yarattık ile cümle
yarattık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fiber optik kablosunu makaraya saran küçük robotlar yarattık.Ми взяли створених нами маленьких роботів, які тягли за собою оптоволокно.
Fiber optik kablosunu makaraya saran küçük robotlar yarattık.Мы взяли созданных нами небольших роботов, которые тянут за собой оптоволокно.
Fiber optik kablosunu makaraya saran küçük robotlar yarattık.לקחנו רובוטים קטנים שיצרנו אשר כרכו סיב אופטי.
Fiber optik kablosunu makaraya saran küçük robotlar yarattık.آخذين معنا الات صغيرة كنا قد صنعناها متصلة بألياف بصرية
Fiber optik kablosunu makaraya saran küçük robotlar yarattık.作り 持ち込んだのです 当時まだ謎に包まれていた
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.우리가 농담삼아 "당신의 내부에서 찾기"라고 일컫는 7주짜리 정서 지능에 관한 교육 프로그램도 만들었습니다.
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.7週間のカリキュラムも作成しました 私たちは冗談でこれを「自分の内面探し」と呼んでいます 想像以上にまじめなものです
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.Ми навіть створили семитижневу програму емоційної обізнаності, яку жартома називаємо "Пошуки в собі".
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.יצרנו תכניות לימודים בת שבעה שבועות על אינטלגנציה רגשית, שאנו מכנים בצחוק "חיפוש בתוך עצמך".
Hatta duygusal zeka üzerine şakadan "Kendi İçinde Arama" dediğimiz yedi haftalık bir eğitim programı yarattık.نحن وضعنا منهجاً مكون من سبع أسابيع عن الذكاء العاطفي، الذي نسمية مازحين " البحث داخل نفسك".
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.Google 핫팟도 생겼어요.
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.Ook hebben we Google Hotpot gemaakt.
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.También hemos creado Google Hotpot.
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.Valamint létrehoztuk a Google Hotpot-ot is.
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.Мы даже создали для этого новый инструмент!
Hatta, Google Hotpot'ı bile yarattık.お店の評価、保存、共有が すごく簡単にできるんだ
Hayattayken yarattıkları içeriklere dayanarak, canlıya çok yakın bir şekilde davranabilselerdi?그들이 살아있을 때 만들었던 컨텐츠를 바탕으로 실제와 같은 대화를 하는 것 말이에요.
Hayattayken yarattıkları içeriklere dayanarak, canlıya çok yakın bir şekilde davranabilselerdi?ולתקשר בדרך מאוד מציאותית בהתבסס על כל התוכן שהם יצרו בזמן שהיו בחיים.
Hayattayken yarattıkları içeriklere dayanarak, canlıya çok yakın bir şekilde davranabilselerdi?في التفاعل بطريقة شبه حية اعتمادا على كل المحتويات المنشأة حين كانوا على قيد الحياة.
Hayattayken yarattıkları içeriklere dayanarak, canlıya çok yakın bir şekilde davranabilselerdi?まるで生きているかのように話せたらどうでしょう? 私たちが使っているデータの量と
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.És tudom, hogy mindnyájan láttunk már dermesztő képeket a tragédiákról, melyeket ezen a bolygón követtünk el.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.또 저는 우리모두가 우리 행성에서 저지르고 있는 비극들에 관한, 우리를 무감각 하도록 만들기에 충분한 정도의 이미지들을 보았다는 것을 알고 있습니다.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.Și știu că am văzut cu toții imagini șocante ale tragediilor pe care le provocăm pe planetă.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.Wiem, że widzieliście dość dużo obrazów tragedii, by stać się obojętnymi.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.Wir alle haben genug betäubende Bilder von den Tragödien gesehen, die wir auf unserem Planeten anrichten.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.ואני יודע שכולנו כבר ראינו תמונות שיכולות לעשות אותנו כבר חסרי תחושה, של טרגדיות שאנחנו יוצרים על כדור הארץ.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.وأنا أعلم أننا رأينا مايكفي من الصور لتجعلنا مخدرين من المآسي التي ارتكبت على كوكب الأرض.
Hepimiz, bizi hissizleştirmeye yetecek kadar trajedi yarattık ve gördük şu dünya üzerinde.感覚が狂ってしまうほど見聞きしてきたでしょう まるで欲ばりの子供じゃないでしょうか?
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Acestea amândouă proiectează pe presupunerea că oamenilor le place să creeze și că vrem să împărtășim.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos desenham com base na suposição de que as pessoas gostam de criar e que gostamos de partilhar.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos diseñan suponiendo que a la gente le gusta crear y que queremos compartir.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide ontwerpen ze op basis van de veronderstelling dat mensen graag ontwerpen en dat we willen delen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide vertrauen darauf, dass Menschen gerne Dinge erschaffen und dass wir gerne teilen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Cả 2 đều thiết kế vì giả định rằng mọi người thích tạo ra và chúng ta muốn chia sẻ.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Entrambi presumono nel progettare che alle persone piace creare e che vogliamo condividere.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ils partent tous deux du présupposé que les gens aiment créer et que nous voulons partager.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Keduanya dirancang dengan asumsi orang suka berkarya dan suka berbagi
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.둘 다, 사람들은 창조하기 좋아하고 공유하고자 한다는 가정 위에 설계되어 있습니다.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Mindkettő azzal a feltevéssel számol, hogy szeretünk alkotni és meg akarjuk osztani.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba jsou vytvořeny za předpokladu, že lidé rádi tvoří a chtějí sdílet.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba opierają się na założeniu, że ludzie lubią tworzyć i pokazywać swoje dzieła.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Obe z nich vychádzajú z predpokladu, že ľudia radi tvoria a že chceme zdieľať.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Και τα δύο σχεδιάζουν υπό την προϋπόθεση οτι οι άνθρωποι αρέσκονται στο να δημιουργούν και να μοιράζονται.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.И двете разчитат на идеята, че хората обичат да създават и да споделят.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Оба созданы на том основании, что людям нравится творить и нравится делиться сделанным.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Обидва існують завдяки тому, що людям подобається щось створювати та ділитися цим з іншими.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.שניהם מכוונים להנחה שאנשים אוהבים ליצור ושאנו רוצים לחלוק.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.كل من هذه يصمم بفرضية أن الناس يحبون أن يصنعوا وأننا نحب أن نشارك.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.共有したいと思うことを前提にデザインされています これらの間の決定的な違いが何かというと
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Amikor létrehozták, még Senator Obama volt a neve. Később változtatták meg.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.APlease get FISA right.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Cuando fue creado era Senador Obama. Luego le cambiaron el nombre.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.De groep heette eerst Senator Obama, maar veranderden ze de naam.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Đó là thượng nghị sĩ Obama mà họ đã tạo nên. Họ đã đổi tên sau đó
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Era senatorul Obama cand l-au creat. I-au schimbat numele mai tarziu.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Es war Senator Obama als sie sie erstellt haben. Sie haben den Namen später geändert.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.'제발 FISA를 제대로 해주세요'.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Ils ont changé le nom après.
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Please Get FISA Right (FISAをどうかちゃんとしてくれ)
İlk yarattıklarında "Senatör Obama" yazıyordu; sonradan bu "Başkan Obama"ya dönüştü.Quando o criaram, era o Senador Obama.