemli olduğunu kabul ediyorum.That life is mysterious, I admit.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.The best time of life is when you are young.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.The best time of life is when we are young.
Yaşam yolunda dönüş yoktur.There is no returning on the road of life.
Yaşam herhangi bir kitaptan daha ilginçtir.Life is more interesting than any book.
Onlar sık sık yaşamın kısa olduğunu söylerler.They often say that life is short.
Yaşam fırsatlarla doludur.Life is full of chances.
Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.Life is a long and winding road.
Eğer su olmasa canlılar yaşayamaz.If it were not for water, no living things could live.
Su olmadan hiçbir şey yaşayamadı.Without water, nothing could live.
Su olmasa yaşayamayız.If it were not for water, we couldn't live.
Su olmasaydı yaşayamazdık.If it were not for water, we couldn't live.
Eğer su ve tuz olmasa biz yaşayamayız.If it were not for water and salt, we could not live.
Susuz yaşamak imkansızdır.It is impossible to live without water.
Su yaşam için elzemdir.Water is essential to life.
Ben birkaç yıl önce Tokyo'da yaşadım, ama şimdi Kyoto'da yaşıyorum.I lived in Tokyo a few years ago, but now I live in Kyoto.
Hükümet yasadışı yabancıları yasaklamanın bir parçası olarak kovuyor.The government is expelling illegal aliens as part of a crackdown.
Dürüst yaşlı adam zengin oldu.The honest old man became rich.
O yaşamamalı.He must not live.
Uyku, yaşamı korumak için gereklidir.Sleep is essential for the preservation of life.
Yaşadığı sürece onun iyilikseverliğini unutmadı.She did not forget his kindness as long as she lived.
Yaşadığım sürece seni asla unutmayacağım.I'll never forget you as long as I live.
Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır.While there is life, there is hope.
Yaşamak, acı çekmektir.To live is to suffer.
Yaşam biçimini neden koşullara uydurmuyorsun?Why don't you adapt your way of life to circumstances?
Yaşam standartları daha yüksek olmalı.Living standards should be higher.
Yaşama maliyetleri yükseliyor.Living costs are getting higher.
Yaşamanın maliyeti sürekli yükseliyor.The cost of living is going up continuously.
Bizim yaşam giderlerini azalttık.We cut our living costs.
Yaşam tarzların değiştirmek için insanları ikna etmek zordur.It is very difficult to persuade people to change their life style.
Yaşayanların sayısı ölülerinkinden daha azdı.The number of the living was smaller than that of the dead.
Öğrencilerin yaşı 18 ile 25 aralığındadır.The students range in age from 18 to 25.
Yaşamın nasıl ve ne zaman başladığı hala bir gizemdir.How and when life began is still a mystery.
Yaşamın kökeni hakkında birçok teoriler vardır.There are many theories about the origin of life.
Diğer gezegenlerde yaşam olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if life exists on other planets.
Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.I would like to live in the quiet country.
Shizuoka'da yaşamak için geldiğimden beri on yıl oldu.It is ten years since I came to live in Shizuoka.
Bir zamanlar İngiltere'de çok kötü bir kral yaşarmış.Once there lived a very wicked king in England.
Bir zamanlar küçük bir adada yaşlı bir kadın yaşıyordu.Once there lived an old woman on a small island.
Uzun zaman önce, küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.A long time ago, there lived an old king on a small island.
Bu şehirde bir zamanlar zengin bir adam yaşardı.There once lived a rich man in this town.
Bir zamanlar bu adada yaşlı bir adam yaşarmış.There once lived an old man on that island.
Bir zamanlar, güzel bir prenses yaşıyordu.Once upon a time, there lived a beautiful princess.
Uzun zaman önce küçük bir adada yaşlı bir kral yaşarmış.Long, long ago, there lived an old king on a small island.
Uzun zaman önce köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man in a village.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Uzun uzun zaman önce güzel bir kız yaşardı.Long long ago, there lived a pretty girl.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın yaşardı.Once upon a time, there lived a poor man and a rich woman.
Tehlikede olan deniz yaşamını korumak için bir fon kuruldu.A fund was set up to preserve endangered marine life.
Geçen ay bizim yirmi yaşındaki kızımız bir kız bebek dünyaya getirdi.Last month our twenty-year-old daughter gave birth to a baby girl.
Tahminimce bizim öğretmen elli yaşın üzerinde.I guess our teacher is over fifty years old.
Bizim öğretmen yakında yaşıyor.Our teacher lives close by.
Savaş çıktığında o Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Savaş patlak verdiğinde, o, Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod