Doğa yasaları olarak bilinen her şeyin Allah'ın yaratımına uygun olduğunu öne sürer.He realizes it is the whole creation as designed by God before God decreed it to exist.
Benim yolum dünyanın daha taze bir algılanmasının yaratımına doğrudur.My path leads to the creation of a fresh perception of the world.
İlk olarak dizi fikri, yaratımcıları olan Dana Min Goodman ve Julia Wolov'dan gelmiştir.The series was created by Dana Min Goodman and Julia Wolov.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.Due to creative differences, both Criss and Frehley had departed the group by 1982.
Film bir tiyatro oyununun sonunda açılır ve yaratım sürecini irdelemeye başlar.The film begins with the end of a play, and the story explores the process of creation.
İlk yarısı yaratım süreci hakkında bilgi vermektedir.The diary contains information on the framing.
Fakat kölelerin değer yaratımı, efendilerin değer yaratımından farklıdır.The devotees of other Godmen are no less confident and sure of the divinity of their own master.
Çeşitli konularda işbirliğine girebilirler; fikir, bilgi, içerik, tasarım ve ürün yaratımı gibi.They can collaborate with them on the creation of ideas, knowledge, content, designs and product.
Bu yaratım sürecine pek de yardımcı değildi.It was not very conducive to innovation.
Satıcılar ve tedarikçilerle büyük bir ortak yaratım vardı.There was a co-creation, a huge co-creation, with vendors and suppliers.
Bu tamamen yerçekimi yaratımına ve çoğaltımına dair farklı bir anlayışın idrakı ile başlar.It all starts with a new understanding of the creation of gravity and the ability to replicate it.
Bu, olduğumuz kişi, yaşam tarzımız ve elbette yaratım şeklimizdir.It's who we are, it's how we live, and of course, it's how we create.
"Maddenin Yaratımının Evrensel Düzeni"The Universal Order Of Creation Of Matters
Çekimsel alanların yaratım biçimi basittirGravitational fields are created very simply.
Hazırlanmış tablo yaratımıPrepared table creation
Şüpheli bir şey oldu, yığın yaratımı başarısız, üzgünüm.Unknown error, stack creation failed.
Sahnenin ve karakterlerin çoğu tamamen yeşil ekran ve CGI yaratımlarıydı.The bulk of the scenery and characters were entirely green screen and CGI creations.
Ardından, birkaç yıl boyunca, yaratımını güzelleştirmek için çeviriler ve şiir üzerinde çalıştı.Then, for several years, he worked on translations and poetry to refine his creation.
Guarani yaratım efsanelerinin çoğundaki birincil figür, tüm yaratılışın yüce tanrısı Tupã'dır .The primary figure in most Guarani creation legends is Tupã, the supreme god of all creation.
Doğa yasaları olarak bilinen her şeyin Allah'ın yaratımına uygun olduğunu öne sürer.Gott ist unerkennbarer Geist jenseits von Sein und Wesen, der durch den Logos der Schöpfer von allem ist.
İlk yarısı yaratım süreci hakkında bilgi vermektedir.Bei der ersteren werden Erbinformationen über den Mechanismus der Fortpflanzung weitergegeben.
Film bir tiyatro oyununun sonunda açılır ve yaratım sürecini irdelemeye başlar.La película comienza con el final de una obra y la historia explora el proceso de la creación.
Bu yeni teknik kendisine gelenekten tamamen farklı bir biçimde yaratımlarını ifade etme yolunu açtı.Esta técnica le permitió expresarse de una forma diferente de la tradicional.
Kurucu iktidar kavramı, en genel anlamda, bir yaratım özgürlüğüne işaret eder.Un libertador, en un sentido amplio, es el que da libertad.
Nathan Never ise üçlünün kendi yaratımı olan tek çizgiromandır.Maria è anche l'unico ricordo che Shadow ha del suo passato.
Bellek yaratımındaki amaç, insanların toplum içindeki kurallı yaşama uyum sağlamalarıdır.Моя миссия - создавать творения, которые согревали бы человеческие души.
Film bir tiyatro oyununun sonunda açılır ve yaratım sürecini irdelemeye başlar.Мультфильм заканчивается большой вечеринкой, а территория рощи становится заповедником.
Peter Nowalk'ın yaratımcısı olduğu dizinin yapımcılığını Shonda Rhimes, dağıtımını ise ABC Studios üstlendi.المسلسل من صناعة بيتر ناووك، وأنتجته شوندا رايمز وتوزيع استديوهات أي بي سي.
Sanatçı, sanat eseri yaratımına bilinçli olarak katkıda bulunan bir kişidir.Autorem jest osoba fizyczna, która wniosła twórczy wkład do utworu.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.På grund av kreativa meningsskiljaktigheter hade både Criss och Frehley lämnat bandet 1982.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.Через творчі розбіжності Крис і Фрейлі покинули гурт до 1982 року.
İlk olarak dizi fikri, yaratımcıları olan Dana Min Goodman ve Julia Wolov'dan gelmiştir.Tvůrci seriálu jsou Dana Min Goodman a Julie Wolov.
İlk yarısı yaratım süreci hakkında bilgi vermektedir.A terepi munka a műszer tájékozásával kezdődik.
Peter Nowalk'ın yaratımcısı olduğu dizinin yapımcılığını Shonda Rhimes, dağıtımını ise ABC Studios üstlendi.TV-serien ble skapt av Peter Nowalk, produsert av Shonda Rhimes og distribuert av ABC Studios.
Peter Nowalk'ın yaratımcısı olduğu dizinin yapımcılığını Shonda Rhimes, dağıtımını ise ABC Studios üstlendi.Serial ini dibuat oleh Peter Nowalk, dan diproduksi oleh Shonda Rhimes dan ABC Studios.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.Do sự bất đồng quan điểm trong việc sáng tác, Ace Frehley và Peter Criss đã rời nhóm vào năm 1982.
Benim yolum dünyanın daha taze bir algılanmasının yaratımına doğrudur.나의 길은 세상에 대한 새로운 지각을 창조하는 것으로 나아간다.
Sistemin ikinci boyutu ise çevrim içi işlevsel yaratımların oluşturulabilmesidir.활동전위의 두 번째 이점은 활동전위가 생성되는 방법이다.
Dawkins bu bölümde Tanrının yaratım sürecine aynı modeli uyguluyor.V tomto diele má Metatron postavenie takmer zhodné s postavením Boha.
Yaratım sürecindeki farklılıklar nedeniyle 1982'de Criss ve Frehley gruptan ayrıldı.Loominguliste lahkarvamuste tõttu lahkusid Criss ja Frehley 1982 bändist.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Consiste nel creare, ed é maggiormente visibile quando lo guardiamo come una nuova forma di competizione.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Creează, și e cel mai evident când o percepem ca pe o nouă formă de competiție.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Es ist das Schaffen und am sichtbarsten wo wir es als neue Wettbewerbsform sehen.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Está a criar — e é mais visível quando o vemos assim — uma nova forma de concorrência.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Het creëert, en is het meest zichtbaar als we het zien als een nieuwe vorm van concurrentie.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.기존 사업 분야와의 새로운 경쟁 구도로 파악해보면 아주 잘 드러납니다.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.P2Pネットワークは音楽業界を猛攻撃していますし;
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Si está creando, y es más visible cuando lo observamos como una nueva forma de competencia.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Tworzy i jest najbardziej widoczne, gdy postrzegamy je jako nową formę konkurencji.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Он созидающий, и наиболее очевиден, когда мы рассматриваем его как новую форму конкуренции.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.Той създава, и е най-осезаем, когато го видим като нова форма на конкуренция.
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.היא מתגבשת; ובבהירות, כשנתפסת כצורת תחרות:
Bu bir yaratım, ve en çok rekabetin yeni bir biçimi olarak düşündüğümüz zaman görünür hale geliyor.إنها صانعة، وهي الأكثر وضوحاً حينما نراها، كشكل جديد للمنافسة.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Descubrimos los principios creadores del mundo y perseguimos la verdad.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Selvitämme, miten maailma toimii, ja etsimme totuutta.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Sveliamo i principi creativi di questo mondo, inseguendo la verità.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Ujawniamy prawa kreowania tego świata i szukamy prawdy.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Usamos os princípios criativos deste mundo e buscamos a verdade.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Vi blotlægger verdens skabende principper og søger sandheden.
Bu dünyanın yaratım ilkelerini açıga çıkarıp gerçegi ararız.Vi blottlägger världens grundprinciper och söker sanningen.