yarattık ile cümle
yarattık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.Можете да си представите паниката, която това би предизвикало в нюзрума на Fox.
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.Можете себе представить, какую панику это бы посеяло в отделе новостей Fox.
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.Можете собі лише уявити, яку паніку вони здійняли в редакції Fox.
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.עכשיו אתם יכולים לדמיין את הפאניקה שהתרחשה בחדר החדשות של פוקס.
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.و الآن يمكن تصور الهلع الذي كان من الممكن أن يتولد في غرفة الأخبار في فوكس.
Şimdi Fox haber merkezinde yarattıkları paniği hayal edebilirsiniz.想像できますね 「おい どうすりゃいいんだ?
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.시간에 걸친 분기들을 가지지만, 이렇게 3차원 공간을 형성합니다.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Ahora tenemos divergencia en relación al tiempo, pero hemos creado la tercera dimensión de área.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.A teraz to zmiany w czasie i przestrzeni.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Avem diversificarea în timp, dar am creat şi a treia dimensiune a zonei.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Jetzt haben wir die Abweichung, aber wir haben eine dritte Dimension des Ortes erstellt.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Là on a les divergences dans le temps, mais on a créé la troisième dimension de la zone.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Nu har vi divergens over tid, men vi har skabt en tredje dimension over området.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Nu hebben we divergentie in de tijd, maar we er de derde dimensie van het gebied aan toegevoegd.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Olemme lisänneet alueen kolmanneksi ulottuvuudeksi.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Ora abbiamo le divergenze nel tempo, ma abbiamo creato una terza dimensione dell'area.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Сега имаме разклонение с времето, но сме създали третото измерение - район.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.Теперь у нас есть временная дивергенция, но мы создали третий параметр площади.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.עכשיו, יש לנו פילוג מעבר לזמן, אבל יצרנו מימד שלישי של שטח. זוהי תוכנת מחשב
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.الآن لدينا تحول مع مرور الوقت، لكن شكلنا البعد الثالث للمساحة.
Şimdi ise, yine zaman boyunca dağılım var, ama üçüncü boyut olarak coğrafi bölgeyi de yarattık.こんなコンピュータープログラムです
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Chúng ta khiến ngươi sống thành các dân tộc và bộ lạc để các ngươi có thể học hỏi lẫn nhau."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Kami menciptakan anda menjadi bangsa dan suku sehingga anda dapat saling belajar satu sama lain."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""네가 다른 사람들로부터 배울 수 있도록 우리는 너를 국가와 무리 속에 있게 하였다."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Les convertimos en naciones y tribus para que pudieran aprender el uno del otro."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Nemzeteket és törzseket alkottunk belőletek, hogy tanulhassatok egymástól."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Nous vous avons créé en nations et en tribus pour que vous puissiez apprendre les uns des autres."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Podzieliliśmy Was na narody i plemiona, byście mogli się od siebie uczyć."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Sformovali sme vás do národov a kmeňov, aby ste sa mohli učiť jeden od druhého."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Transformámos-vos em nações e tribos "de modo a poderem aprender uns com os outros."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""V-am împărțit în națiuni și triburi ca să puteți învăța unii de la alții."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Vi abbiamo diviso in popoli e nazioni perché possiate imparare l'uno dall'altro."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Vi gjorde er till nationer och stammar så att ni kunde lära av varandra."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Vytvořili jsme vás jako národy a kmeny, aby jste se mohli učit jeden od druhého."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""We schiepen jullie tot landen en volken zodat je van elkaar zou kunnen leren."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Wir haben euch in Völker und Stämme geteilt, damit ihr voneinander lernen könnt."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Δημιουργήσαμε έθνη και φυλές ώστε να μάθετε ο ένας από τον άλλο."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Ми зробили вас народами і племенами, щоб ви повчались один в одного."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Мы сделали вас народами и племенами, чтобы вы знали друг друга."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""Създали сме ви в нации и племена, така че да може да се учите едни от други."
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""עשינו אתכם לעמים ושבטים כדי שתוכלו ללמוד אחד מהשני".
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""وجعلناكم شعوباً وقبائل لتعارفوا" (ويمكنكم التعلم من بعضكم البعض)
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz."人は民族に属している" どんな信念であるかに関係なく 私の中で
Siz, şu anda, benzin milleri alıyorsunuz. Ve biz elektrik millerini yarattık.Heutzutage kauft man Benzinmeilen, und wir haben 'elektrische Meilen' geschaffen.
Siz, şu anda, benzin milleri alıyorsunuz. Ve biz elektrik millerini yarattık.Днес купувате петролни мили, а ние създадохме електрически мили.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.A pak použijí tyto emoce, aby dali nový rozměr světům, které tvoří.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Apoi se folosesc de aceste emoţii pentru a dimensionaliza lumile pe care le creează.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Az érzelmeket használják arra, hogy mélységet adjanak az általuk alkotott világnak.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Ces émotions permettent de créer des mondes réalistes.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Dann verwenden sie diese Emotionen als Stützen für die von ihnen erschaffene Welt.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Deze emoties gebruiken ze om de werelden die ze maken vorm te geven.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Kemudian mereka menggunakan emosi ini untuk menghidupkan dunia yang mereka ciptakan.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.그들은 이 감정을 이용해 자신들이 만드는 세계를 입체화 한다.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Poi usano queste emozioni per definire i mondi che creano.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Używają tych emocji by nadać tworzonym przez siebie światom głębszy wymiar.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Và sau đó họ dùng những cảm xúc đó để phân chiều thế giời mà họ tạo ra
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Και χρησιμοποιούν τα αισθήματα αυτά για να δώσουν διάσταση στους κόσμους τους.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Използват тези емоции, за да материализират създадените от тях светове.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Они пользуются этим, что-бы придать глубину миру, который они создали.
Sonra da bu duyguları yarattıkları dünyalara farklı boyutlar katmak için kullanıyorlar.Тож вони використовують емоції, надаючи вимір світам, які створюють.